20 MAYIS 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Gemiyi alan bilir
Yolunu kaptan verir
Sahili yolcu görür
Cümlenize selam olsun
Gülmeyi gönülden bilsin

Yolu bilelim yürüdükçe
Gülü sevelim derildikçe
Selam alalım sevildikçe
Selam sevenedir sevilenedir
Selam Hak yolunda olanadır

Dönüşün sözü edilmez
Mürşitsiz helva karılmaz
Ne var ki mürşidin
Olsa da olmasa da
Helvadan yiyebilirsin
Hale verdi diyebilirsin

MEVLÂNA’yım sözüm verdim
Her kulunda özün gördüm
Hak şerbetinden sundum
Meydan yerinde helva kardım
Dileyen gelsin
Varsın günah ile
Yoğrulmuş olsun dedim
Yeter ki Hak’tan gelenin tadını alsın
Tövbekar olmaya meyil versin

Gazelde yaprağın dökümünü
Filizde Hakk’ın yapımını görürsün
Filiz de O’ndan
Gazel de O’na bilesiniz
O’nda cümlenin varlığını bulasınız

Varlık ile yokluk bir midir?
Varlık yokluğun sıfatıdır
Yani görüntü şekli
Aslında yokluk yoktur
Var olan yok olmaz
Var hali yar halidir
Varlığın tezahürü
Kulun imtiyazıdır
Var olduğunu bildikte
Dünyaya öyle uydukta
Cem olanı tekliğe bağladıkta
Men edilenin sözünü almaz
Gönül ile dünyada kalmaz
Celp turda olsa da
Yar gönülde olmadıkça
Celbine sebep kalmaz
Tur’a kim celbedildi?
Edildikte ne buldu?
MUSA kendi için dilemedi ki
Kendi için dileseydi
Dileği olmuştu
Kavmi ona uysaydı
Cümlesi bulmuştu
Allah’ım diyen
O’nu bilen
Ben demez
Cümle ile bir olsam
Cümlede O’nu görsem der
O’nun varlığını
Gönüllerin darlığına sığdıramaz

Semer vurulduğu at
Kendini yüke hazırlar
Kimine vurulan yükün değeri
Atın üstündedir
Ağırlığını değil
Kıymetini dedim
O zaman ata verilen değer
Yükünden dolayıdır
Ne var ki at ne yük alırsa alsın
Yürüyüşü aynıdır
Kulun değerini bilmediği yükü de çoktur
Olmasını dileyen kul
Allah’ım verdiğin güce göre kuvvet ver
Şikayetim olmasın
Gönlüm yolda kalmasın
Seni diledim
Yola çıktım
Beden yolda
Gönül sende olsun desin
Allah’ım hiçbir kuluna
Taşıyamayacağı yükü vermez
Verdiği zaman gücünü esirgemez
 



YUNUS’um der ki:
Kuruntu edenin
Bacası karadır
Kuruntuyu silenin
Gönlü Yar’adır
Dünya dileyenin şar’adır
Unutmayalım
Gönül nerde olursa olsun
Yolunu bulmaya
Kendini bilmeye
Allah’ım demeye çok fırsat olur
Her gidenin ardından
Başkası gelir
Yeter ki uykudan uyanalım
Kaçanı değil
Geleni karşılayalım
Gölgeye çekilelim
Selamdan kaçınalım dersen
Yolun gidişine karşı duramazsın dedi
YUNUS’um selamladı

Cesette ruhun eserini ararsan
Yeşilin dengini sorarsan
Şaşkına dönersin
Çünkü ceset var olmayandır
Konup göçücü
Öyle ise beden ile ruhun bağlantısı
Kafes misalidir
Misafir geldi isek
Hani ev sahibimiz?
Ev sahibi oldu isek
Hani mülkümüz?
Nerde yarattığımız?
Yaratan da O, gelen de
Gideyim diyene
Uy bana diyen de
Hoşnut olalım
Hoşnut edelim
Hoşnut bulalım
Hoşnut gidelim
Gidişi bilelim
Bilelim ki bulalım
Manayı madde ile karalım
Cümleye dağıtalım
Önce dağılalım
Sonra hep bir olalım
Dağılışta hikmet vardır
Çünkü dağılış eleniştir
Nasıl ki unu önce elersin
Sonra su ile karar
Hamur yaparsın
Tekrar ekmeklere bölersin
Hamur odunun kömür halidir
Unutulmasın ki hamur da pişer
Ancak piştikten sonra
Oluşunu bulur
O’nun varlığı
Gönüllerde siler darlığı

Allah’ıma emanet olasınız
Olumunu kumda dahi bulasınız

Masayı dilersen
Kumdan uzak kal
Namazım O’nundur dersen
Lütuf O’ndandır
Letafet her deminde
Sahavet her anında
Metanet her yanında
Lütfü keremi şanında varsın
Gaflet ile olsun
Yeter ki adına densin
Lütuf O’nun şanınadır
Her kul O’nun yanınadır
Suçun yarattığı şeytanınadır
Senin yaratma gücün var mı ki
Şeytanı yaratasın?
Düşünceni veren kim?
Şeytanı bildiren kim?
Meşrebin her yanına
Merbut olduğun kanına
Mana alemi yansın
Damarımda aşk kanı dönsün
Eyvallah

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah