|
MEVLÂNA’yım ben!
Yeniye hal sorulsa, yoluma der
Geçeni olan ile süzer
Ayağını örtemezsen
Örtünü değil halini değiştir
Gelenin sözünde olayın gerçeği bilinir
Ne aşınır ne taşınır
Aydan sorulsa
Gerçek var mı? denilse
Gerçeği yaratan var
Düşenin derdi kendinde
Düştüğü yerde değil
Gölün verdiği gölge
Alanın gördüğü ayna
Göle bakarsan verir
Atın eyerine yük verilir
Taşıyan attır denilir
Ayağını örtüne denk koy dediğim odur
Al yemeni elinde
Hal denenin dilinde
Tatlı söylenir tatlı dinlenir
Okuyan her kulda ilim görülür
Ne var ki ;
Her okuyan âlim değildir
Ekin ektim ot biçtim
Tarlayı taşlı seçtim diyene de ki ;
Ekini ekecek el taşı taramaz mı?
Taşsız toprak aramaz mı?
Arasa bulmaz mı? dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Ek aradım fistana
Söz ekledim destana
Öne gittim arkaya baktım
Gelenin yoluna gönlümü koydum
Gönlün elma mı yola koyarsın?
Kuluna yolunda aşkı sunarsın? dedi
Yol arkadaşım sordu;
Dedim elma olsa
Ağacı kadar verir
Sonunda bitti denir
Yorum ağaç misali
Her mevsimde yeşerir
Eklenen bilgidir
Beklenen görgü
Aranan vergi
Dilenen sergi
Hepsi bende olaydı
Kuluna verileydi denir
Sende bende sayılmaz
Olmayanda diz dövülmez
Görgü gözde olana
Vergi söze gelene
Sen dilde sargıyı bulasın
Gönlün ile kâinatı sarasın
Sardı sarasıya
Döndü varasıya
Sevdi ölesiye
Yolunu cümleye veresiye
Aklın olduğu, mantığın çizdiği yerde
Hata sadece kendine zarar verir
Çünkü akıl, mantığı doğruya götürür
Doğru, kula kimseye zarar vermemeyi öğretir
Nasıl denildi?
Açık olsun dilendi
Akıl nedir?
Çerçeveyi çizebilen
Mantık yoluna çevirebilen
Mantık nedir? dendi
Aklın süzgeci
Genişliği soruldu
Misal? denildi
Elbet aklın hududu
Kul bilgisince çizilmemiştir
Her yöne dönebilen akıl
Mantık çizgisine ulaşamaz
Çünkü yargıda birleşemez
Akılda önde gelen
Olayların yargısıdır
İyi kötü kaygusudur
Aklı tek yönde besleyen
Olaylarla bağlantı kurabilendir
Mantığı ile olayları süzebilendir
Öyle oldukta
Verdiği aldığına denktir
Kulun kul ile muhabbeti
Kainata ahenktir
Sevgi gönülleri besler
Sevgi kâinatı süsler
Aldım alacağımı
Bildim vereceğimi denmesin
Alacağın bitmez
Öyle oldukta
Vereceğin yeter mi?
|
Ayağını dedin yolunu sordun
Her soranda ilim aradın
İlim sonsuzdur alabilene
Ay ile yıldız gökyüzünde yalnız denmesin
YUNUS’um der ki;
Ay mı sende sen mi ayda olursun?
Olanı yakında görürsün
Gören gözüm ben
Söyleyen dil
Akan suyum ben
Sende huyum ben
Nasıl? denilir
Yol arayan halimi bilir
Yerimi sormasa da gönlüme uyar
Öyle oldukta
Benden dedikte
Benim dedim olmaz mı?
Gelen bahar denilir
Gece seher beklenir
Beklemesen olmaz mı?
Baharı bekleyen
Geleceğin yazı kışı olduğunu bilmez mi?
Geleceği bile bile
Yazı kışı göre göre
Gine de bahar beklenir
Yerimiz nerde? diye sorana de ki;
Kulun gönlünde
Ver dolasıya
Danışılan yolu bulur
Geçitte sanılmasın yalnız kalır
Eşitlik nerde diyene
Yaprağı misal ver
Ağaç dolasıya yaprağa bürünür
Hiç eğildiği görüldü mü?
Meyveyi aldıkta
Gününü buldukta
Dalını eyer gücünü böler
Eyvallah
Yol aldık güne geldik
Cümle ile elele verdik
Selameti elden ele gördük
Bağıntı bölüme gelmez
Bölen sevgiyi bilmez
Bilmezse verene uymaz
Uymayan selameti bulsun
Allah’ım bileni buldursun
Söze ne hacet
Allah’ım görmez mi? dedi
YUNUS’um söze girdi:
Elbet görür, kulunu korur
Ne var ki;
Kuluna niyaz sevabı yazar
Eyvallah
Sohbet sofra misali
Ne devamlı yenilir
Ne yemekten kaçılır
Öğün gelecek
Kulu öğüt olacak
Olumsuzluk çizenden değil
Bağımsızlık çözenden değil
Aldım, aldığım gibi verdim diyorsan
Taşsız toprak bulmuşsun
Ektiğini biçmişsin derim
Ayyaş olanın görgüsü
Bağdaki üzümün ezgisidir
Sevmişsen üzümü
Bilirsin yazını
Bekleme tozunu
Arama yozunu
Yeniyi yoz diyene de ki;
Eskiyi tez bilsen
Görgüyü oraya versen
Yeni seni siler
Eski bilgim, yeni görgüm de
Ne eskiyi sil ne yeniyi böl
Bağla bul
(Resim verilir GARİB)
Eyvallah diyelim
Ayda halini görelim
Samanyolu’nu çizelim
Görgüyü kalemde çözelim
Verdik dileyen olur
Gün gelir anılır
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|