10 AĞUSTOS 1975


MEVLÂNA’yım ben!

Nimet aranan yerde
Kıymet bilinmez
Neden? denir
Nimet her verilendir aranmaz
Ararsa da
Verilenden fazlası bulunmaz

Selam ile geldik
Söz denileni bildik
Oyun değil suyundur
Sanma veren soyundur
Sürüye adın veren koyundur
Yenmeyen aşın sözü edilmez
Sahilde yol sorulmaz
Yol boyu bilinir
Götürdüğü yere gidilir
Açan görür, gören yürür
Soran, bilmeyen değildir
Yanılmayım diyendir

Gerçeği arayan defterde bulur
Ne var ki günü geldikte okur
Her kul ömrünü kaderince dokur
Dokuduğu, okuduğu değil aldığıdır

Yol yolu getirir
Yol kulu götürür dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Gülün adına sen gönül koydun
Gülün yolunda Hak adını duydun
Duya duya ömrünce doydun
Almazsam diyene de ki;
Alamayan kul değildir
Veremeyen sel değildir
Rüya kula murad vermez
Ne var ki gerçeği saklamaz
Gerçek nedir? diyenin sorusu
Soruya karşı gelir
Yalan gördün mü?
Soruya verdim
Gerçeğin karşısı elbet yalandır
Ne var ki;
Yalan denen dünyada kalandır
Daha önce verdik
Dünya döner durur, kul öğütür
Hem eğitir hem öğütür

Az gelse çok verse
Günün yorumu dursa
Yol yola vermezdi
Az verdi, çok diletti
Dileyeni eletti

Diledik sorduk O’ndan
Aradık gördük O’ndan
Taşa vurdu isek
Demedik senden
Gine de bildik
Allah' ım senin dedik
Can senin, yön senin
Oldu isem, hal senin
Ummayı denemedim
Sönmeyi dilemedim
Demeyin dünyada kalamadım
Sevilen kalır
Sevildiği kadar anılır

Orda burda haldeyiz
Güzel kolda yoldayız
Her hal ile kuldayız
Alan aldığı kadar
Seven bildiği kadar
Gelenin yargısı
Olmasın kaygusu
Olumsuzluk bende demesin
Kendine yargı vurmasın
Aldığın gibi
Alan bilir, niyazında bulur
YUNUS ile hemhal olur
Niyazın ötesini bilmeyen
Nerde başlayım?
Nerde durayım? diyen
Kayguya yer yok
 



Dilediğin yerden başla
Çerçeve dünyaya ölçü vuranadır
Eyvallah..Eyvallah...
Ayna sana değil
Sen aynaya eğil

YUNUS’um
Cuma’yı Perşembe’den ayırmam
Salı’ya Çarşamba’yı kayırmam
Geceye gündüze ölçü vurmam
YUNUS’um
YUNUS bedende
YUNUS nedende asla olmadı
YUNUS gidende
YUNUS güdende hata bulmadı
Aç olanın aşına
Tok olanın yoldaşına çare aramadı
Neden?
Vereni bildiğinden
Verenin sevgisi çoktur
Verenin ayrısı yoktur
Aç gönülden doyar
Tok gönülden koyar

Asayı eline aldı
İSA yoluna girdi
Aç ile toku buldu
Gine de
Allah' ımın dediği gibi oldu
Yol yolcunundur yürüdükçe
Niyazım olsun
Bana da versin, diyene sözüm
Gedik açtı dağdan geçti
Gemide her aranılanı seçti
Yuyanı sordum, adını verdim; NUH
Karşımızda olanın

Dağıtılan eğitilmez
Derlemeyi deneyelim
Eğit beni diyeni
Gönül yoluna çağıralım
Her kulunu
Hak adına yoğuralım
Seni beni demeyelim
Zengin fakir gözetmeyelim
Adına söz etmeyelim
Yarattığı O’nundur
Gözettiği O’nundur
Zengin fakir ayırmaz
Güzel çirkin kayırmaz
Hak dersek yolundayız
Her kulun kolundayız
Sağında solundayız
Önünde ardındayız

Omuz aldığınca yük kaldırır
Alamadığı günde eğilir
Eğildikte, hata eğilende değil
Omuza ağır yük verendedir
Yükü önce kendin kaldır
Kaldırabildiğini kaldırabilene yükle
Bekleme eğilsin
Eğildiği, eğitildiği değildir
Unutma ki
Eğiten de O, öğüten de O
Sen senden sorumlusun
Ben benden
İşte gerçek budur
Cümlenize selam olsun

YUNUS’um dile geldi
Söylesin...
Dal ile hali bir bilesin
Kuru dalı yaprağı ile göresin
Yaprak dalı süsler
Kul hali besler


ALLAH' a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah