|
MEVLÂNA’yım ben!
Kumda yürüdük iz aradık
Düzde bulduk
Yolda gideni gördük
Gel diyenle bir olduk
Aşk yolunda Pir olduk
Her demde O’nu bulduk
Dert diyene sil dedik
Sil ki gelişini bilesin
Maddeyi bırakıp
Manaya giresin
Cümlenize selam olsun
Andığınız gönlünüze dolsun
Gelişte aramayan
Dönüşe uyamayan var mıdır?
Geldim kalacağım
Kainata sahip olacağım diyemeyen
Kulun kendisi değil midir?
Öyle ise; Tam maddeyim diyen yoktur
Madde dendiğinde
Verginin sahibini düşün
Maddeyi veren O
Sevdiren de O
Öyle oldukta hata aranmaz
Dünyaya geliş buluşadır
Buluş sevişedir
Her kul mana derse
Gelişten kayıt silinmek gerekir
Sanılmasın ki, madde madde
Yine de madde diyen kullar
Manaya uzak kalır
Aynada kendini sakladığı yerden
Anda kurtulur
Manayı bulduğu an
Maddeyi dileyene aktarır
Onun için neyin nerde başladığı
Neyin nerde son bulduğu
Bilinemez kul gözü ile
Onun için ölçü verilemez
Kul sözü ile
Sevgide ölçüyü veren O
Yanıyorum diyene
Suyundan içiren O
Yanıyorum dedikte
Yananı gördün mü?
Yolun açıldıkta
Duranı gördün mü?
Düz ovada gidene sorsan
Sadece yer ile göğü tarif eder
Yüce dağa tırmandıkta
Geniş çevreye göz atar
Huyun ummadığın değerleri vardır
Gizlenmese dersin
Kendin dahi
Kendinde olanı bilmezsin
Ancak kendinden sıyrıldıkta
Huydan olanı görür
Allah’ım sana sığınırım dersin
İşte senden sana sığındım dedikte
Kendinde olana uymuş olursun
Yenmemiş aştan
Alacağın yoktur
Denmemiş sözden
Bulacağın yoktur
Ne var ki yense de dense de
Bileceğin tek şey
Yaratır gözetir
Gözettiğini özletir
Sevmeyeni dahi
Gün gelir sevdirir
Kendini buldurur
Şüpheniz olmasın
Kaygu gönüllere dolmasın
Çünkü kainat O’ndandır
Kul O’nundur
Buluş O’nadır
Dönüş O’nadır
Bilse bilmese
Görse görmese
Görgüyü veren kim?
Sergiyi kuran kim?
Yaprakta dahi dökülüşe uyduran
Dökülüşte bulduran kim?
Yemeyi dileyenin
Doğuştan uyduğu görülür
Karnı doymayan bebeğin
Sesini kim verir?
Vergiye eyvallah diyelim
Sergide ne buldu isek şükredelim
YAHYA EFENDİ der ki;
Çeyrek somundan aldığın ayrı
Bal ile börek yediğin
Ayrı mıdır mideye gittikte?
Sevmeyi bildiğince
Yolunu aldığınca yürü
YUNUS’um söz diler
Söze katıksız girer:
Yalın ayak gidelim
Gönlü hürde bulalım
Dizi yere koyalım
Başı öne eğelim
Yazdığın Hak’tır diyelim
Eli göğse bağlayalım
Baştan sildiğin
Tezgaha koyduğun senden midir?
Ne silebilirsin
Ne tezgahı doldurabilirsin
Dağılmadık
Konuğun hesabına düşülmesin
Yola geçirdim
Selamı var mı? denilmesin
Kuyunun olduğu yerde
Suyun aktığı yolda
Sudan elbet nasip kesilmez
Ne var ki yavru tay
Arabaya koşulmaz
Gelenin saygısından
Görenin kaygusunu silelim
Gönlünde yol arayana
Eyvallah diyelim
Her kul gönlünde olan sevgiyi dağıtabilse
Yollar açıktır diyelim
Yolun uzununda
Gönül asla daralmaz
Mevlâna’yım!..
Dünyanın kaygusu
Sevgiyi bilip bulamamasıdır
Ne var ki bilinen her şey
Bulunmaya meyyaldir
Her kulun gönlünde
Aşk çiçeği mevcuttur
Ne var ki su gerek
Suyu verecek gerek
Aslında kainatın tümü sudur
Madem sudur
Neden dönüşten şüphe edilir?
Taş gördüğün de sudur
Ateş dediğin de sudur
Suyu su ile beslersen
Gidiş nereye?
|
Yaya giden ile
Arabaya oturan aynı mıdır?
Söze verdim
Yaya giden yorulmaz
Arabaya binen karılmaz dense de
Giden gittiği yerde aradığını bulur
Aradığı ile bir olur
Kaidenin dışına çıkmak
Kulun elinde midir?
Yoksa dilinde midir?
Ne elinde ne dilinde
Gülün açtığı yerde
Gönlün seçtiği yerde O vardır
Kulun kaçtığı yerde
Gecenin göçtüğü yerde O vardır
O’nun olduğu yer gönlündür
Yer silinmez
Gök delinmez
Susuz asla kalınmaz
Yerde bulamazsan
Gökten dile
Rahmetini asla esirgemez
Dileyene verir denirse yanlıştır
Çünkü O dilemeyene de verir
Ne var ki dileyen görür
Gördüğü için aldım der
Dileyen kuludur
Dilemeyen kulu değil mi?
O sende
Ne var ki sen de O’nda ol
YUNUS’um der ki;
O’ndan alayım dedim
Ömür boyu yürüdüm
Dönüşte yanıldığımı gördüm
O’ndan almadığımız an
Var mı ki yürüyüp de alayım?
Dileğimiz vergisini görmek olsun
Almak değil
Vergisini almak kolay
Görmek zor
Sevmek güzel
Sermek kayıttan sormaktır
Sevgimi verdim
Karşılını aradım dersen
Vergisini yetersiz bulmuş olursun
Günün yorumu yapılsa
Kapanan kapılar unutulsa
Açılan kapılara bakılsa
Kaygular silinir
Gönüller yıkanır
Her kapıyı
Hak eli açtı denilir
Elbet açan O’dur
Uyulan O’nadır
Silinen O’ndandır
Giden memnun
Gelen mahzun
Aradık diyelim
Kainata gelişe inanalım
Dönüş O’na
O’nun ile olsun
Niyazımız denildi
Sohbetten niyaz dilendi
Dilde tespih olsa
Her hal ile uyulsa
Niyaz üç kelime ile beden bulur
Senden geldim
Senin ile oldum
Senin ile sana döneyim
Allah’ım dense
Ömrün özeti olurdu
Yakarsan yakarmasan
Ne yazdı ise onu görürsün
Ne var ki her gün
Bir sahife çevirirsin
Ancak geçen günü bilir
Gelen günü umut ile beklersin
Hiçbir kitap okunmadıkça
Sonu bilinmez
Ama her safhası yazılmıştır
Sohbetin sonu gelmez
Niyazını verelim
Öylece kapayalım
Gönülleri açtık
Bir olup kucaklaştık
Tekbir dedik halleştik
Sohbette sohbeti paylaştık
Eyvallah diyelim
Yol sizlere
Veren bizlere
Mutlu gün dileyelim
Allah’a ısmarladık
Dendiği gibi
Yuvaya verdik
MEVLÂNA’yım dedik
Şekilde hata yok
Mana yolunun
Dünyaya bağlantısıdır
Günümüze bağlayalım
Sudan gelenin
Suyu bilen ile
Bir olduğu söylenir mi?
Suyu bilen zahiren görendir
Sudan gelen aslını bilendir
Yerimiz gönüllerindedir
Dileğimiz odur
Her yaprak
Bizden selam getirsin
Esen rüzgar
Dileklerinizi götürsün
Cümlenize selam olsun dedik
Gönüllerde estik
Yolunuzdaki dikenleri kestik
Elele olalım
Dilden alalım
Gönülde bulalım dedi
YUNUS’um yürüdü
Sesin geldiği yerde
Elbet nefes de vardır
Nefesten maksat
Yazıya değil
Kazıya söz etmektir
Yenemediğimiz rakibi
Yenen ile dövüştürürsen
Övünme sana düşmez
Gücün üstünde güç vardır
Yenilmeyen olmaz
Allah’ıma emanet olunuz
Her kayguyu siliniz
Silecek Allah’ım deyiniz
Yardımını dileyiniz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|