17 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Gelsem mi? demedim
Gelmeyi gönülle diledim
Sevsem mi? demedim
Sevdim, sevdim, sevdim
Yumağın düğümünü
Sevgimle çözdüm
Selam cümleye

Sözle giriş yaptık
Dama taşı olmadık
Ele girmedik
Duman almadık
Kula vermedik

MEVLÂNA’yım dedim
Kendimi takdim ettim
Gönüllerinizi gezdim
Bir demet yaptım
Gönüller uymasa
Demete girer mi hiç?
Diken dalı demet yapılır mı?
Allah’ımdan gelmek
Ne mutlu olaydır
Geldiğini bilmek
Senin için mutluluktur
Senden gelen yok
Geliş yalnız Allah’ımdan
Usanmak bedene göredir
Benden gelmez
Manayı seçen
Varıp bulan
Usanmayı bilmez
Gelişim veriştir
Kulunu görüştür
Ne benim niyetime
Ne kulun niyazına uymaz
Sadece Allah’ımın emridir
Sen ne desen
Ben ne dilesem uymaz
Emir olmadıysa.
Umduğunuz yolunuz çok uzun
Uzun yol, varışın yolu
Mesafe ne kadar uzunsa
Kul ol kadar su alır

Dünyaya gelişin sözü edildi
Gidişe dönüşe karar verildi
Giden dönmez
Kalan bilmez
Eğer gidiş dönüş olaydı
Artış olmazdı
Nüfus aynı kararda kalırdı
Doğum kontrolünü Allah’ım ayarlar
Zelzele, yol felaketleri bunun misali
Gelecek dersen, beni gör
Gelseydim Mesnevi'mi yazardım
Günde yazarız
Geldiğimize sayarız
Almayı bileni
Etrafımıza toplarız

Yanımıza gelen
MERYEM ahfadı olan
Gönülcüğünü gördüm
Elimle değil
Nurumla okşadım
Ne mutlu dedim
Olana canı gönülden katıldım
Müslümanlığı isimde aramayın
Gönülde arayın
MERYEM Hazretleri
Allah’ını bildi, O'na uydu
Kaderine Allah’ı adına razı oldu
Allah’ımın O'na dönük her kulu sevgilidir
Allah’ım kulunu ismiyle değil
Gönlüyle çağırır
Müslümanlığın tarifi nedir?
Müslümanlığın tarifi;
Geldim, gördüm, sevdim
Dönüşe candan katıldım
Dönüşün sana varış olduğunu biliş
huzura varıştır
Allah’a niyaz çerçeve içine girmez
Bilmem, okuyamam dersen
Bildiğince oku
Yeter ki varışım, huzurum
Verdiğini bilmek
Geldiğime uymak olsun

Yolunu buluşun
Ağacın yaprağı gibi olur
Ağacın yaprağı
Kökünden kuvvet alır
Suyunu alamayan yaprak dökülür
Sevmek sevilmek
Allah’ımın en sevdiği
Nurunu verdiği kullara nasiptir
Ne yolunu çevir
Ne gönlünü devir

Mani, niyazı ile kalkar
Tedavisi ne sende ne bende; Allah’ımda
Dilerse, sen vasıta
Allah’ım sevdiği kulunu
Sevdiği kuluna vasıta kılar
Her kul bundan huzur duyar

Asmayı budayan da sevinir
Üzümü toplayan da
Çözelim dersin
Yumağı önümüze atarsın
Yumağa göz atalım
Gönlünü yoklayalım
Gönüle yatmayan
Doğruluktan uzaktır
Unutma ki
Nasip olan ayağındadır
Şüphe etme
Kendin kararını kendin ver
Ne sağa dön, ne sola bak
Gönüle yatanı seç
Aslında nasip,
Ne sorulan ne görülendir
Ayağa gelendir
Çöz düğümü, ver kararı

Kararsızlık yok
Seçimi zorlar
Olgunluğu üzerine al
Kararımdan dönmem, de
Sağlık sana, varlık bana
Müstesna ararsın
Aramakta değil bulmaktadır
Uyduğunu bilemezsin
Almadan göremezsin
Allah’ıma havale et
Kararını verdinmi, dönme
Her olay hayırdır, şerri kul yaratır

Asmayı ele alsak
Dalını budasak kurur mu?
Meyvesi bol olur
Almayı bildiğince
Verişin de bol olsun
Arı çiçekten alır
Ne var ki
Çiçeğe değil kula verir
Çiçek daima verir
Toprak Allah’ımdan
Su Allah’ımdan
Kul, çiçekten alır
Arıdan alır, hep alır
Yalnız yerini bilse yeter
Bildiği nedir?
Gül’den kokuyu, sudan yolu
Yol münasip olsan
Aldım dersin diyene de ki;
Ben kuldan değil
Allah’ımdan bilirim
Allah’ımın verdiğine
Taş da olsa uyarım
Yolda taş görsem
Alır kenara koyarım, atmam
Çünkü kararım hatadan uzak kalmak
Atmak, belki de kulu hırpalamak olur

Gidenle dönene aynı söz denmez
Gidene neden 'Güle güle’denir?
Çünkü gidişte olacağı bilemezsin
Bilmediğin düğümü çözemezsin
Dönüşte ‘Hoş gördüm’ dersin
Olayları tabii karşılarsın
Çünkü düğümü çözüp gelirsin
Gidişe güle güle dedik
Olayların çözümüne duacı olduk
Kim ne derse desin
Karar kendinde kalsın
Sebebi açık;
Sabır verilen kul
Sarf etmeye mezundur
Verdiğine şükret ki
Sevilen kulsun



Masayı niye açarsın?
Daha çok kul alsın diye
Masanın üstü yük alır
Amma ayakları sağlam olan masa dayanır
Sabrı çok olan kul
Münasip yolda yürüme gücü bulur
Şüphesiz böyledir

Cümlenizin bir yolu
Hepinizin bir Pir’i vardır
Ne şaşılır, ne kaçılır
Başımız değil
Gönlümüz beraber
Ağzımız değil
Yönümüz beraber
Gel desem gelir misin?
Elele verir misin?
Sen senden geçer misin?
Sen beni bulur musun?
Neden bulmayalım
Elele vermeyelim?
Namazla buldum dedin
Neden buldun?
Çünkü Allah’ımın Müslüman kulu idin
Uzaklık sana huzursuzluk verdi
Benliğini buldurdu
Olay bu denmesin
Uzakta olsan
Yakına gelsen
Hepsi boş
Gönülle varılır
Gönül kula doğruyu buldurur
Borcunu ödetir
Senin ödediğin borcundur
Olmasa? dersiniz
Şu anda, şu cemaat, ibadette değil mi?
Kendini Allah’ının huzurunda bilmesi
Günahtan uzak kalmasıdır
Sohbetimiz
Ne senin, ne benim, cümlenin
Destisini alan gelir
Nasibi kadar doldurur
Ya destisini kıran?
Eli boş döner
Desti elinde
Çeşme başında doldur

YUNUS’um der ki;
Çeşmeyi bulanla
Destiyi alan bir değil
Ne çeşmeden geçtik
Ne destiyi kırdık

OMAR der ki;
Sorulan, adalete sığarsa çözülür

Yolu sağda solda değil
Gönlünde ara
En doğruyu gönül bulur çözer
Varacağımızı biliriz amma
Varmaya hazır olmak gerek
Yola çıkmak için bavul hazırlarsın
boş gitmezsin
Göçe hazırlık da elbet gereklidir
Ne var ki günün korkusu
Kulun iman halkası olmuş
Cehennem korkusu

Dünya sevmek için
Bağını koparmaya ne hacet?
Gönül, ne elde ne dildedir
Dünya sevildiği müddetçe güzeldir
Bağını kopardın mı karanlık gelir
Denir ki; Velilik erginliktedir
Çünkü hamlık gençlik misali
Dünyayı silmeden
Erginliği bulmak
Kulun yolu olmaz
Sevmeyi günde bilirsen
Gelen günde dileğine uyarsın
Ulunun yolunu bilirsin
Otuz yıllık taşımaya
Postunu aldı
Ne günde şikâyet etti
Ne ‘Oluşum?’dedi, sordu
Bekledi durdu
Bilmeden buldu
Ulu'sunu bilmek
Neden İslamiyet’e aykırı gelsin?
Yolda ışık olmazsa
Ne ile bulursun?
Yolunu nasıl görürsün?
Bilmediğin yolda
Rehber aramaz mısın?
Sana verilen, rehberindir
Allah’ım derim
Her zaman söylerim
Kulundan geçmez
Her kulun;
Doğruyu bulmasına
Yardımcı olmasına
Bir Ulu gönderir
Kulun gönül yolu
Ulu’suna uyar
Her kulun vardır
Dilediği an elbet var
Bu aleme her kul
Müslüman gelir
Dünyaya gelen
Müslüman doğar
Göçte de öyledir
Dedim, kul kula ölçü veremez
Bilemezsin gönülde taşıdığını
Kul ondan huzur buluyorsa
Allah’ım da nasip etmişse
Elbet Allah’ımın sevgili kuludur
Ölçünün miktarı bilinmez
Çünkü kantara vurulmaz
Dünyada dileği
Allah’ımın yolu olan kulun dileği verilir

Hasmını yoklama
Hatayı kendinde ara
O zaman hasım bulamazsın
Olgunluk ölçüsünü bildireyim
Yolunu adına uydurayım
El elden, çiçek demetten çıkmaz
Demet büyüdü
Sevenle sevinen, sevilen kuldur
Ne mutlu size, ne mutlu bize

Yorgunluk dersiniz, yanılırsınız
Yolu biz açarız
Siz vasıta olursunuz
Vasıta olan da
Yola gelen de
Allah’ımın sevgili kullarıdır
Astar değil,
Fistanın giyilişidir önemli olan
Astarı olmasa da olur
Giyene isim verir
Giydiğin huzur fistanını
Kusursuz ararsın
Astarı olmasa da
Seni sıcak tutar
Soğuktan korur
Gelecekten konur
Verileni yumağınca çözdürür
Düğüme yol vermez

Asmadan geçme, üzümü alırsın
Dilersen sergiye vurursun
Dilersen küpe doldurursun
Yolumuzca içeriz
Kendimizden geçeriz
Ne yolu şaşırırız
Ne kulu aşırırız
Kulla aşımız
Kulla başımız amadedir
Gelişim ne masaldır ne teselli
Kul ile hasbıhaldir
Sohbet hep gönüllere su katar
Nehirden nehire atar
Her nehir deryaya akar
Aktığım baktığımdır
Kulunu kucakladığımdır
Sevdiğim kadar buldum
Öyle mertebemi aldım
Her kul sevdiği nispette yücelir

Kağnıyla değil
Kuş misali gezeriz
Nerde aranırsak
Oraya varırız
Radyoyu açarsın
Dilediğin istasyona bağlarsın
Gönül yolu da öyledir
Her Ulu’sunu öğrenen
Açacağı istasyonu bilir

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah