|
MEVLÂNA’yım ben!
Yeniyi sildi isek
Eskiye uydu isek
Eski, aldığımız
Yeni, verdiğimizdir
Aşılmayan dağ yoktur
Yolu göze aldıkta
Rüya değil dedikte
Niyet, düşünce denir
Düşündüğüm sende kalır
Hakikat her an yerini bulur
Oluşun nedir?
Ne devşirdiğin
Ne taşıdığındır
Yumurtadan civcivin çıkışı
Oluşumdur
Çiçeğin meyveye dönüşü
Oluşumdur
Amma yumurtanın gelişi
Çiçeğin açışı
Oluşum değil verişimdir.
Oluşum;
Kâinatın her zerresinin
Kendi ile gelişidir
Güvenilen tek varlık Verendir
Ve verdiğini bilendir
Kâl nedir? dendi
Daha önce soruldu.
Dönüştüğü andır
Doğuşa uyduk
Oluşa dönüştüğü an
Kalacağımız,
Ayılacağımız andır
O anda Kâl denildikte
Ne güzel anda
Olduğumuzu bilsek
Olmuyor dediğin her olay
Olumsuzluğa gider
Günüm ne güzel,
Yarınım daha güzel olur de ki
Oluma uyasın
Su ile oluk dendi
Yorum yoruma dayandı
Oluk; benden alan, nakleden
Günümüz niyet günüdür
Yolumuz kıymet yoludur
Gıybetten uzak kalalım
Kendimizi kendimiz bulalım
Ağacın verdiği
Elbet kulun beklediğidir
Güzel gördüm, güzeli serdim
Güzellikte buldum
Dal dedim meyveyi sordum
Hal dedim kulunu sardım
Yürüye yürüye yolu yarıladım
Döndüm baktım
Geldiğim gibi kalmışım
Miyarımı yürümeden almışım
YUNUS kendini bilmez
Kendini halktan bölmez
Gelenle kalmaz
Çoklukta teke helva karmaz
Çokluk;
Halk içinde halkı bilmeyenlerdir
Çokluk;
Çarkı dönerken
Öğütüleni bilmeyenlerdir.
Yerim yârimdir
Yönüm kârımdır
Buldu isem
Yaprak yaprağa eşit olmaz
Eşit olsa çeşit olmaz
Alamam diyene de ki;
Görürüm O’ndan, verdiği kadar
Duyarım O’ndan, dediği kadar
El eli tutmazsa
Göz göze bakmazsa
Yar sesi almazsa
Kul köle olur
Selameti kölelikte sanır
Dağ dağa yol vermez
Neden?
Değişmediğinden
Yerini buldukta, hizmete vardıkta,
Sen yol olursun
Gelene sırtını verirsin
Duyan gören nedir? denir
Duyan;
Yok olanı alan demek değildir.
OMAR der ki;
Her aldığını veremezsin duymayana
Duvarı aşamayan duymayı bilmez
Duymaktan maksat;
Çiçeğin verdiği
Rüzgârın getirdiği değildir
|
Duymak;
Alabilmek yeteneğine sahip olmaktır
Neyi?
Kâinatta olan,
Var ile var olacağı belirten
Değişmeyen yorumları iletebilen kulu duyabilendir
Duyduğunu alır, bildiğini iletir
Çünkü duyguda şekil yoktur
Hâlbuki iletilebilen kalıp ile anlatılandır
Nasıl denildi?
Çiçeği diyelim
Çiçekten duyulan anlatılır mı?
Geyik misali sevgi ile sarılır
Sorunun cevabını verelim
Rüyayı görenin,
Yerini soranın sohbeti dağınık olur
Rüya;
Bedenin dışında olur
Ruhun yerini aradığı görülür
Her rüya mı? dendi
Değil elbet
Kulun rüyası
Niyetine niyazına uyar
Nasıl? denilir
Ermiş kulunun rüyası
Erenlerin sofrasıdır
Kalmış kulun rüyası
Ömrünün sahrasıdır
Günün yorumunu rüyaya bağlayanın
Yumuşak yoldan uzak kaldığı görülür
Neden? dendi.
Çünkü yorum;
Gören gözün
Duyan kulağın marifeti olur
Ehil dilden dökülür
Olmaz denmesin
Güneşin görüldüğü rüyada yorum diyen
Dilde günün hayrını söyler
Ne var ki her gün hayırdır
Güneşin vergisi
Kâinatın sergisidir
Öyle oldukta
Yorum özbaşına olmaz
Özbaşı;
Aynaya bakan, özünü gören
Ne var ki çözüme varamayandır
Özbaşı dendikte
Kendi kendine bakıştır
Hâlbuki
Güneş cümleye
Aynı hız, Aynı haz ile bakar
Öyle oldukta,
Yorum cümle içindir
Yeniye yol alır
Güneşin dedik
Dağdan söz edelim,
Cümleye yol açtığını görelim.
Genişliğe açıldıkta,
Ruhun yerini bulduğu görülür
Kuluna öyle gösterilir
Hz.MUSA der ki;
Duyara anlatan
Önündeki duvarı unutandır
Duyara gördüğünü dersen
Yolunu aşırır
Öz diyelim rüyayı bağlayalım
Rüya;
Duyanın, görenin yorumunda hakikat olur
Bilmeyenin yorumunda karanlık kalır
Onun için denir; Gördüğün sende kalsın
Şeytani rüya nedir? denildi
Dendiği gibi;
Kulun niyeti diyetine eşittir
Gördüğü rüya elbet karşıttır
Ne var ki daha önce dedik
Kul kendi bulamayacağı yolda
Yardımcısı gelir
Niyaz ile ruhuna yardımcı olmaya çalışır
Orada görülen rüya rahmanidir
Allah’ıma emanet olasınız.
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|