|
MEVLÂNA’yım ben!
Gelenlere soranlara
Gönülden inananlara
Söylemek vazifem
(Soru: İmanın, evvela kalp temizliği olup olmadığı hakkında bizi aydınlatır
mısınız?)
Gönlü pak olmayan kulun
İmanı hak olmaz
İman, gönlün yıkanmış
şeklidir
Günün konusu
Kula kanı olsun diye verdim
Suyun akması nedir?
Berrak akması için ne gereklidir?
Yatağın temiz olması
İman; su, Yatağı;
gönül
Olsun da gönlüm temiz
İbadetim yumağıma borç kalsın
Bu muydu
sorulan?
Her fırsatta denilen?
(‘Ben ALLAH’ım’ demenin gerçek anlamı nedir?
HALLACI MANSUR gibi)
Bilirse de yumağına mal etmez. Açık.
Ben neyim?
Allah’ımın nuru değil miyim?
O'ndan bir parça değil miyim?
Ben O'ndanım dersem
Yalan mı söylemiş
olurum?
Dünyada olanın bedeni mi mani?
Geldik nereden?
Döndük nereye?
Geldiğimiz yerden
Nur olarak geldik
Bedene girdik
Dönüşte bedeni
bıraktık
Nur olarak döndük
Demek ki; Nuru bedene hapsettik
Elbet hapseden
biz değil
İşte ince bir nokta
Bedene hapsettiğin
Seni vardırmaz.
Anlaşılmadı.
Nuru bedene aldın
Varlığını bildin mi?
Bilirsin, ne ile?
Yaratanı, yaratılanı seversin
İşte o zaman
Verilen nuru görmüş olursun
Sevdiğin müddetçe kullanmış olursun
Yaratanı bilmezsen
Yaratılanı
sevmezsen
Nurunu bedene hapsetmiş olursun
O zaman;
'Ben ALLAH’ım' diyene şaşar kalırsın
(İçki haram mıdır? Haramsa kimler için haramdır?)
OSMAN’dan söz aldım
Hz.OMAR’a danıştım
HACI BEKTAŞ VELİ Hazretlerinden sordum
Dolaştım, hepsinden danıştım
(Siz fani iken içtiniz mi?)
Ben günümde içtim
Niyetimi açayım
Danıştığımı seçeyim
Denir ki;
Yasaktan kaçının
Allah’ım;
Kimseden
kimsenin hakkı sorulmadıkça
Kimse kimsenin nasibine el sürmedikçe
Kimse
kimsenin nafakasını almadıkça
Yasak neden?
Nafaka dedim
Yalnız
yiyecekten değil
Huzurunu bozdunmu
Kuluna söz ettinmi, kaçın
Unutulmasın, sohbet yol göstericidir
Sohbet ile kurulan sofra
Huzura yol
açar
Yolumuz aşırı olanlardan kaçar
Her şeyi güzel, yerinde dedim
Sedef
rahle baş odada
Hamam tokmağı hamamda
Ne o burada, ne bu orada olmaz
Aymayı bilenlerle
Bahçeye girenlerle beraberiz
Nehirden indik
Deryaya vardık
Gönül bahçelerinden
Gülleri derdik
Sepet sepet dağıttık
Kullara el verdik
Elele verdik
Sevgiyi kurduk
Aşmayı dilediğimiz duvarı
Çoktan aştık
Hepinizin gönüllerini
Gönülle bulduk
Yaprakla bezendi dallar
Petekler dolu ballar
Yediğimiz elmalar
Tadına verenin adını bağlar
Anlamak size düşer
Balın tadını, gülün
rengini
Kulun dengini kim verir?
(‘ALLAH’ım.’ denilir) Elbet
Kula yemek
düşer
Ne sorulur yenilir mi, içilir mi?
Saate bakılmasın
Vaktimiz
ölçülmesin
Gidiş, dönüştür
Layık olan gelir
Meclisimizde bulunur
Kızmak
haddimiz değil
Allah’ımın emrine amadeyiz
Yolumuz buluşur
Derdi ile halleşir
Gönülde soranın deyişine uyulur
Ateşten gömlek giymez
Buzu bedene sarmaz
Dediğimi bilir, sorusunu alır
Asmanın budanması neden?
Verimi bol olsun diye
Budanmazsa dalı uzar
Meyvesi kıt olur
Çeşmeden su alırsın
Destini doldurursun
İçmesi nasipse,
içebilirsin
Ya devirirsen
Ya kırarsan
İçmeyi bulamazsın
Çiviyi çakalım
Duvara takalım
Oymayı seçelim
|
Duvar, çakmakla
yıkılmaz
Sıvası dökülür
Dökülen sıva olsun
Çivi gönüle çakılmasın
Çıksa da kurtarmaz
Yarası geçmez
Mümin kul gönül yarasını
Elle örter, gül
ile örter
Ne var ki,
Allah’ım her şeyi görür
Çiviyi çakanı şüphesiz
cezalandırır
Duvarı yık amma gönüle çivi çakma
Akıla kini takma
Senin
kininin sana zararı olur
Sevdiğim kadar sevildim
Sevdiğin kadar
sevilirsin
Ölçü budur.
Alış veriş değil
Allah’ım öyle nasip kılar
Sevenin
sevilmesi
Allah’ımın emridir
Sevmek karşılıklı değil
Kuldan karşılık
bulmazsan üzülme
Kul seni sevmezse yakınma
Kuş sever, kedi sever, kuzu
sever
Onlarla gönül avunur
Manası açık;
Sen karşılık beklemeden sev
Karşılığından mahrum kalmazsın
Namerde kul olma
Kula köle durma
Kul, Allah’ımın kuluna eziyet
veremez
Yanlış anlaşılmasın
Allah’ımın kulu dedim
Allah’ımın kulu derken
Yarattığı demedim
Ona kulluk edeni söyledim
Nöbetçi nöbet tutar
Kulun kulu olduğu için değil
Vazifesini yapar
Kapısını kapayan kul
Yuvasının sultanı olur
Memleket sultanı da
Yuvasının sultanı da
Benlik kaygusuna düştüğü anda
eşittir
Kimin kimin sultanı olduğu bilinmez
Kimin kime hizmet ettiği
çözülmez
Sultanın vazifesi nedir?
Halka hizmet edenin nasıl kulu olursun?
Çözülmez
Kul bir kula hizmetten kaçınmaz
Razıyım kulluk edeyim
Yerlerde
sürüneyim
Allah’ıma varmak için
Ne var ki
Allah’ım
Kulunu sevmek için sürünsün dilemez
Mahrumiyetine yol vermez
Allah’ım sana varayım diye
Dünyayı sildim diyen yanılır
Çünkü dünyayı silmekle değil
Sevmekle
Allah’ıma varılır
Gördüm çağırdım
Gezdim bekledim
Geleni gözledim
Allah’ım cümleden razı olsun
Dualar yerini bulsun
Bulacağından şüpheniz olmasın
Suyumuz çağlasın
Gönülü dağlasın
Birbirine bağlasın
Yazımız yazılır
Okunur, okunur..
Niyetimiz sebepten dışarı değil, tez olur
Gezimiz güne kalır
Olaylar kolay, verilenler kalay
Değeri ne kalayda ne kurşunda
Bakırın kendisinde
Manası açık;
Bakırı güzel olanın kalayı iyi tutar
Bakırın hallenmişi mi?
Yıllanmışı mı güzeldir?
Hallenmişi, ellenmişi
Uymazsa yoluna
Girme koluna
Sen onu çekersen
O seni çekerse yolunuz karışır
Ozanın dediği şiirdir
Şiirde döktüğü bakırdır
Diye diye döver
Dövdükçe yola koyar
Hepimiz mümin kuluz
Yolumuzda yolcuyuz
El elden yürürüz
Çağıranı görürüz
Hepinizi görürüm
Cümlenize söylerim
Senin senden
Gizlin yok senin benden
Yolun alınır
Dilendikçe bulunur
Sebep neden sorulur?
Gömleğin bedene dar geldiyse
Parçayı ekle
Deme ki; Bekle
Bolun çaresi kolaysa
Darın üzüntüsü edilmesin
Parça eklersin
Günü gelir beklersin
Nalın giydim sırmalı
Etek beli sarmalı
Kısa yolda durmalı
Dert
değil, açmayı bilenleyim
Gönülden soranlayım
Ateşten geçtik
Geceyi açtık
Sabaha yaklaştık
Ne geceden eser kalır
Ne geçenden beter olur
Güneş doğar, gül açar
Kulun yolu ne olsa
Kulun gönlü ne dese beraberiz
Ne var ki
Huzur
vermeyecek söz
Bizden çıkmaz
Teselli olmayacak yolda edilmez
ALLAH a ısmarladık
Hepinizin gönlü gönlüme eşit
(Resim verilir: Hz. ADEM ve Eşi - Hz. ALİ ve Eşi)
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|