|
MEVLÂNA’yım ben!
Kuş eti yenmez desin
Dileyen öyle bilsin
Kömür yerde oluşur
Ocak ile buluşur
Alev alsa tutuşur
Yeri nerde denilse
Ağaç iken bilinse
Halinden sorulmazdı
Kötü diye yorulmazdı
Cümlenize selam olsun
Sözü verenden bilinsin
Cennet cehennem denir
Her türlü meyve yenir
Sözü söze bağlanır
Cennet cehennem dendi
Eski dilden söylendi denilir
Dersin eskisi olmaz
Söyleyen temeli silmez
Kömür cehennem dersen
Ağacı silersin
Kor olup yandıkta
Külünü gördükte
Kendinden oluşana gülersin
Kulun oluşudur bu
Derman dediği
Derde düştüğü
Dost diye bekleştiği
Kömür halidir
Elbet oluşacak
Kainat kıvılcım ile tutuşacak
Derde düşmeden olmaz mı? denir
Dert demezsen olur
Değişen değil gelişen denir
Kulun hali dilenene uyar
Kuş etinin yenildiği sorulur
Kement kuşa atılmaz
Kuş el ile tutulmaz
Avlayım dersen
Gerçeği vurmuş
Lokmayı dilenen değil
Eylenen hale getirmiş olursun
Eyerde oturursam
Heybede götürürsem
Yerde yolu aldığım
Yolda bileni gördüğüm söylenir
Söze şahit beklenir dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Gördüğüme bildiğime
Hak yoluna uyduğuma
Şahidin var mıdır?
Elbet vardır
Dünyada bıraktığım satırlar
Cümlenize kârdır
Demek ki;
Bildiğini gördüğünü
Halin ile uyduğunu
Cümleye vereceksin
Kârını cümle ile paylaşacaksın
Sevgim benim yükümdü
Canım benim kökümdü
Dal bedene
Dal vergiyi sezene
Alıcı vericidir
Onun için yükünü ağır vermeyin
Verginizi dalda bırakmayın dedi
YUNUS’um yürüdü
|
(Soru: YUNUS’un verdiği müjde hakkında biraz daha açık bilgi verir
misiniz?)
Akkuşun kanadına
Duman değmesin
Gecenin sardığını
Gündüz soymasın
Kuyuya ses vereni
Akan nehir duymasın
Yerini bilen kulu
Güzelliğe doymasın
Suyun rengi
Yatağına denktir
Dost diyen her kulu
Oluşuna ahenktir
Suyun yatağını
Çöp ile doldurursan
Göreceğin gönlünü de bulandırır
Asmayı yerinde bilelim
Üzümü dalından alalım
Akkuş kendini bilişindir
Kanadını çırpışındır
Kendini bilişten maksat
Hür iradene
Gönül yolunu açışındır
Yaprak dala yük olmaz
Yağmur gelse dökülmez
Bunalım nasıl olur?
Kul kendini nasıl bulur? denildi
Mantığın ile bilgini değerlendiremezsen
Bunalım sanadır
Yapıyı çözmeye değil
Uymaya çalışmak gereklidir
Kömürü ondan verdik
Yapının temelini gösterdik
(Soru: Yapıdan murat nedir?Kainatın yapısı mı, kulun yapısı mı?)
Kainatın yapısı kul içindir
Kulun yapısı
Kainatın içindedir
Dört dört olsun
Her olayda eşit ağırlık düşünülür
Doğuşun verdiğini bilsek
Yapıyı değil
Gönüldeki kapıyı açardık
Öylece dört dört diye geçerdik
Allah’ıma emanet olunuz
(Soru: Geçen tebliğde “bilen” kelimesinden murat nedir acaba?
Bileni
silmedik diye bir haber vardı)
Bilen YUNUS’um
Bildiren cümlemiz
Yerimiz denenmiş yoldur
Gelişi bilen kuldur
YUNUS’un dünyada bildiğini silmedik
Bilmediğini görmedik
Gölgeyi görene sermedik
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |