|
MEVLÂNA’yım ben!
Yapıya kum olana
Kapıya kul gelene
Selam diyelim
Kucakta söz verene
Hak adına diyelim
Aştan dileğim olsa
Taştan elim kurtulsa
Allah Allah diyeceğim
Her sorana vereceğim denilen
Susuz dere sanılandır
Suyumuz bol akar
Gelene gidene
Gönülden verir
Duran attan yol alınmaz
Yozan ata gem vurulmaz
Güzel denilen
Halden verilen
Dost kapısından
Ayrı kalmaz dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Gölge yerini açsa
Gayret kulunu seçse
Bilen bilmeyen bulur
Her kapıya gelirdi
Dalda diken arama diyene de ki;
Dalda dikeni değil
Kökten ekene baktım
Dalda gülüne gönül taktım
Altın yaprağı alsan
Gümüş toprağı bulsan
Ekeceğin eldedir
Dökeceğin gönülde
Kemerden koşum olmaz
Dağıtan taşım vermez
Doğuya gitsem diyen
Batıda taşı almaz dedi
YUNUS’um yürüdü
Altı elma sayarsan
Ele alıp soyarsan
Yorum sende kalırdı
Ağacı bilen
Yolda yürürdü dedi
GEYLÂNİ söze geldi:
Ömür sözle oluşmaz
Kömür yanmadan bilişmez
Kul sevmeden bölüşmez
Kapı kapı soralım
Güzel çirkin saralım
Nedir halin? diyelim
Aşı beraber yiyelim
Döne döne geldik hale
Gönüllere kurduk kale dedi
GEYLÂNİ yürüdü
Azı soran
Çoğu sarandan üstün müdür?
Azdan çoktan değil
Üstünlük sevendendir
Örtüyü yok olanı değil
Görünmeyeni açmak için denersin
Örtüyü kul halinden sorarsın
Dönüşe değil
Oluşa örtü vurulur
Buldukça yerini doldurur
Andan ötesi nedir?
Gelen andır
Bütünleşen, birbirine ekleşendir
Her an, bir önceki andan
Bir sonraki ana bağlıdır
Özgür, ne var ki az zaman
Görünmeyen nedir?
Her kulu aynı hali mi görür?
Hayır
Çünkü her kul her an ölür
Ve her an yeniden doğar
Oysa zaman o kadar kısa ki
Bir bilen var mıdır?
|
Genişlik kainatta
Ve kulun doğuşundadır
Aydan Yemen’e söz almaz
Asla gölgeyi vermez
Yıldızı yıldıza bağlamaz
Duman yanan odundadır
Dünya kulun adındadır
Gün geçerse
Gelene bağlanır
Gözden uzak kalmaz
Çevreyi bilen sormaz
Dur dedim yolcuya
Ver dedim hancıya
Dursam yolu tutamam
Belleğime adını katamam dedi
MERYEM sözü aldı:
Yolcu handa bulamaz
Kal desem de kalamaz
Usta oymacı arar
Oyulacak ağaç sorar
Kütük eline gelmez
Toprak kökünü silmez
Aramayan ağaç değil
Dal bulmaz
Dile ara
Elbet bulursun
Sohbette aldığını görürsün dedi
MERYEM selamını iletti
Kaygu veren silinir
Ayrı kaba bölünür
Almam diyen dağıtan
Arayanı sevindirir
Sen ben aldım
Sevindim
Aldığımla övündüm
Gel diyenden
Allah’ım razı olsun
Köşke kapı olaydım
Yoldan öyle geleydim
Elim öpen diyeydim
Fistan sana uymazdı denilir
Köşkün yapısına
Kul olsam kapısına
Elden gülden alanın
Her nefeste bulanın
Dostuna selam verenin
Yardımındasın denilirdi dedi
ABDAL söze köşk kapısından girdi:
Ahır dolu at ile
Göl dolu yat ile diyene de ki;
Attan yolun alırsın
Gölde duran yattan ne bulursun?
Güzeli aklım aldı
Çirkini gönlüm sildi
Ak ile karayı
Aynı kazanda kardı
Selam dost ile dost diyene
Selam her kulunu dost bilene dedi
ABDAL yürüdü
Sözünü bağlasan
Demde Hak ile gönül eğlesen
Gönülden çirkini
ABDAL misali silerdin
Kaygu diyene gülerdin
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |