02 MAYIS 1975


MEVLÂNA’yım ben!

Uyumuna geldik, güzeli bildik
Cümlede bulduk, selam dedik
Elele verdik
El ele, diz yere, göz sere olsun
Gelen, alan bilenden sayılsın

Aldım doyasıya
Sevdim ölesiye dedi
YUNUS’um söze girdi:

Güçlü olayım
Devirde bulayım diyene de ki;
O’na dayan
Kaçanın kovalayanı vardır
Yoksa kaçmaz
Duranın sözünde
Yürüyenin izinde
Bulduğuna uy
Giydiğinde değil
Gördüğünde ara
Ne demek? dendi
Kulun bildiği
Giydiğine uymaz
Gördüğü kayguya vermez
Geçerli olan
Konuk gelene yerini verendir
Şeyda yorumundan uzak kalır
Çünkü dumansız gönül gerekir
Şahit asla yer almaz
Çünkü aşkta ikiden fazla kalmaz
Aslında söz ikidedir, gönüller bir

Yaprağın büyüğüne değil
Çokluğuna bakmak gerekir
Aşılmadık yolun ölçüsü olmaz
Kuğuya yol sorulmaz
Çünkü sudan uzak kalmaz
Gamsız der ki ;
Durmadık yerin seyrini bilmezsin
Toprağını bölemezsin
Şifasını dileyene
Kaderidir diyemezsin

Söz ağızdan geldikte
Senden bilinir
Nasibine uy dedikte
Hak’tan beklenir
Çoğu silsin, azda kalsın
Derdi bölsün.
Bölünen dağılandır
Dağılan silinendir
Eyvallah
 



Düşünde gördüğün senin
Sevgini verdi isen O’nun
Kuyuya vermedik
Gününü bölmedik
Gelecek bulacak
Olana uyacak
Çevreyi sarandan soracak
Aşıdan geçecek

Mevlâna’yım!..

Niyazın olduğu yerde
Sergiyi kurduğu yönde
Alamam denmez
Şahit görmedi isen sayılmaz
Serçeye yer veren
Kuluna yön vermez
Geçilmeyen dağın ağacına ip atılmaz
Olumsuzluk düzenden sorulmaz
Dizenden sor
Gönlüne göre
Çözenden sor

(Resim verilir: GAZELİ)

Güzelin yeri, yönü, günü sorulur
Güzel;
Gördüğündür
Sevdiğindir
Bildiğindir
Çirkin nedir? dersen ;
Sildiğindir
Dal ile ağaç birdedir
Her gelen Yar’dandır
Her veren Gül'dendir
Verilen, Sahabeden GAZELİ
Eyvallah diyelim
Azalan çoğalan değerini
Her güne bulduran
Adını EBUBEKİR diye verendir
Anamdan babamdan aldığım beni
GÜL’ümden aldığım gönlümü eğitti dedi
Selamladı gitti


ALLAH' a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah