28 EKİM 1979


MEVLÂNA’yım ben!

Gelen gülen bizdendir
Seven uyan bizdendir
Cümle alem sizdedir
Selam olsun
Her alan bilsin

Sarı yaprak düşerse
Onu gören şaşarsa
Duvar deyip aşarsa
Sorgusu bizden gelmez
Kimseye sözü kalmaz

Adım attım öteye
Sözü verdim katıya diyene de ki;
Gidene ayak uydurursan
Sorana sözü duyurursan
Verdiğinden kaygu alma
Gün güzel mi? diye sorma
Elbet güzele yönelir
Gelişen bizler miyiz? denir
Oluşan sizlersiniz
Çalışan iseniz

Denize ipi attım
Kumda yapıya kattım
Sözü alana sattım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Daldan yaprağı aldım
Yaprakta düzene güldüm
Meyve benim olacak
Çekirdeği cümleye verecek,
Dedim sevindim
Meyve elde kalaydı
Çekirdek toprağa geleydi
Elbet YUNUS düzene
Kalem çekerdi derseniz
Kul yazısı ile dünya çökerdi
Kul kim? Yazı nerde?
YUNUS bilmeden düştü derde
Dünya beni sararsa
Her bilen Nerde? diye sorarsa
Geldiğime şaşarım
Ben ben diye coşarım
Su olmadan taşarım

Yolda kendimi buldum
Bildiğim günde kaldım
Öylece oldum
Sandım ki öldüm
Ölen O’nu bilendir
Ölen nefsini bölendir
Ölen her türlü kaygudan
Uzak kalandır
Döne döne bulursun
Döne döne olursun
YUNUS gibi anılırsın

Yemek denen
Yemek diye yenen
Günde şaşandan
Uzak kalırsın
Ne demek? dendi
Yemekten maksat maddedir
Mideni doldurursan
Yemek yersin
Nefsini doyurursan
Dilediğini benliğinde beslersin
Yenen odur
Uyumsuz gelen
Hazmedilemeyen yemeğe benzer
Hem sever hem yersin
Yediğine pişman olursun dedi
YUNUS’um yürüdü

Destan okunsa
Fistan dikinse
Gelenden söz verilmez
MERYEM’den yol sorulmaz
Var dediğini
Kendi ver diyecek
Gönüllerde öylece
Varlığını gösterecek
 



Yoğurt çalınsa göle
Uyum gelirdi hale
Hele bakılsın güle
Gül fidanı oluşmadı
Toprak ona alışmadı
Bilen bilmeyen çalışmadı
Gün güneşe alışır
Gül öylece gelişir
Gelecek gün
Bugün ile çelişir
Bekleyen elbet muradına erişir
Günde değil
Gelecekte oluşan her yaprakta
Adı dilde söyleşen
Söze, bizden aldığını demesin
Suyun aktığı yerden nakletmesin dedi
MERYEM sözü verdi

Sayfa nedir? denildi
Yaprakta görülen
Her gününde yazılan
Yaşanan günde okunandır

Gözüm yerde olmadı
Sözüm derdi vermedi
Kimse olanı görmedi dedi
PİR SULTAN  söze sazı ile girdi:

Çaldım sazı el ile
Verdim sözü dil ile
Her halinde
Gül diye aldım diyen gelsin mi?
Verdim diyen bulsun mu?
Güzel gelen
Olsun mu? dediler
Benden sefer sordular
Kaynak düzde görülür
Yoğurt sütten bilinir
Veren alan sevilir dedi
PİR SULTAN yürüdü

Sıcak aşa katılalım
Sohbete cümlemiz atılalım
Örtü bizden gelmez
Sizden gelen olmaz
Asla bilinene
Örtü konamaz

Dost eli
Dost dili
Elbet Dost
verir hali
Yorulmaz kolu
Yapıya katalım kumu dedi
YUNUS’um yeniden sözü aldı:

Her alan, her bilen
Verenden olsun
Cümlenin gönlünde
Selamı kalsın dedi
YUNUS’um yürüdü

Taze fidan
Yelden eğilmesin
Selden sökülmesin diyene de ki;
Destek alırsa
Ne eğilir, ne sökülür


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah



(Resim verilir)


SEYYİD AHMED denilir
Adı öyle anılır

27eylül1979

SOHBETLER

04ekim1979