|
MEVLÂNA’yım ben!
Ayna olduk ,yüze vurduk
Sohbetin özü odur
Sözü Hak
Söyleşilen, dinleşilen
Bilinen değil mi? denir
Elbet bilinendir
Ne var ki
Ayna olmazsa
Yüzünü görebilir misin?
Sohbet de kulun kula aynasıdır
Baktığın gibi görürsün
Akan ile gidersin
Yakan ile ödersin
Gönül yandıkça
Döner dönersin
Dönmekte aradığım ne? dersen
Kendinden geçersin
Geyik sevdiğince
Pervane döndüğünce bulur
Aynayı ele verdik dedik
Daha önce söyledik
Yerini bilen mi var? sonu görsün
Ne baş tutulur ne son bilinir
Bilinmedik olaya
Hazır gitmek dilenir
Dumanı bahane eden
Günde kendini oyalayan
Sondan korku duyar
Alamadım denmesin
Kur’an’dan verilene uyulsun
İlim bilmeye değil
Çözmeye gereklidir
Ne var ki verilen kadar
Yedi yerde bilindim
Yedi sohbette bulundum diyen
Onsekizbin alemin
Kaçta kaçını bilmiş olur
Bilmek bilmemektir
Yumağını görmemektir
Ayyaş ne sensin ne de ben
Ayyaş eşikten bakandır
Kendinde kendini yakandır
Eşikten geçtikte
Sükunet var olur
Varlıkta kendini bulur
Ben diyen
Bağda ayrık otuna benzer
Kendini orda kayırır
Kulun eli onu bağdan ayırır
Ne garip!
Yaratan onu bağda yaratmış
Kul eli bildiğince söküp atmış
Atar ya
Dağda neden ayrık olmaz
Çünkü saracak beden bulmaz
Günümüz gölgenin dışında
Bir dedik, ikiyi aldık
Üçü verdik, dördü saydık,
Beşte günün yorumunu bulduk
Ayırdık eledik, yün dedik doladık
Kapıdan aldık, kapıya verdik
Çevirdik, döndürdük
Gönlünce uydun dedik
Beşinci olduğunu
Söz ile öze verdik
Özde gözde nur vardır
Güneş olduğu yerde, cümle ona
Olacak, gölge silinecek
Suyun aktığı yerde
Sürünün toplaştığı bilinir
Gölge sadece ağaçtan beklenir
Duman olmasın
Güneşi örtmesin denir
Sözümüz odur
Elbet güneş hep aynıdır
Asmayı dikendensin
Toprağı sürendensin
Geçitte aradın meydanı buldun
Niyaz yerini nerde buldu? dendi
Daha önce verdik
Toprak ,ağaç ,su
Sürersen sularsan senindir
Bakmazsan her geçenin
Su ,şeker ,un
Tek tek ne verir?
Karıştırırsan helva olur
Sohbet odur
Bende şeker ,sende su ,öbüründe un ,
Kiminde ateş
Hepsi bir oldukta
Elele karıldıkta
Helva olur ağıza gelir
|
Sen ben olalım
Olgunlukta bulalım
Sen ben olalım nedir? dendi
Ben seni bilirsem
Güzelliği görürsem sende
Sende kaybolurum
Sevgiyle kalbolurum
Gerçek tümde bulunur
Öz kendini gözde verir
Sözde yayar
Sevgi ile yayılır
Geçende sorumuz yorumlara dağılır
Günde bağlantı kuruldu
Demek ki elele helvamız karıldı
Vazifem nedir? denilir
Eli ele ,dili kulağa iletmek
Ne derlerse desinler
Diledikte asmayı köklesinler
Kayguya yer yok
Kökleyene bağın yol vermez
Söz alanın, sözcü olanın vazifesi denmez
Gidişe kadar, gidişten sonra YM.
Adını alanın yardımcı olanın
Yanında olduğunu bilsin
Niyetinden değil
Gümüş yolu silişindendir
Büyük gün anılır, sohbetler açılır
Büyük gün nedir? dendi
Doğum ve ölümün son bulduğu gün
Neden son gün? denir
Çünkü damlaların
Deryaya katıldığı gündür
Cazibe çekendir
Geçitten dönendir. Yaratılan
Söz edilir, artanın çokluğu söylenir
Dünyaya sığar mı?
Bir binayı örelim
İçine sayısız karınca koyalım
Bina alır mı diye kuşku olur mu?
Koyduğun kadar alır
Yine de boşluk kalır
Nimetini veren bilir
Her yarattığını
Nasibi ile gönderir
Deve yükünü alır
Merkep yolunu bilir
Kuşlar yolunu verir
Güneş vaktini görür
Sen bilsen bilmesen
Yazanın hükmü
Kainatta ayan beyan görülür
Uy ki göresin
Niyaz diledim Hakk’tan
Yol aradım halktan dedi
YUNUS’um söze girdi:
Ardında ne buldun? denir
Aramazsan bulamaz mıydın?
Benliğimi görmez miydin?
Ben beni elbet görürdüm
Ne var ki ;
Sen beni bilmezdin
YUNUS diye anmazdın
Gezdikçe adım yazdım
Toprağa tohum serptim
Yerimi alan var mı?
Postumu soran var mı?
Yok elbet
Çünkü ne yerim ne postum olmadı
Gönlümde yaprak solmadı
Yeniyi kutlayalım
Beşi elde bilelim
Bir el tam oldu
Miğfer yeniyi vermez
Söz eskide kalmaz.
ALLAH' ıma emanet olunuz
Cümlede bulunuz
Geldik verdik selamlayalım
ALLAH' a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|