|
MEVLÂNA’yım ben!
Gönülden alıştık
Güzel günde buluştuk
Cümlenize selam olsun
Gelişen yolda
Her seven buluşsun
Ekin verdim toprağa
Güzel dedim yaprağa
Çiçek elde bulunur
Meyve daldan alınır dedi
YUNUS’um topraktan söze girdi:
Karınca yuvasında
Her gün alışır görür
Yolda sıra sıra
Yiyeceği götürür
Yerini dar mı buldun?
Yolunu az mı gördün? dedikte
Boyunu boyun ile ölçtükte
Dolanı bulacaksın
Olanı göreceksin dedi
YUNUS’um sözü bağladı
Huyum suyum
Gönülden aldığıma
Yorumda kaldığıma gelir
Her bohçada
Dilenen bulunur
Sohbetin güzeli
Her gönüle aktarılandır
Asla nokta koyulmasın
Bilenden bilmeyen ayrılmasın
Elde kanıt var diyen
Ham meyveyi yiyendir
Değişenin yapısını
Açalım kapısını
Her gün gelsem söz alsam
Her sözde olum bulsam diyenin
Elbet kapısı açılır
OMAR der ki:
Erde sezen
Kulda süzen aranır
Doğan güneş
Dilendiği yerde taranır
Nasıl oldu?
Nerden geldi? dediler
Açık yerde düz ovada buldular
O yanın(oyanın) düzeni
Güzeldir yazanı dediler
Açık gelen verilir
Her sorulan çözülür
Altı yapıya düzendir
Düzeni veren
Elbet yazandır
Görevin azına değil
Özüne girelim
Bildiğimiz her hali
Sergiye koyalım
Yediyi sorana sözüm:
Daha önce verdik
Dost dediğin kapıda
Asla yan durma
Güneş sana bana değil
Cümleye verir
Güneş ona bakan
Her var olanı görür
Güneş yürüyen ile yürür
Sarıyı benliğine almış
Seveni sarı ile sarmış dediler
Kaynağını sarıdan aldığını söylediler
|
Danışılan söz gelir
Kendinden olmayana
Sanılmasın söz verir
Unutulmasın her taş baş yarmaz
Her taşı eline alan
Sevmediğine vurmaz
Duranı olduğu yerden alalım
Beraber gel diyelim
Ucu olmayan
Sözü sonunu vermeyen denilir
Kainattan öyle söz edilir
Noktada başlar ve biter
Her var olanda
Aşk ateşi tüter
Bilen bilmeyen katar
Yol bizde söz sizde olsun dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Ata dizgin vuralım
Dengi düzde alalım
Gel diyeni bulalım
Dost diyenle kalalım
Aşın tadı olaydı
Sohbet bizde kalaydı
Az uz düz derdik
Kaleden kaleye uzardık
Toprağı ağaç dikelim diye kazardık
Alanı bilendeniz
Kalanı görendeniz
Cümleyi sevendeniz dedi
ABDAL yürüdü
Kalay buldu onbeşi
Kolay oldu kardeşi
Yol aldım ser verdim
Bilmeden giden kul gördüm
Astığın heybede azığın mı var?
Atını bağlayacak kazığın mı var? dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Dalga dalga gelecek
Sözüm sizi bulacak
Her var olan görecek
Aşın tuzsuz olmasın
Sözün tatsız gelmesin
Kimse kimseye gülmesin dedi
Gelecekte dumanı dağıttı
Ayağı getirmezse
Dileği sorulur
Dilenen örtü açılır dedi
BEKTAŞ sözü LOKMAN’a iletti:
Kaşık kaşık papatya suyu içsin
(Soru: Kim içsin?)
Alan bilir
Şifa Hak’tan desin
Küçük değil büyük kaşık
Ağacın gölgesi oluşsun
Sohbette cümleniz orda buluşsun
Allah’ıma emanet olunuz
Düzende Yazan’ı görünüz
Kendinize sorunuz;
Ne gördüm?
Ne buldum?
Ne verdim?
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|