18 NİSAN 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Yüzde güzeli görmek
Söz ile tezyinatı örmektir
Goncayı ağacında görmek
Kökünü bellemektir
Kökünü bellemezsen
Goncasını göremezsin
Seyrine doyulmadık güzellikten söz etmek
Anda güzeli bir yere toplamaktır
Cümlenize selam olsun
Sohbetimiz yerini bulsun

Cümleyi aştınız
Temeli deştiniz
Duvarı ölçtünüz
Neticeyi örtülü bıraktınız
Neticeyi söyleyim;
Başa dönmek
Temelden başlamak
Gülü çizdik
Temel, verilen kitaptır
Temel, Kuran’dır
Duvarları dört halifesi
Cümlemiz Peygamberimize uyalım dedikte
Onun sözünü değil
Her halini alalım
Bünyemize mal edelim
Onun temeline
Gönül duvarlarımızı örelim

Sarhoş olduk
Sözünü bildik
Gönüle aldık deriz
Aldığımıza ne ile şükrederiz?
Dil ile alıp
Dil ile vermek
Kulun temeli değildir
Hal ile alınır
Gönüle koyulur
Onu sadece Allah’ım ile kulu bilir
Aldım verdim
Kullarını gördüm
Gücümce gözettim dediğin an
Kendini paketlediğin andır
Ne verdiğin ne gözettiğin senin
Gözeten de O
Veren de O
Sadece dilediği kulun eli ile verir
Dilediğinin gözü ile gözetir
Orada sen yoksun
Söze düşürdüğün an
Paketlendirdiğin andır derim
Ağacın vergisi ile
Övündüğü görülür mü?
Övünmesini bilir mi? derseniz
Dileseydi öğrenirdi
Nasıl ki hayvanlar
Yavrularını sakınır
Ağaç da meyvesini saklardı
Merdivenin çıkışı
Neden zordur da
İnişi kolay gelir?
Zahmetinden
Çıkışta göreceğini düşün de
Zorluktan şikayetçi olma

YUNUS’um der ki;
Cefayı sevdim
Yarime yaklaştırır diye
Bilene lutfu
Bilmeyene cefasıdır
Yolum uzadıkta
Yorgunluk bedenimi sardıkta
Vah demeyi düşünmeden
Zevkini bulduğum
Yolunu verdiğim
Türlü canlılar gördüm
Gördüğüm yerde
Bir kere daha erdim
Neden?
Vergisine şükrümden
Az verse şükür
Az da O’ndan
Çok da O’ndan
Az olan bende
Çok olan cümlede olsun der
Duacı olurdum



Can ile canana varılır
Cananda bir kalınır
Suyunu alayım
Kaynağa varayım dediğinde
Nasipsiz kalmazsın
Destin eline verilir
Suyun başına götürülür
Doldur testini denir
Doldurmak senindir
Suyunu alırsın
Nasibim sendendir Allah’ım dersin
Diledikçe içersin
Ne suyun eksilir
Ne kaynak kesilir
Dileyene de sunasın
Eksilir diye korkmayasın

Mevlâna’yım!..

Günün yuvaya getirdiği
YUNUS’umun sözünü ettiğidir
Cemde görülen
Zan ile silinmesin
Sathına şüphe ile bakılmasın
Kutbunda gezinir denilmesin
Ne sadece sathındadır
Ne de sadece kutbunda
Topyekün alem dedik
Alemler gönüldedir
Gönüller hep bir O’ndadır

Kıyamet koptukta
Dünyanın hali nedir? denildi
Nasıl ki kul bedeni var iken
Yok oldu
Dünya güneş ay ile
Yıldızların olacağı da yokluktur
Yokluk değil aslında
Rücu
Vergisini yargısını görgüsünü
Beden ile idrak ettikte
O’na varış doğuştur
Yoğun çalışmayı
Dinlenme ile hazmedersin
Nasıl? derseniz
Çalışmayı bile
Gaye ile yaparsanız
İşiniz hal yoluna girdimi
Kendinizi dinlenmeye verir
Yaptığınız işi müşahede edersiniz
Hata var mı yok mu diye
Olmuş hatayı örtmeye çalışırsınız
O zaman düzene girer
Saklamaya çalışırsanız
Ummadığınız günde
Önünüze çıkar
Onun için her kul
Madde yolunda olsun
Mana yolunda olsun
Kendini müşahede etmeli
Hataları örtmeye değil
Düzeltmeye çalışmalı
Öyle yaptığı an
Doğduğu andır
Doğuş varıştır
Bilmeden varılmaz derseniz
Bilmek istediğin nedir?
Zatı mı, sıfatı mı?
Bilmek O’na varmak değil midir?

YUNUS’um yolundan
Tuttuğu kolundan
Sanılmasın bırakır
Sofrası olsa da fakir
Görmedi kimseyi hakir
Zenginliği gönlünde buldu
Bulduğu ile gönül birliğine uydu
Cümlenize selam olsun dedi

Allah’ıma emanet olasınız
Maddede de manada da
Hak olanı bulasınız


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah