16 KASIM 1979


MEVLÂNA’yım ben!


Yol bizim
Bizden olmayan söz bizim
Bizden gelmeyen
Her an gönülde
Gönülden çıkmayan
Yüce Allah’ımdandır
Geldiğimiz sevdiğimiz
Cümle ile bir olduğumuz
Söylenen haldendir
Cümlenize selam olsun
Her olay hayıradır bilinsin

Serdiğin çamaşır
Yere düşerse çamur olur
Her olayın açtığı
Her kulunun geçtiği
Bir düzen vardır
Yapıyı her gelen ayrı anlatır
Ama aynı yapıyı söyler

Dökülen yaprağı saydım
Gördüğüm olaylara doydum dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Hak kapısı kapanmaz
Hak adına gelene
Hak kapısı kapanmaz
Yazan birdir diyene
Hak kapısı kapanmaz
O’ndan geldim
O’na döneceğim diyene
Kapı açık girelim
Cennet neymiş görelim
Dünya verdi yiyelim diyene de ki;
Dünya her yaratılanın
Sahibi O’dur
Geldim gördüm
Kulluğumu bildim dersen
Dünyan cennettir

Yoğurt yedim ekşimeden
Sütü aldım taşırmadan
Bir kuldan öbür kulu aşırmadan dedi
PİR SULTAN ABDAL yürüdü

Kaşık elde geleyim
Aşı nerde bulayım
Taşa atı bağlayım dedi
SARI SALTUK selamladı

Dur diyene gülmedim
Hak adına vermeyenden almadım
Hakkım senden gelendir
Nasibim alnıma yazılandır dedi
SARI SALTUK yürüdü

Elden aldım
Gülden verdim
Her sorana yolum dedim
Gel gelesin
Ver gülesin
Kor olasın küle dönüşesin dedi
YUNUS’um  adım adım yürüdü

Naz ile gelişen
Nazlı diye bilişen
Çağırdığımız halde oluşan
Güne uyanlar
Uyum senden diyenlerden
Allah’ım razı olsun
Her can cananı bilir
Her can canana ulaşayım diye
Gönülden çalışır
Çalışmak mı, alışmak mı gereklidir? denir
Oluşmak gereklidir
Çalışırız
Alışırız
Oluşuruz
Günde yuvaya doluşuruz
Dost elidir alışan
Dost dilidir konuşan
Dost halidir gelişir
Dost dost ile bilişir

Katı ekmek yemezsen
Yumuşağın tadını bilmezsin
Yumuşak denilen
Her yapıda uyum ile görülendir

Sarsam yarayı
Örtsem karayı diyene de ki;
Yara da kara da Yüce'dendir
Gönülden alırsan
Yapıda kendini bulursan
Yardımcı olursun

Dört yaprak elde kalsa
Hepsi de sana verse
Paylaşalım diyene
Vereceği bulursun
Yapraktan maksat nedir? denildi
Sahife



Kumda eşit geçelim
Hep beraber göçelim diyene sözüm;
Yama bizde dilersen
Açık bende söylersen
Gidişe yol vardır
Demesin vakit dardır
Sofrayı burada kurduk
Orada kaldıracağız
Elbet aynı kapıda
Elele vereceğiz
Sende olan
Benden gelir
Hak cümlemize verir
Seni beni görür

Gölge benden gelmesin
Nasibini silmesin
Her sayfayı okusun
Ömrü öyle dokusun dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı

Özden ayrı kalmadık
Gözden nuru silmedik
Geldik bulduk soymadık
Neden diye sormadık dedi
MERKEZ’im selamladı

Dağdan aşayım dedim
Dostta sevgiyi buldum
Aşamadığım kayaya oturdum
Sevindim sevindim
Gördüğüm her var olanla kucaklaştım

Ocak başı sende mi?
Ocak taşı bende mi? dedi
KAYGUSUZ candan cana
Sevgisini sundu
Geldik bulduk eyvallah
Bulduk sevdik eyvallah
Sevdik doyduk eyvallah dedi
KAYGUSUZ yürüdü

Aldım geldim
Buldum oldum
Cümlenin sevgisi ile doldum dedi
YUNUS’um  yeniden söze girdi:

Tadı adı bilinir
Her adımı bölünür
Kaynak bilinen sudur
Cümlenize selam olsun
Her seven
Sevdim diye sevinsin
Sevdim diye övünsün
Hata kusur ararsa dövünsün
Allah’ıma emanet olunuz
Her kulunda
Sevecek hal görünüz


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah


(Resim verilir: ŞEHİT YUNUS ve karındaşı)

Yolum savaş oldu ise
Gönlüm barış doldu ise
Her adım bana açılır
Şehit denilen yol seçilir
Candaşım karındaşım ile
Verdiğim resimde
Kement atmadığım
Dünya halimi görünüz
YUNUS diye anınız
Elbet YUNUS EMRE değil
ŞEHİT YUNUS

Demde gönüllerde yol diler
Barış için hal söyler
Nerden, nasıl? denilir
Her demde
Şehitlik meyvesi yenilir
Yumuşak geldi toprak
Mevsim güz
Döküldü yaprak
Aldık verdik Yanya’yı
Sevdik elbet Konya’yı
Sen beni bilsen neyler
Sen beni ansan
Gönül yürek misali
Cümleyi eyler
Gönül ayrı
Yürek ayrı mı? denilir
Yürek yapıdır
Gönül kapıdır
ŞEHİT YUNUS diyesiniz
Karındaşım ile anasınız
Büyük çizgide ben
Küçük çizgide
Karındaşım ile ben
Eyvallah diyelim
Gönüllerde anıldığımıza şükredelim
 

09kasım1979

SOHBETLER

23kasım1979