|
MEVLÂNA’yım ben!
Kumda iz ararsan
Günde geç
Yolda iz ararsan
Say da geç
Konuk hoşnut olsun dersen
Sev de geç
Allah’ım cümleden razı olsun
Allah’ım diyen
Huzuru bilsin
Bulsun demedim
Çünkü huzur
Aranma ile değil
Bilinme iledir
Dört kapısı olan kaleden giriş
Gereğince değil yönüncedir
Tek kapı var ise
Gereğini düşünür
Yolu uzatayım dersin
Umut kimdedir?
Hakk’ı bilende
Verir diyendedir
Ne oldu? Ne olacak? dersen
Umut kapısını kaparsan
Hak’tan uzaklaşmış olursun
Hak kulundan
Asla uzak değildir
Aşmadığım köprüden
Ne bekleyim? dersen
Akan suya ayak uydur
Danıştığın yöntemde
Sabır kapısı açıktır
Evet kapanmaz
Umut kapısı senin elinde
Sohbet niyetinde
Sahavet nasibinde
Kayguya dönüş yapma
Dönüşte yol bulma
Adım atıp kapım gördüm
Gidişim o yönedir de
Yanılma
Yorganda, urganda değil
Buhran düzeydedir
Düzeyde olan
Yel ile sel ile gider
Öyle oldukta
Kul neyi kaygu eder?
Benden olanın sorgusu
Hak’tandır
Hataya düşüldükte
Affı yine O’ndandır
O’na sığındıkta
Gelen gitti
Gönülde sohbeti kaldı dersen
Umut kapını görmüş
O’nun ışığına yürümüş olursun
Müyesser kuluna verdim
Yanımızda olana
Yorumda hata yok
Değişmeyen törede
Ayrılan ne olur?
Elbet yöresi sorulur
Yerini değiştirsen
Dönenin yeri boş kalır
Ne boş bırakayım
Ne olduğum yerde kalayım der
Öyle oldukta
Karar düşünmek yersizdir
Allah’ıma havale edilse
Olayın düzen bulduğu
Kul gayretinin boş kaldığı görülür
ÇAKIR’ın yanında olana
Cephede savaşana
Kalkansız gidilmez
Savaşı bırakana
Silah çekilmez
Serde çiçek elbet olmaz
Çiçeği gönüle serersin
Açanda güzel diye derersin
Varsın sözüne söz katsın
Hak adına affı senden gelsin
Marifet ne ondadır
Ne ondan gelende
Ne de bağı bölende
Marifet;
Allah’ım senden geldi diyendedir
Sabrın yeri nereye kadar? dersen
Kıyamete kadar
Sabır selamete kapıdır
Yüküm ağır dersen yanılma
Yardımcım dediğin an
Yükünü paylaşırlar
Söz gelirse deme
Söz Allah’ım adına yapılana gelmez
Gelse de tutunamaz
Gidenin gelenin sayısında
Gönül kaygusu olmasın
Dumanın olduğu yerde
Gönlün kalmasın
Dumanı ne sen verirsin
Ne de yaratırsın
Gönül yapın duman vermez
Vereni de hoş görmez
Ne var ki söz kuluna yetmez
Danıştığın yerde
Duman kalmaz
Kayıtta olanı sordu
Yılmaz defteri açalım dedi
Defter aslında açık
Önüne koy oku
Nasıl? dersen
Her gün bir sahifesini okuyor musun?
Her an okuduğundur
YUNUS’um der ki;
Nerdeyim?
Nerde kaldım?
Nerde aradım?
Nerde buldum?
Seven her gönüle girdim
Soranın yoluna durdum
Saran ile bir oldum
Yumuşak gönüllerde
Hal ile ahvali gördüm
Dost ararsan
Kendini bil
Her kuluna
Kendini dost kıl
Her veren
Senden alandır
Her seven
Senden bulandır
Sunduğun kadar alırsın
Sevdiğin kadar bulursun
Buldum dediğin an
Kendine dönmüş olursun
Sevdiğim beni sevsin dersen
Yanılırsın
Sen sev sevmese de
Sen sev görmese de
Seven Allah’ım olsun
Bilen gören Allah’ım olsun
Varsın kulu taş ile
Arkamdan kovsun
Kovuşta keramet vardır
Mevlâna’yım!..
Dem bu dem
Geçenin değil
Yönünü Hakk’a çevirdi isen
Her anın doğuşundur
Gününü bildi isen
Gidişe uydu isen
Ya Allah dersin
Gelenle bir olursun
Verilen el O’ndandır
Denilen söz O’ndandır
Ayrılanı düşünmek
Senden gelmesin
Olan olacaktır
Yazılan görülecektir
Yanılan silinecektir
Çünkü silmekten aciz değildir
Nasıl silinir? derseniz
Olacağın önüne geçmek
Su bendine adım atmaya benzer
Kaderin yazısı O’nda
Uymak kuldadır
Allah’ım kulunu uydurur
Ne var ki uymayım diyene
Yolunu buldurur
Nasıl buldurur? derseniz
Türlü dersler verdirir
Uyandan olalım
Dersin kolayını bulalım
|
NUMAN der ki;
Dinde aranan
Gönüle konulandır
Çevreye uymayı
Elbet bilmeli
Sözde arananı
Gönülden demeli
Canım dedikte
Canana uymalı
Bedeni silmeli
Dünyayı bölmeli
NİYAZİ der ki;
Deryanın balığında
Hak kulu kılığındadır
Nimet nasibin ölçüsündendir
Nasip her günün katkısındadır
Danışılan gibi olsa
Günde sabah görülmezdi
Yanımızda olana dedim
Gecede dahi güzellik bulanın
Ne büyük huzuru vardır
Gece yolda kalan olur mu?
Yönünü kaybeden görülür mü?
Ay misali yolun açılır
Yıldız misali yönün seçilir
De ki;
Gecede yıldızları saydım
Günde güneşe uydum
Allah’ım her dönüşte
Güzeli buldum
O zaman huzur sendedir
Sergide arama
Pazara sorma
Yanında olanın sorgusunda
Gelenin kaygusu görülür
Ne yazansın ne silen
Nasıl olsa, nerde bulsa denmesin
Olan da yazılıdır bulan da
Gayretin olduğu yerde
Hayrete düşülmez
Çünkü olanı kendinden bilirsin
Gayretin olmadığı yerde dahi
Oluş görüldükte
Hayret sendendir
Seni gayrete veren de O’dur
Danışana dedim
Eşine söyledim
Merdiven inişe çıkışadır
Gayretin yeri nerdedir?
Gerektiği zaman iniş
Gerektiği zaman çıkış
Yerini bilmeyen
Çıkıştan nasip almayan mıdır?
Hayır
YUNUS’um der ki;
Yanında olan
Yastık dayanmayadır
Gecede dinlenmeye
Sana gerekli değil
Gününde kullanmaya
Sözüm açık
Yumuşak yol dileyen
Yolda sözün bileyen
Keskin olsun
Ham sözü kessin diyen
SARI SALTUK
(?)
Kumandan
SARI SALTUK der ki;
Sözün kesin olsun
Hak dilinden gelsin
Denmedi, söz dönmedi diyene
Hak dilinden gelen
Dönüş bulmaz densin dedi, selamladı
Yormadığın atın
Dizginini elde tutsun
Dürmediği bohçayı kalıplasın
Nasıl? derseniz
Kaynaktan aldığını
Kullanmaz isen
Ortada bırakma
Elden ele dolaşır
Toz ile bulaşır
Kul gönül ile halleşir
Gönülde en güzeli oluşur
Yamayı dileyen
Ayrıntıyı görendir
Sargıyı dileyen
Açığını bilendir
Allah’ım dedin
O’nun adına yürüdün
Kaygıdan uzak kal
Yılmaz’ın eşinden
Hayırlı düşünden
Güzelin en güzeli
Yorumdan yol alır
Hayır, dendiği gibi olur
Somunda o kulun nasibi vardır
Sayıda Hakk’ın sözü
Katkı senden olsun
Kaygı gönülden silinsin
Kundak pembe ile sarılsın
Çiçeğin moru sevilsin
Sarıdan sevmek öğrenilsin
Ben de söz dilerim diyene
HACI BAYRAM der ki;
Konuk sana gelir
Elinden nasibi dökülür
HACI BAYRAM denildi
Her verdiği söylendi
Vermeyi dileyen de O
Veren de
BAYRAM VELİ sadece sözcü
Noktayı buldu mu?
Çevresini döndü mü?
Kaydını okudun mu?
Okudu isen yaz
Yazdı isen çöz
Elbet kul gücünde değil
Yerden alınan
Nasibe yazılandır
Hata mı? deme
Uymak güç gelse de
Allah’ımın vergisinden kaçılmaz
Cümlenize selam olsun dedi, yürüdü
GARİB’in YUNUS’tan aldığı
MEVLÂNA’dan danıştığı
Cümle ile buluştuğu malumunuzdur
Kayıtta asla hata yoktur
Kulun kula uyduğu çoktur
Ne var ki
Hak yanında olanlar
Hak adına diyenler
Kulu Hak yoluna çağırır
Cümleniz gelin diye bağırır
Kuluna elini verir amma
Asla haline uymaz
Çünkü fani oluştan
Baki oluşa geçmiştir
Cümleniz geçişe uyunuz
Eyvallah
Kucak dolusu nasip getirdik
Cümleniz ile bir olduk
Hal ile elbet
Ahval ile değil
Yazdık verdik
Eyvallah
Cümlenize eyvallah diyelim
Sohbetten selameti bilelim
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
(Resim verildi: SARI SALTUK)
Konuğun aldığı hediyesidir
SARI SALTUK
Geldi elini verdi
Selamım olsun
Gönlünde bulsun
Eli elde bilsin
|