12 MART 1976


MEVLÂNA’yım ben!

Güzel göze bakar
Güzel gönülde ateş yakar
Ağaç olgun meyveyi döker
Sarı gül denenmeye
Pembe gül donanmaya
Kırmızı sevilmeye
Beyaz övülmeye denk gelir
Gerçek kökten bulunur
Sulanırsa dallanır
Dallanırsa hâllenir
Çiçeklenir, döllenir
Sahipsiz olan var mı?
Yardımsız kalan var mı?
Al ile beyaz gülü tuttum
Rengine sarıyı kattım
Güzel dedim gerçeği gördüm
Güzelde günümün huzurunu buldum

Gölde balık avlasam
Ateş yakıp tavlasam dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Gölün yüzünde ay var
Güzel yüzünde yay var
Kaşın olduğu yerde
Gözün sildiği yönde
Aranan bilinen var

Kapıyı açalım mı?
Öteye geçelim mi?
Danışılan geçitte
Cümlemiz buluşalım mı? dedi
HACI BEKTAŞ geldi:

Dar kapı edinmedik
Çirkin görüp yakınmadık
Dört dörtten ayrı kalmaz
Ayrıyız diye dövünmedik
Ses aldık cümle dilden
Saz çaldık duyan elden
Söz dedik öze girdik
Azdan sebep sormadık
Az verenin elinden
Çok verenin dilinden
Söz edenin gönlünden
Şüpheye asla düşmedik
Arıyı baldan ayırsan
Yarayı bedenden sıyırsan
Ne arının vergisinden özendiği
Ne kulunun yarasından yakındığı görülmez
Ne vergin ile övün
Ne yargın ile yerin

Atın götürdüğünü
Akıl getirir dedi
ALİ sözü aldı:

Otun olmadığı
Atın durmadığı yer
Yaratılmamış değildir
Sahibini bilmeyen
Kendini bulmayandır
İpe mendil sermeyesin
Gerdiğini küçük görmeyesin
Danışılanın
Atlasa atılan düğüm misali
Nakış gibi işleneceği bilinsin
(Soru: Danışılan kim veya nedir?)
Dünün günün yarının düzeni
Gönül altın kâse mi?
Ömrün atlas şase mi?
Seçimi sende değil
Güzel çirkin diyesin
Unutma elinde ne varsa
İçine onu koyasın
Sen bana ben sana demeyesin
Sen sende olanı
Son damlaya sunasın
Kasem boş kaldı deme
Boş giden
Uymayan dolu gidenden yeğdir

Doğuş, cümlenin niyazına ek
Buluş, cümlenin niyetine denk olsun dedi
Resulü selamını iletti

Gökler onlara açılsın
Eller Hak diye tutuşsun
Alacak onların olsun
Verene Yaratanım uydursun
ALİ'yim selam
ALİ’yim selamet
ALİ’yim keramet dedim
Verileni bildirdim
Ya Allah Ya Allah Ya Allah
Cümlemiz dedik selah
Birsin birliğine uyduk
Uyanlarla birlik olduk
Ağaç dikimini baş aldık
Geniş yönde beş olduk
ALLAH’a emanet olunuz
 



Mevlâna'yım!..

Sözü aldım soruyu gördüm
Beş olduk nedir? dendi
Dörtten gayrısı soruldu
Dört bilinen beş aranandır
Aranan nedir? dendi

OSMAN der ki;
Kör olan değnek arar
Dayanan destek
Aramayan var mıdır?
Dört dedik çizgi verdik
Dörde beşi ekledik
Elinde mi? deniyor
Sözü benden soruyor
Arayan ile aranan nedir?
Olmayan aranmaz
Aranmayan bulunmaz
İşte beş odur
Dört, bilen
Beş, arayan
Dört her verileni bilir
Beş sadece dördü bilir
Onlara arar, aradığını verir
Ne var ki
Verdiğini değil
Sadece onları bilir
Ona hazır denir
Açalım denildi

YUNUS’um der ki;
İlim bilimdir
Bilen âlimdir
Gören halimdir
Susan selimdir
Öğrenelim bilelim
İlmini senden alalım denildi
Dörtten beşe geçilende
Yanılandan mı? diye düşünüldü
Dördün yerini elbet beş alamaz
Ne var ki;
Dört kendi halinde çatıyı örtemez.
(Soru:Beş çatıyı örten mi?) Y.M.

Günün yorumu
Gemiye konan yük gibidir
Kimi açılır, kimi geçilir
Açılan seçilendir
Geçilen gecikse de
Gittiği limanda açılır
Kapalı kalan olmaz
Ağaç misali yapraksız kalmaz
Günümüz gelenimiz hayra bilinsin
Elele bulunsun dileğiniz
Dağınık düzen
Niyazınızca yerini bulsun

Salınmayan gelin sevilmez
Denenmeyen damat övülmez
Suçu ne olursa olsun
Kul dövülmez
Sevelim salınmasa da
Sevelim denenmese de
Af edelim suçu örtülmese de
Günümüzün önemi budur
Ömrümüzün dönemi budur
Kulunu birbirine bildirecek O’dur
O senin, O benim, O cümlenin
Cümle O’nun

Yeni, aldığındır
Yeni, yazdığındır
Yeni, geçitli geçitsiz çözdüğündür
Niyazın verdiği kulun vardığıdır
Vardırmayana niyazda hata senindir
Ödünç niyaz olmaz
Eyvallah
Niyaza dururken
Önce tamamen boşal, düşün
Sevgim her düşündüğüme yeter mi?
Yoksa araya kin katar mı?
Öyle oldukta
Bomboş niyaza durdukta
Elbet niyazın seni dilediğin yere vardırır
Boşluktan maksat
Sevgisizlik değildir
İyi kötü düşüncedir

Allah’ıma emanet olunuz.
Ne olursa olsun
Kim gelirse gelsin
Seviniz, seviniz,
Hata görmeden seviniz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah