08 MART 1976


MEVLANA’yım ben!

Yeniyi bildi isek
Eskiye uydu isek
Eski aldığımız
Yeni verdiğimiz
Eyvallah

Aşılmayan dağ yoktur
Yolu göze aldıkta
Rüya değil dedikte
Niyet, düşünce denir
Düşündüğün sende kalır
Hakikat her an yerini bulur

Oluşum nedir?
Ne devşirdiğin
Ne taşırdığındır
Yumurtadan civcivin çıkışı oluşumdur
Çiçeğin meyveye dönüşü oluşumdur
Amma yumurtanın gelişi
Çiçeğin açışı
Oluşum değil verişimdir
Oluşum;
Kainatın her zerresinin
Kemale gelişidir

Güvenilen tek varlık Verendir
Verdiğini bilendir
Kâl nedir? Dendi
Daha önce soruldu
Kâl, doğuşun oluşuma döndüğü andır
Doğuşa uyduk
Oluşa dönüştüğümüz an
Kalacağımız, ayılacağımız andır
O anda; Kâl denildikte
Ne güzel anda olduğumuzu bilsek

Olmuyor dediğin her olay
Olumsuzluğa gider
Günüm ne güzel,
Yarınım daha güzel olur de ki
Duana uyasın

Su ile oluk dendi
Yorumu yoruma dayandı

Oluk; Benden alan, nakleden

Günümüz niymet günüdür
Yolumuz kıymet yoludur
Gıybetten uzak kalalım
Kendimizi kendimiz bulalım

Ağacın verdiği
Kulun beklediğidir
Güzel gördüm
Güzeli sevdim
Güzellikte buldum
Dal dedim
Meyveyi sardım
Hal dedim
Kulunu sardım
Yürüye yürüye yolu yarıladım
Döndüm baktım
Geldiğim gibi kalmışım
Miyyarımı yürümeden almışım
YUNUS kendini bilmez
Kendini halktan bölmez
Gelenle kalmaz
Çoklukta teke helva karmaz
Çokluk; halk içinde halkı bilmeyenlerdir
Çokluk; çarkı dönerken
öğütüleni bilmeyenlerdir

Yerim yârimdir
Yönüm kârımdır; buldu isem
Yaprak yaprağa eşit olmaz
Eşit olsa çeşit olmaz

Alamam diyene de ki;
Görürüm O’ndan verdiği kadar
Duyarım O’ndan dediği kadar
El eli tutmazsa
Göz göze bakmazsa
Yar sesi almazsa
Kul köle olur
Selameti kölelikte sanır

Dağ dağa yol vermez
Neden?
Değişmediğinden
Yerini buldukta
Hizmete vardıkta
Sen yol olursun
Gelene sırtını verirsin
Duyan, gören nedir? denir
Duyan; yok olanı alan değildir
Hz. OMAR der ki:
Her aldığını veremezsin duymayana
Duvarı aşamayan
Duymayı bilmez
Duymaktan maksat;
Çiçeğin verdiği
Rüzgarın getirdiği değildir
 



Duymak;
Alabilme yeteneğine sahip olmaktır
Neyi?
Kainatta olan
Var ile var olacağı belirten
Değişmeyen yorumları
İletebilen kulu, duyabilendir
Duyduğunu alır
Bildiğini iletir
Çünkü duyguda şekil yoktur
Halbuki iletilebilen
Kalıp ile anlatılandır
Nasıl? denildi
Çiçeği diyelim
Çiçekten duyulan anlatılır mı?
Sadece görülen anlatılır
Rengi, şekli, boyu
Görüntü yerden yayılır
Geyik misali sevgi ile sarılır

Sorunun cevabını verelim:
Rüyayı görenin
Yerini soranın
Sohbeti dağınık olur
Rüya bedenin dışında olur
Ruhun yerini aradığı görülür
Her rüya mı? dendi
Değil elbet
Kulun rüyası
Niyetine, niyazına uyar
Nasıl? dendi
Ermiş kulun rüyası
Erenlerin sofrasıdır
Kalmış kulun rüyası
Ömrünün sahrasıdır
Günün yorumunu
Rüyaya bağlayanın
Yumuşak yoldan uzak kaldığı görülür
Neden? dendi
Çünkü yorum;
Gören gözün
Duyan kulağın marifeti ile olur
Ehil dilden dökülür
Olmaz! denmesin
Güneşin görüldüğü rüyada
Yorum diyen dilde
Günün hayrını söyler
Ne var ki
Her gün hayırlıdır

Güneşin vergisi
Kainatın sergisidir
Öyle oldukta yorum
Özbaşına olmaz
Özbaşı;
Aynaya bakan
Yüzünü gören
Ne var ki çözüme varamayandır
Özbaşı dendikte;
Kendi kendine bakıştır
Halbuki güneş
Cümleye aynı hız
Aynı haz ile bakar
Öyle oldukta yorum
Cümle içindir Y.M.
Yeniye yol alır

Dağdan söz edelim
Cümleye yol açtığını görelim
Genişliğe açıldıkta
Ruhun yerini bulduğu görülür
Kuluna öyle gösterilir

Hz. MUSA der ki:
Duyara anlatan
Önündeki duvarı unutandır
Duyara gördüğünü dersen
Yolunu aşırır

Öz diyelim rüyayı bağlayalım
Rüya, duyanın görenin
Yorumunda hakikat olur
Bilmeyenin yorumunda
Karanlık kalır
Onun için denir;
Gördüğün sende kalsın
Şeytani rüya nedir? denildi
Dendiği gibi
Kulun niyeti diyetine eşittir
Gördüğü rüya elbet ona karşıttır
Daha önce dedik
Kul kendi bulamayacağı yolda
Yardımcısı gelir
Niyaz ile kuluna
Yardımcı olmaya çalışır
Orda görülen rüya rahmanidir


Allah’ıma emanet olasınız
Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah