|
MEVLÂNA’yım ben!
Yumuşak yolun üstünden geçsen iz mi kalır?
Gelene yol versin dersen
Unutma ki gelen de aynı yoldan
İz örtülür yol gidilir söz edilir
Sohbet dileyene açılır
Sevdim dediğin anda
Sevilene uyulur
Cümleniz selamlanır
MEVLÂNA’yı sevendenim
diyenlere sözüm;
MEVLÂNA’yı sevenden isen
Sevdiğini sev yeter
MEVLÂNA’nın sevdiği kimdir?
Çöldeki kumdur
Göldeki balık
Sazdaki tel
Daldaki kuru yaprak
Yerdeki çatlak toprak
Yoldaki garip yolcu
Seldeki çerçöp
Dağdaki sert kaya
Yeter ki sırtını yaratana daya
Sevdiğin sevdiğim olsun
Bildiğin gördüğüm olsun
Gönlün cümle ile
Kördüğüm olsun
Olmayı dilediğin kadar
Vermek de muradın olsun
Candan öteyi cananda bulasın
Benden öteyi Hak’ta bilesin
Ben verdi isem
O’ndan geleni verdim
O’ndan dileneni söyledim
Asla kendimden bir nokta koymadım
Yemin dendi
Üzerinden geçildi
Gönüle yatan ile onarıldı
Kandan uzak isek
Candan bilelim
Candan uzak isek
Hak’tan diyelim
Hakk’ın verdiğine nokta koyalım
Nokta dahi O’nundur bilelim
Üzerinden geçilen köprüye söz etme
Seni geçirdi ise
Adımının da emeği vardır
Ya yıkılır, ya dökülür dersen
Attığın adımı inkar etmiş olursun
Sözüm cümleyedir
Zümreye değil
Güzeli nasıl bilirsin?
Ne ile tarif edersin?
Şekli ile mi, rengi ile mi?
Yoksa kokusu ile mi?
Güzelin tarifi olmaz
Çünkü görgü çizgi ile kalmaz
Tarif ettiğin an
Çizgi çekmiş olursun
YUNUS’um der ki;
Tüm güzelliği görebilen
Bedeni kainata serebilendir
Seste sözde çizgide eremeyen
Güzeli çerçeveye koyduğundandır
Ayna niye aldığını sabitleştirmez?
Her geleni içine aldığından
Yaz yazı ile
Çöz sözü ile
Çal sazı ile
Alacağın da, bulacağın da
Sadece O’dur
Gönül yolun kapı ister
Dünya halin niyet ister
Niyetten niyaza geçer
Niyazın olduğu yerde
Kul Hakk’ı seçer
Ye yiyebildiğince
De diyebildiğince
Ne var ki ne yediğin bedenine
Ne dediğin gönlüne yük olmasın
Olanın olacağa uyduğu
Her kulunu
Hak adına duyduğu bilinir
Ne olan senden
Ne denilen bendendir
O yazdı ben dedim, sen gördün
|
Selamın en güzeli nedir bilir misiniz?
Sevdiğini sevdim
Yoluna O’na diye uydum
O’nu sende gördüm
Can dedikte cananı sende buldum
Beden yapısı bedende bulur
Bedeni bina bilir
Sedefte renge uyar
Ağaçta şekle bakar
Kumda gönlü yoklar
Gönüller kaynaştıkça
Selamı alır verir
Gönüller kaynaşmazsa? dersin
Eğer kulunu O’ndan bilirsen
Kaynaşmayan demezsin
Ona da uyarsın
O bana uymazsa? deme
Niyetin ikiye bölünmüş olmasın
Uyan uymayan diye
Gönlünü ayırmasın
Her uymayanda
Uyan yönü arasın
Ya YUNUS dedim
Sal ile deryaya açılmadık
Buğday olup toprağa saçılmadık
Dünyada köprü olup geçilmedik
Allah dedik aşkına düştük
Aşkımızı mangaldaki kor gibi deştik
Ne var ki vardık Allah dedik
Döndük kul gönlüne
Rahmet misali düştük
(Soru: Dönüş bu verişinizi mi ifade ediyor?)
Eyvallah
Yemediğin yediğine söz etmez
Yediğin yemediğine göz etmez
Toprak su olmadıkça yeşermez
Ya MEVLÂNA dedi
YUNUS söz aldı:
Çölde adım alanda
Pazarda balın satanda
Gönül ararsan
Teraziye koyarsan
Değerine paha biçilmez
Gönül ile pazarlığa girişilmez
Kulun beden haline bakıp
Gönlüne ölçü vurulmaz
Bal ile sirke elbet karılmaz
Manaya açılır
Beden desti diye geçilir
Sirkeye kötü dersen
Niye üzümü ekşitirsin?
Sirkede bulduğun
Bal ile kardığın değil elbet
Ne var ki veriminde alacağın
Baldan gerekli de olur
Sirke mana halinin ilk basamakları
Sırasında kekrer
Sırasında kükrer
Gün gelir gönle yatmasını
Gönlü aşk ile döndürmesini de bilir
Sirke olmadan
Şaraba dönmez
Şarap olmadan
Kulu sarhoş etmez
Gel sirkeye de eyvallah de ki
Gönlünü günü geldikte yaksın
Ya Allah dedik
Bal ile söze girdik
Balı alan bilir
Veren değil
Verenin günlük tahamıdır
Değeri onda değil
Toplar kaplar
Dileyene sunar
Alacağını bilir
Gene de verir
Kulun her hale uyanıdır
Olmazsa? denende yol açılmaz
Çünkü şüphe ile huzur
Bir arada dolaşmaz
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|