|
MEVLÂNA’yım ben!
El el ile, gönlü Gül ile
Yolun düzünü bulur
YUNUS’um der ki;
Aldık, olduk, bildik desek
Bilgiyi aşk ile beslesek
Varışı beklemek değil
Eklemektir deriz
Her an her anı besler
Gelecek hayali süsler
Görünüş nerde başlar? denirse
Özlenen yerde
Güzelin bilindiği yerde
Görünüş silinir, hakikate uyulur
Sözde değil özdedir denilen
Söze mal edilen özde görülendir
Bilenin tarifi
Bilmeyenin özünü açmaz
Oymayı kolaya veren
Çiçeği denize koyana benzer
Ayna yüzünü gösterir
Gönlünü yüzün gösterir
Y.M. dedik sözü
ABDAL’a verdik:
Derdi derde katarsan
Top edip atarsan
Elinde pası kalır
Has olan, yükünden kurtulandır
Has olan, şeklini koruyandır
Şekil nasıl korunur? dendi
Dünyadan göçse bile
Adına katılmaz hile
YUNUS denilir anılır
Öyle şekle bağlanır
Dünya hali söylenir
Adımı söylediler
Ölümüme ağladılar
Dizlerini dağladılar
ABDAL’ı şekil ile andılar
Selam sizlere aldık bizlere
Mevlâna’yım!..
Desteyi bir bağladık
Bütünlüğe çağırdık
Olsa da olmasa da
Dilden dile vermese de
Açılan kapanmaz
Niyetten niyete yol vardır
Yol niyete uymazsa denmesin
Olumunu bilmeyene söz edilmesin
Şarkı diye söyleyen
Şarkıyı özürlü bulursa
Hata çözümündendir
Yazan gönlüne uyanı verir
Çözeyim diyenin
Gönlüne uymazsa
Hata Yazanda değil
Çözeyim diyendedir
Kırk ağacı diktiler
Kırkına su döktüler
Büyüdükçe baktılar
Beklenilen nedir?
Netice ne olur?
Odun diye yakılır
Dikildi meyvesi yenildi
Odun oldukta hata ağaçta mı?
Verdi verdi dalını kökünü derdi
Kül oluş onu dünyadan aldı
O gün geldikte, orman yandıkta
Tümü kül olur
O gün geldikte tümü kül oldukta
Üfürülenden sorulur
Oluş, ölüş mesnetsiz kalmaz
Kalan yok mu? denir
Elbet yok
Yeğdir ağaç olayım
Yeter ki kul olduğumu bileyim
Bilmezsem taş olayım
Taştan taşa vurayım
Kul ayağına savrulayım
Kömür olayım alevinde kavrulayım
Allah' ım geldim kulluğumu bileyim
Niyazımız bu olsun
Görmeyi dileyen uzakta kalandır
Yakında olan bilir görür. YM.
|
Oruç ne bedene, ne gidene, ne verenedir
Oruç elekten süzülendir
Açık olsun denir
Oruçtan maksat;
Açlık değil tokluktur
Tokluktan maksat yokluktur
Aç açı neden düşünür?
Tokluğu özlediğinden
Nasıl?
Aç yokluğu bilir, tok çokluğu
Onun için ikisi bir olamaz
Aç olacaksın ki açı bilesin
Aç kalacaksın ki açı doyurasın
Varlık yokluğu siler denirse de
Hiçliği asla silmez
Konuk gelene ne sunarsan sun
Sevinir aç ise
Ne sunarsan sun
Gerinir tok ise
Sohbeti denk getir
Vaktini uzak götür ki aç kalsın
Sunduğunu sevsin
Sevindirmek dilersen
Dönük söz sönük ateşe benzer
Dilediğin kadar yaklaş ısıtmaz
Gönül sende gönül bende aşk cümlede
Neden ısınmayalım?
Gerçek dedik daha önce verdik
Gerçek görülmez olmayınca
Hayra yer bulmayınca
Şer var mı? diyene var dersiniz ya
Dilden dile söylersiniz
Yerin altı karanlık, sır mıdır?
Gökyüzü aydınlık, açık mıdır?
Olaylarda yorumdan yoruma geçilir
Hayal ile göçülür
Hayalin bittiği yerde hakikat başlar
Denir ki;
Ne güzelmiş dünyadaki taşlar
Yarıldı ise başlar;
Hayalden sıyırdı hakikati bildirdi
Görüşten kaçının varışı diledikçe
Gedik açılmaz
Dört yol kapalıdır geçilmez
Ne derlerse desinler
Okumuz var yayımız yok demeyin
Yayımız gönüllerdir
Miğfer giymesek bile
Dört yönümüz kaledir
Kalkan almazsak
Yargıya düşmezsek
Kayguyu sileriz
Yazı Hak'tandır deriz
Yenilmedi yenilemez
Kem ile bakılamaz
Ağaca kan dökülemez
Suyumuz aka aka
Kuşumuz öte öte
Otumuz bite bite
Şarkımız söylenir
Andımız peylenir YM
Neden dendi? denir
Olumun perdesi aralanır
Suyumuzun aktığı yerde
Toprak yarılmaz
Öldü diye
Asla helvamız karılmaz
Yine mi güneşten söz edilir?
Göz alanın, diz vuranın
Güneşe yolu görülür
ALLAH' ıma emanet olunuz
Hak diye geldiniz
Hakk’a varınız
Göçmeden biliniz
ALLAH' a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|