11 MAYIS 1976


MEVLÂNA’yım ben!

Ye yudum yudum
Sözüme uydum
Diledim geldim
Günün yorumuna
Yol verdim

Sorun senden yeniyi sormaz
Olumsuz denilen yerde
Kumun yolu görülmez
Açılan kapıya
Perde gerilmez
Saydığın her kulda
Uyduğun her yolda
O’nu bilesin
O’nu göresin

Sebep sormazsın
Neden demezsin
Ne geçenden
Ne kaçandan
Sorumlu değilsin
Yazıya uydum
Öyle bildim dediğin an
Olanı güzel görürsün
Açılan kapıyı sorarsın
Daha önce dedim
Perde gerilmez
Kaygıyı, O’nu bilmeyende ara
Dara mana girmez
Kul yazılanı bilse
Olana kaygu etmez
Nasibinde somun olan
Sepet satmaz
Gerçeği bilsem yeter diyenin bilmediği
Gününün kayguya girdiğidir
Unutulmasın
Kayguyu da kul yaratır

Göğün ölçüsü
Gözünün gerçeğidir
Doğuşa uydun
Oluşa yol aradın
Duruşta niye kayguya düştün?
Aymayı bilsem deme
Kendine mal ettiğin her olay
Aslında yazındandır
Öyle oldukta
Aymayı bilsem demek yersiz

Elinde üç taş kaldı
Hangisi koz olsun dersin
Koz elinde olandır
Dilinde olan değil
Yolunda olan hiç değil
Zor dediğin
Gelende güç değil
Göç var mı? dersin
Yok
Yazıya bakılır
VEREN’in izni ile söylenir
Göçten kasıt nedir? dendi
Söyledim koz elinde olandır
Günün yorumuna verilecek
Oya misali işlenecek

SOMUNCU der ki;
Yemeniyi bilelim
Yarına gülelim
Ay’dan göz alamayan
Güneşe nasıl bakar?
Deryadan kürek çeker
Gemiyi kaçırdım deme
Vardığın anda gemidesin

Aynayı elime verdin
Gönlümü yoluna koydun
Elimi aldın
Sonra da bırakıverdin dersin
Elini alan bırakmaz
Yamayı gerekli yere diker
Gönlüne meyden döker
Mahzun oldum
Ayrı kaldım dediğinde
Dilediğinin yanında olduğunu bilesin
Aradığını bulasın
Kucağındaki taşı dökesin
Yumuşak yol alamam
Duman görsem bölemem dersin
Her olayın Hak’tan olduğunu
Söylemez misin?
Uymayı denemez misin?
 



Öyle oldukta
Olaylara taş mı diyelim?
Elinde olan geçici değil kayıtlıdır
Olumsuz dersin
Oya misali işlenir dedim
Geçici olan her gölgeyi
Yeniyi mi gördüm deme

Geyik, dilden değil
Gönülden verendir
Gezici olan o mudur? dersin
Değil
Görgü; ya yerinde, ya derindedir
O mudur? dersen
Değil
Aydın olan günüm
Nasibime bağlandığım gündür dersin
Nasibin çözülmedi ki
Yanımızda olana
Asmadan sorana
Sert zeminden kaçma
Ne olacak deyip gocunma
Varlık yokluğa eşittir
Günler çeşit çeşittir
Dün bugüne uymaz
Bugün yarını bilmez
Kul kayguyu silmez
Güneşe denk vakitteyiz de
Yeniyi öyle ara
Bohça aldım düzeyim
Olacağı göreyim
Alacağa vereyim
Sonsuza gönül koyayım dersin
Sahipsiz kul var mıdır?
Müsterih olasın
Sahibim Yüce’dir diyesin
Suyun özelliğini
Yolun güzelliğini verdik
Bilirsin
Dört duvar yol vermez deme
Allah’ım dört duvarın içinde de kulu iledir
Soğuk denen günde sıcağı özlersin
Sıcak gelen günde buza el atarsın

Senin benim olandır
Benim sana gelendir
Gece gündüz verendir
Cümle ile dürendir
Sofrasını serendir
Yediğini aldığını
Cümle ile paylaşandır
Elbet sahibi değil
Sahibine hizmette olandır
Unutulmasın
Her yaratılan hizmettedir
Yumuşak yolun yeniye bağlantısı
Olumunda özellik
Özellikte güzellik görülür
Adı öyle verilir

Yazdık verdik
Sahifeleri doldurduk
Silip attın mı?
Dönüp yattın mı?
Vergimiz daimdir
Dünya gününüzde
Aşmadık dediğin köprüyü
Yersiz mi buldun?

Yorgan örtmeye
Odun yakmaya gereklidir
Gerekli olan her yol kuluna açıktır
Olumsuzluk bizden gelmez
Olmuyor denilen
Yazıldı ise kapalı kalmaz


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

(?)
Daha önce verdim
Aynı defterde
(?)
Yol münasip
Yazda kışı, kışta yazı söylersin
Geçen günde sahifeyi açarsın

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah