|
Filipin adalarında bıçaksız ameliyat yapılmakta. Türkiye'de de yapılabilir
mi?
MEVLÂNA’yım ben!
Huzuru dilersen
Yerinde ararsın
Gönlünü, hayır diye tararsın
Hiç bir
olay
Tesadüfe uygun değildir
Yer değiştirenin sözü
Sel ile gitmez
Güne
yunan kaygı katmaz
Yunan; paklanandır
Hak sözü ile Hak'lanandır
Gitmeyen
gelmez
Yazılan bozulmaz
Verdim geçende
Uygun haberi bekle
Günün değeri
Niyazına uydurandadır
Niyazın edilişi
Yazıya uyandandır
Daha önce dedim
Allah'ım niyetimizi
Yazımıza uydursun
Niyazımızı öyle bildirsin
Daha önce
verdim
Adadan, adanın büyüğünden
Gelecek haberi alırsın
Uygun yola koyulursun
Dördü dörtte verdik
Dörtte biri gösterik
Şah ile değil, şeh ile olacak
Almayan,
Dönüşte 'Güzel' diyecek
Selamımız veresiniz
Yazıyı öyle
gönderesiniz
Allah'ım izin verdikte
Yerden yeri açarsın
İzin vermedi ise
Nasıl adım atarsın?
Eline el alan
Gözünü yerden alır
Derdini yelden
sıyırır
Yazılan, ne elden ne dilden
Sadece gönülden
Gönül yola
koyuldukta
Kul hakikate ayıldıkta
Ne ilaç, ne güllaç gerekir
Gönül gönüle
bağlar
Daha önce dedik
Halka halkaya eklenir
Nerde olsa beklenir
Olacağa
hata nasıl yüklenir?
YUNUS'um der ki;
Sen O'nu bilir misin?
Yaptığını görür müsün? diyene
sözüm;
Dağınık değil özüm
Dar geçitte kalmadım
Versem deyip dalmadım
Günümü O'ndan bildim
Yarınımı umdum
Olumsuzluk yok
Oluma yol alır
Gönüller bir oldukta
Yolun ne sözü
kalır?
Gün doğuşa şafak denir
Taze pişmiş ekmek yenir
Her kul günde
kendini koştu sanır
YUNUS olumsuza söz etmez
Sözün tatlısına eskiyi
katmaz
Yemeyenin yiyeceğine bakmaz
Teke helva karmaz denende
Helvayı
kaşık olsa da
Ben de karsam demez
Paylaşmadan edemez
Dördün sözünü ettik
Özünü gösterdik
Dağda dolanan
Gönlünde hallenen
Nuru ile nurlanan
Elini gözden ayırmayan
(Filipinlerdeki, dağda yaşayan
Dörtten biri mi?) Evet
Göz nurdur
O'nun haliyle hallenen Pir'dir
LOKMAN der ki;
Göz ile el alan
Gönlünü nurlandırandır
Ne var ki
Göz
yumuşak yolda verir
Göz, kendini bilmeyeni
Eline 'Koz aldım' diye
sevineni
Dağdan taştan aşırır
Suyu varsa taşırır
Hem taşırır, hem
düşürür
Ağızdan söz aldım dersin
Ben de sana 'Yazılanı okudum' derim
El vereceksin
Dört dedik
Dördün duvarını örmeye vazife aldık
Dördün
çatısı örüldükte
El eli bulmuş olur demedik mi?
Akıl danışman
Mantık
delişmen olursa
Dengeyi dörtler kurar
Ağacın dikti isen
Suyunu döktü isen
Meyvesini bekle
Aklın ermediği
yerde
Hakk'ın eli olduğunu bil
|
Gemiyi dümensiz alamazsın
Denize girdikte
Kıyıda dalamazsın
Git derine dedik
Yazılmadı ise
Dilesen de
boğulamazsın
Olumsuzluk yok dedik
Dilediğin Hak dedik
Yazan
bozmaz
Genişlik duranda değil, açılandadır
Yeni'yi verdik
Eskiyi geç
dedik
Almazsam deme
Sen de denilenin
Yazıldığı gibi olduğunu bilesin
YM. diyelim
Sözü tatlı ile bağlıyalım
Bal sevene bal verelim
Hal diyene yol gösterelim
Şahin dağda uçar mı?
Gölge görse kaçar mı?
Hem uçar, hem kaçar
Ne var ki
Uçtuğunu gören
kaçtığını bilmez
Kartal yuvasını ağaca kurmaz
Çünkü ağaç kartala yer
vermez
Neden?
Ağaç barındırandır, güvendiren değil
Gerçeği kim bulur? Nerden bilir?
Gerçek; olandır
Kitaba yazılandır
Yazıldığı gibi okuyan
Gerçeği bilir
Kim bilir? dersen
Yazan dedik
Resulü yazıldığı gibi
okuyan
Yazıldığı gibi
Nasıl okunur? Nasıl bilinir? dendi
Kur'an'ı aldı
Yazıyı bildi
Kainatı buldu
Kulu ile hemhal oldu
Dörtten dördü aldık
Çatı diye verdik
Duvarını sizler ile öreriz
(Bu
dört kişi Kur'an'ın bazı kısımlarını, diğer insanlara nazaran daha mı
açıklayıp anlıyabiliyorlar?)
Kur'an'ı nasıl böleriz?
Elbet bilenden
Kainatı
bulandan
Sayıları çok mu? dersin, duvarı örenlerin
Dünün günü geçildi
Gelen güne açıldı
Dünyanın çatısı kimdir? denildi. RESULÜ
(Resim
verilir)
Çatının dört meleği
Açılan pencereler
Peygamberler
Kapısı?
diyene de ki;
Her dileyenin gönlü.
Kapı, Hakk'ındır, yapısının olduğu gibi
(Türkiyede DÖRT KUTUP'tan biri varmış. Yardım eder misiniz?)
Dağın yücesine
Koyunun hecesine
İneğin hücresine
Sütün katresine
Nokta koydukta
bulacaksın
Nerde aradım, nerde buldum diye güleceksin
Yerini bilmek,
bulmak değildir
Çağrıldığın an yürümektir
Gülersin, geçersin
Dönüşte
gördüğünü bulmazsan şaşarsın
İşte o aradığındır
Allah'ım oyunu arayana
verir
Ne var ki, önce dolandırır
Candan cana Eyvallah
Candan sana Eyvallah
ALLAH'ıma emanet olunuz
Sözümün alınmadığı
Kuldan kula bölünmediği vaki
midir?
Gönlün huzurda
Vurduğun hazırda ise yol kulundur
Ağaca danışan söz
ile vermez
Dalını meyva olmadan eğmez
Ne var ki
Kamışa ne dersen alırsın
Aldığın gibi verirsin
Uğraşam mı? bulsam mı? diyene verdik
Olayları
tesadüf demeyin
ALLAH'a ısmarladık
De ki; Yaprak idim dökülmedim
Hak yolundan açılmadım
Selam ondan benim
dilimden
MEVLÂNA CELÂLEDDİN-i RUMİ
Asil ruh aslına döner
ALLAH'a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|