04 NİSAN 1976


Filipin adalarında bıçaksız ameliyat yapılmakta. Türkiye'de de yapılabilir mi?

MEVLÂNA’yım ben!

Huzuru dilersen
Yerinde ararsın
Gönlünü, hayır diye tararsın
Hiç bir olay
Tesadüfe uygun değildir
Yer değiştirenin sözü
Sel ile gitmez
Güne yunan kaygı katmaz
Yunan; paklanandır
Hak sözü ile Hak'lanandır
Gitmeyen gelmez
Yazılan bozulmaz
Verdim geçende
Uygun haberi bekle
Günün değeri
Niyazına uydurandadır
Niyazın edilişi
Yazıya uyandandır
Daha önce dedim
Allah'ım niyetimizi
Yazımıza uydursun
Niyazımızı öyle bildirsin
Daha önce verdim
Adadan, adanın büyüğünden
Gelecek haberi alırsın
Uygun yola koyulursun

Dördü dörtte verdik
Dörtte biri gösterik
Şah ile değil, şeh ile olacak
Almayan,
Dönüşte 'Güzel' diyecek
Selamımız veresiniz
Yazıyı öyle gönderesiniz
Allah'ım izin verdikte
Yerden yeri açarsın
İzin vermedi ise
Nasıl adım atarsın?
Eline el alan
Gözünü yerden alır
Derdini yelden sıyırır
Yazılan, ne elden ne dilden
Sadece gönülden
Gönül yola koyuldukta
Kul hakikate ayıldıkta
Ne ilaç, ne güllaç gerekir
Gönül gönüle bağlar
Daha önce dedik
Halka halkaya eklenir
Nerde olsa beklenir
Olacağa hata nasıl yüklenir?

YUNUS'um der ki;
Sen O'nu bilir misin?
Yaptığını görür müsün? diyene sözüm;
Dağınık değil özüm
Dar geçitte kalmadım
Versem deyip dalmadım
Günümü O'ndan bildim
Yarınımı umdum

Olumsuzluk yok
Oluma yol alır
Gönüller bir oldukta
Yolun ne sözü kalır?
Gün doğuşa şafak denir
Taze pişmiş ekmek yenir
Her kul günde kendini koştu sanır
YUNUS olumsuza söz etmez
Sözün tatlısına eskiyi katmaz
Yemeyenin yiyeceğine bakmaz
Teke helva karmaz denende
Helvayı kaşık olsa da
Ben de karsam demez
Paylaşmadan edemez

Dördün sözünü ettik
Özünü gösterdik
Dağda dolanan
Gönlünde hallenen
Nuru ile nurlanan
Elini gözden ayırmayan

(Filipinlerdeki, dağda yaşayan Dörtten biri mi?) Evet

Göz nurdur
O'nun haliyle hallenen Pir'dir

LOKMAN der ki;
Göz ile el alan
Gönlünü nurlandırandır
Ne var ki
Göz yumuşak yolda verir
Göz, kendini bilmeyeni
Eline 'Koz aldım' diye sevineni
Dağdan taştan aşırır
Suyu varsa taşırır
Hem taşırır, hem düşürür
Ağızdan söz aldım dersin
Ben de sana 'Yazılanı okudum' derim
El vereceksin
Dört dedik
Dördün duvarını örmeye vazife aldık
Dördün çatısı örüldükte
El eli bulmuş olur demedik mi?
Akıl danışman
Mantık delişmen olursa
Dengeyi dörtler kurar

Ağacın dikti isen
Suyunu döktü isen
Meyvesini bekle
Aklın ermediği yerde
Hakk'ın eli olduğunu bil
 



Gemiyi dümensiz alamazsın
Denize girdikte
Kıyıda dalamazsın
Git derine dedik
Yazılmadı ise
Dilesen de boğulamazsın
Olumsuzluk yok dedik
Dilediğin Hak dedik
Yazan bozmaz
Genişlik duranda değil, açılandadır
Yeni'yi verdik
Eskiyi geç dedik
Almazsam deme
Sen de denilenin
Yazıldığı gibi olduğunu bilesin
YM. diyelim
Sözü tatlı ile bağlıyalım

Bal sevene bal verelim
Hal diyene yol gösterelim
Şahin dağda uçar mı?
Gölge görse kaçar mı?
Hem uçar, hem kaçar
Ne var ki
Uçtuğunu gören kaçtığını bilmez
Kartal yuvasını ağaca kurmaz
Çünkü ağaç kartala yer vermez
Neden?
Ağaç barındırandır, güvendiren değil
Gerçeği kim bulur? Nerden bilir?
Gerçek; olandır
Kitaba yazılandır
Yazıldığı gibi okuyan
Gerçeği bilir
Kim bilir? dersen
Yazan dedik
Resulü yazıldığı gibi okuyan
Yazıldığı gibi Nasıl okunur? Nasıl bilinir? dendi
Kur'an'ı aldı
Yazıyı bildi
Kainatı buldu
Kulu ile hemhal oldu

Dörtten dördü aldık
Çatı diye verdik
Duvarını sizler ile öreriz

(Bu dört kişi Kur'an'ın bazı kısımlarını, diğer insanlara nazaran daha mı açıklayıp anlıyabiliyorlar?)

Kur'an'ı nasıl böleriz?
Elbet bilenden
Kainatı bulandan
Sayıları çok mu? dersin, duvarı örenlerin
Dünün günü geçildi
Gelen güne açıldı
Dünyanın çatısı kimdir? denildi. RESULÜ

(Resim verilir)

Çatının dört meleği
Açılan pencereler
Peygamberler
Kapısı? diyene de ki;
Her dileyenin gönlü.
Kapı, Hakk'ındır, yapısının olduğu gibi

(Türkiyede DÖRT KUTUP'tan biri varmış. Yardım eder misiniz?)

Dağın yücesine
Koyunun hecesine
İneğin hücresine
Sütün katresine
Nokta koydukta bulacaksın
Nerde aradım, nerde buldum diye güleceksin
Yerini bilmek, bulmak değildir
Çağrıldığın an yürümektir
Gülersin, geçersin
Dönüşte gördüğünü bulmazsan şaşarsın
İşte o aradığındır
Allah'ım oyunu arayana verir
Ne var ki, önce dolandırır

Candan cana Eyvallah
Candan sana Eyvallah

ALLAH'ıma emanet olunuz

Sözümün alınmadığı
Kuldan kula bölünmediği vaki midir?
Gönlün huzurda
Vurduğun hazırda ise yol kulundur
Ağaca danışan söz ile vermez
Dalını meyva olmadan eğmez
Ne var ki
Kamışa ne dersen alırsın
Aldığın gibi verirsin
Uğraşam mı? bulsam mı? diyene verdik
Olayları tesadüf demeyin

ALLAH'a ısmarladık

De ki; Yaprak idim dökülmedim
Hak yolundan açılmadım
Selam ondan benim dilimden
MEVLÂNA CELÂLEDDİN-i RUMİ

Asil ruh aslına döner


ALLAH'a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah