|
MEVLÂNA’yım ben!
Gelsem mi? demedim
Gelmeyi gönülle diledim
Sevsem
mi? demedim
Sevdim, sevdim, sevdim
Yumağın düğümünü
Sevgimle çözdüm
Selam cümleye
Sözle giriş yaptık
Dama taşı olmadık
Ele girmedik
Duman almadık
Kula vermedik
MEVLÂNA’yım dedim
Kendimi takdim ettim
Gönüllerinizi
gezdim
Bir demet yaptım
Gönüller uymasa
Demete girer mi hiç?
Diken dalı
demet yapılır mı?
Allah’ımdan gelmek
Ne mutlu olaydır
Geldiğini bilmek
Senin için mutluluktur
Senden gelen
yok
Geliş yalnız Allah’ımdan
Usanmak bedene göredir
Benden gelmez
Manayı
seçen
Varıp bulan
Usanmayı bilmez
Gelişim veriştir
Kulunu görüştür
Ne
benim niyetime
Ne kulun niyazına uymaz
Sadece Allah’ımın emridir
Sen ne
desen
Ben ne dilesem uymaz
Emir olmadıysa.
Umduğunuz yolunuz çok uzun
Uzun yol, varışın yolu
Mesafe ne kadar uzunsa
Kul ol kadar su alır
Dünyaya gelişin sözü edildi
Gidişe dönüşe karar
verildi
Giden dönmez
Kalan bilmez
Eğer gidiş dönüş olaydı
Artış olmazdı
Nüfus aynı kararda kalırdı
Doğum kontrolünü
Allah’ım ayarlar
Zelzele, yol
felaketleri bunun misali
Gelecek dersen, beni gör
Gelseydim Mesnevi'mi
yazardım
Günde yazarız
Geldiğimize sayarız
Almayı bileni
Etrafımıza toplarız
Yanımıza gelen
MERYEM ahfadı olan
Gönülcüğünü
gördüm
Elimle değil
Nurumla okşadım
Ne mutlu dedim
Olana canı
gönülden katıldım
Müslümanlığı isimde aramayın
Gönülde arayın
MERYEM
Hazretleri
Allah’ını bildi, O'na uydu
Kaderine Allah’ı adına razı oldu
Allah’ımın O'na dönük her kulu sevgilidir
Allah’ım kulunu ismiyle değil
Gönlüyle çağırır
Müslümanlığın tarifi nedir?
Müslümanlığın tarifi;
Geldim,
gördüm, sevdim
Dönüşe candan katıldım
Dönüşün sana varış olduğunu biliş
huzura varıştır
Allah’a niyaz çerçeve içine girmez
Bilmem, okuyamam
dersen
Bildiğince oku
Yeter ki varışım, huzurum
Verdiğini bilmek
Geldiğime uymak olsun
Yolunu buluşun
Ağacın yaprağı gibi olur
Ağacın
yaprağı
Kökünden kuvvet alır
Suyunu alamayan yaprak dökülür
Sevmek sevilmek
Allah’ımın en sevdiği
Nurunu verdiği kullara nasiptir
Ne
yolunu çevir
Ne gönlünü devir
Mani, niyazı ile kalkar
Tedavisi ne sende ne bende; Allah’ımda
Dilerse, sen vasıta
Allah’ım sevdiği kulunu
Sevdiği kuluna
vasıta kılar
Her kul bundan huzur duyar
Asmayı budayan da sevinir
Üzümü toplayan da
Çözelim dersin
Yumağı önümüze atarsın
Yumağa göz atalım
Gönlünü yoklayalım
Gönüle yatmayan
Doğruluktan uzaktır
Unutma ki
Nasip olan ayağındadır
Şüphe etme
Kendin kararını kendin ver
Ne sağa dön, ne sola bak
Gönüle
yatanı seç
Aslında nasip,
Ne sorulan ne görülendir
Ayağa gelendir
Çöz düğümü, ver kararı
Kararsızlık yok
Seçimi zorlar
Olgunluğu üzerine
al
Kararımdan dönmem, de
Sağlık sana, varlık bana
Müstesna ararsın
Aramakta değil bulmaktadır
Uyduğunu bilemezsin
Almadan göremezsin
Allah’ıma havale et
Kararını verdinmi, dönme
Her olay hayırdır, şerri kul yaratır
Asmayı ele alsak
Dalını budasak kurur mu?
Meyvesi
bol olur
Almayı bildiğince
Verişin de bol olsun
Arı çiçekten alır
Ne var
ki
Çiçeğe değil kula verir
Çiçek daima verir
Toprak Allah’ımdan
Su
Allah’ımdan
Kul, çiçekten alır
Arıdan alır, hep alır
Yalnız yerini bilse
yeter
Bildiği nedir?
Gül’den kokuyu, sudan yolu
Yol münasip olsan
Aldım dersin diyene de ki;
Ben kuldan değil
Allah’ımdan bilirim
Allah’ımın verdiğine
Taş da olsa uyarım
Yolda taş görsem
Alır kenara koyarım, atmam
Çünkü kararım hatadan uzak kalmak
Atmak, belki de kulu
hırpalamak olur
Gidenle dönene aynı söz denmez
Gidene neden
'Güle güle’denir?
Çünkü gidişte olacağı bilemezsin
Bilmediğin düğümü
çözemezsin
Dönüşte ‘Hoş gördüm’ dersin
Olayları tabii karşılarsın
Çünkü
düğümü çözüp gelirsin
Gidişe güle güle dedik
Olayların çözümüne duacı
olduk
Kim ne derse desin
Karar kendinde kalsın
Sebebi açık;
Sabır verilen
kul
Sarf etmeye mezundur
Verdiğine şükret ki
Sevilen kulsun
|
Masayı niye
açarsın?
Daha çok kul alsın diye
Masanın üstü yük alır
Amma ayakları sağlam
olan masa dayanır
Sabrı çok olan kul
Münasip yolda yürüme gücü bulur
Şüphesiz böyledir
Cümlenizin bir yolu
Hepinizin bir Pir’i vardır
Ne
şaşılır, ne kaçılır
Başımız değil
Gönlümüz beraber
Ağzımız değil
Yönümüz
beraber
Gel desem gelir misin?
Elele verir misin?
Sen senden geçer
misin?
Sen beni bulur musun?
Neden bulmayalım
Elele vermeyelim?
Namazla
buldum dedin
Neden buldun?
Çünkü Allah’ımın Müslüman kulu idin
Uzaklık
sana huzursuzluk verdi
Benliğini buldurdu
Olay bu denmesin
Uzakta
olsan
Yakına gelsen
Hepsi boş
Gönülle varılır
Gönül kula doğruyu
buldurur
Borcunu ödetir
Senin ödediğin borcundur
Olmasa? dersiniz
Şu
anda, şu cemaat, ibadette değil mi?
Kendini Allah’ının huzurunda bilmesi
Günahtan uzak kalmasıdır
Sohbetimiz
Ne senin, ne benim, cümlenin
Destisini
alan gelir
Nasibi kadar doldurur
Ya destisini kıran?
Eli boş döner
Desti
elinde
Çeşme başında doldur
YUNUS’um der ki;
Çeşmeyi bulanla
Destiyi
alan bir değil
Ne çeşmeden geçtik
Ne destiyi kırdık
OMAR der ki;
Sorulan, adalete sığarsa çözülür
Yolu sağda solda değil
Gönlünde ara
En doğruyu
gönül bulur çözer
Varacağımızı biliriz amma
Varmaya hazır olmak gerek
Yola
çıkmak için bavul hazırlarsın
boş gitmezsin
Göçe hazırlık da elbet
gereklidir
Ne var ki günün korkusu
Kulun iman halkası olmuş
Cehennem korkusu
Dünya sevmek için
Bağını koparmaya ne hacet?
Gönül, ne elde ne dildedir
Dünya sevildiği müddetçe güzeldir
Bağını
kopardın mı karanlık gelir
Denir ki; Velilik erginliktedir
Çünkü hamlık
gençlik misali
Dünyayı silmeden
Erginliği bulmak
Kulun yolu olmaz
Sevmeyi günde bilirsen
Gelen günde dileğine uyarsın
Ulunun yolunu
bilirsin
Otuz yıllık taşımaya
Postunu aldı
Ne günde şikâyet etti
Ne
‘Oluşum?’dedi, sordu
Bekledi durdu
Bilmeden buldu
Ulu'sunu bilmek
Neden
İslamiyet’e aykırı gelsin?
Yolda ışık olmazsa
Ne ile bulursun?
Yolunu nasıl görürsün?
Bilmediğin yolda
Rehber aramaz
mısın?
Sana verilen, rehberindir
Allah’ım derim
Her zaman söylerim
Kulundan geçmez
Her kulun;
Doğruyu bulmasına
Yardımcı olmasına
Bir Ulu
gönderir
Kulun gönül yolu
Ulu’suna uyar
Her kulun vardır
Dilediği an
elbet var
Bu aleme her kul
Müslüman gelir
Dünyaya gelen
Müslüman doğar
Göçte de öyledir
Dedim, kul kula ölçü veremez
Bilemezsin gönülde taşıdığını
Kul ondan huzur
buluyorsa
Allah’ım da nasip etmişse
Elbet Allah’ımın sevgili kuludur
Ölçünün miktarı bilinmez
Çünkü kantara vurulmaz
Dünyada dileği
Allah’ımın
yolu olan kulun dileği verilir
Hasmını yoklama
Hatayı kendinde ara
O zaman hasım
bulamazsın
Olgunluk ölçüsünü bildireyim
Yolunu adına uydurayım
El elden,
çiçek demetten çıkmaz
Demet büyüdü
Sevenle sevinen, sevilen kuldur
Ne mutlu size, ne mutlu bize
Yorgunluk dersiniz, yanılırsınız
Yolu biz
açarız
Siz vasıta olursunuz
Vasıta olan da
Yola gelen de
Allah’ımın
sevgili kullarıdır
Astar değil,
Fistanın giyilişidir önemli olan
Astarı
olmasa da olur
Giyene isim verir
Giydiğin huzur fistanını
Kusursuz
ararsın
Astarı olmasa da
Seni sıcak tutar
Soğuktan korur
Gelecekten
konur
Verileni yumağınca çözdürür
Düğüme yol vermez
Asmadan geçme, üzümü alırsın
Dilersen sergiye
vurursun
Dilersen küpe doldurursun
Yolumuzca içeriz
Kendimizden geçeriz
Ne yolu şaşırırız
Ne kulu aşırırız
Kulla aşımız
Kulla başımız amadedir
Gelişim ne masaldır ne teselli
Kul ile hasbıhaldir
Sohbet hep gönüllere su
katar
Nehirden nehire atar
Her nehir deryaya akar
Aktığım baktığımdır
Kulunu kucakladığımdır
Sevdiğim kadar buldum
Öyle mertebemi aldım
Her kul sevdiği nispette yücelir
Kağnıyla değil
Kuş misali gezeriz
Nerde
aranırsak
Oraya varırız
Radyoyu açarsın
Dilediğin istasyona bağlarsın
Gönül yolu da öyledir
Her Ulu’sunu öğrenen
Açacağı istasyonu bilir
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|