23 EKİM 1981


Soru: Yakında dünyada büyük olaylar meydana gelecektir.
Acaba Yüce Alem kötü günlerin ve “Altın Çağ”ın geleceği için mi bizleri görevlendirdi?

MEVLÂNA’yım ben!

Yuvamız cümlenizin
Yolumuz her dileyenin
Selam olsun
Aldığınız, bilmeyi dilediğinize uysun
Konuk gelen kuluna
Yolumuzu dün açtık
Yerimizi sormadan seçtik
Komşu komşuyu arar
Bilen kendinden sorar
Olumunu bilenler
Yerden ekin biçenler
Desinler güleceğiz
Dost ile beraber olacağız

Yaprak aldım elime
Mendil sürdüm terime
Geldim baktım serine
Açık geleni verir
Cümlede sevgiyi bulur dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Ağacın doruğunda
Asmanın koruğunda
Bilenin sözü olur
Bilmeyenin gözü kalır
Dar gelse bol verse
Bilmeyenin gönlü kırılır
Oyun yardan ayırmaz
Kulu kendini bilmezse
Sayfada gününü görmez
Oyun nedir? denildi
Dünyada gördüğün hizmet
Bilmeden oynarsan
Dert dersin sararsın
Bile bile oynarsan
Hayıra yorarsın
Geldim oyun demeden
Bildim sahneden inmeden
Selam verdim
Dostu gördüm
Seyirci olana sordum;
Ben mi? Sen mi?
Dedi ki;
Ne ben ne sen
Ben sen biz olduk
Sana bana bakarak
Birbirimizde bulduk
Sen güzel ben güzel
Bizde çirkini sildik
Dostluğu Hakk’ın dilinde gördük
Gönüllere serdik
Aldık verdik dedi
YUNUS’um yürüdü

Altın gümüş O’ndandır
Seven sevilen O’ndan
Her çiçeği severim dersen
Dikeni dahi O’ndan
Alacağım seferden
Bulacağım neferden
Geldim yoldan zaferden diyene de ki;
Kapı bize açıktır
Yolumuz geçilecek
O gün geldi mi? diyene sözüm;
Her gün kuluna en yakındır
Saymayı değil
Nefisten soymayı deneyelim
Açılan her kapıda
Allah’ımın rızasını dileyelim
Diyelim ki;
O’nun rızası
O’na varmayı bekleyen
O’nun dediğine
Gönlünü ekleyendir
Allah’ımın rızası
Sizlerle olsun
Her kulunda
Resulünün selamı kalsın dedi
ALİ sözü aldı:

Ay doğdu
Güneşe uydu
Gün doğdu
Güneşe uydu
Uymayanda sadece
Gölgenin verdiği kaldı
 

 

Allah’ım gölgede olanı
Güne çıkarsın
Altın günde kulu
Kendinde olanı görsün
Kendinde olandan
Kainata sersin
Aldığımız kadar
Verdiğimiz bilinir
Asla ne bir satır eksik
Ne bir satır fazla söylenir


(Kimden aldığınız?)
Elbet Yüce’den

Sildi isek geceden
Ayrılmadık heceden
Temel olduk
Sözde bulduk
Alan ile verenden
Yargıya düşmeden bildik
Bilenden olunuz
Temelde görev alan ile cümlesinde
Hakk’ın rahmeti vardır
Cümlesi kimdir? denildi
Bina temelin üzerine kurulur
Her kumun tanesi dahi
Rahmetinden nasiplidir
Biliniz, görünüz
Erlikte nasipleniniz

Soğuk sıcak aşamaz
Buz olsa da düşemez
Hata diye şaşamaz
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Kainatın verdiği
Her zerrede kulu ile kardığı
Ağacın kökünden
Doruğuna aldığı gibi
Vardığı kadar görecek
Ne zordan şaşacak
Ne korkudan kaçacaksınız
Olaylar değil
Sadece slan veren olarak kalacak
Öylece kendinizi Hak katında
Emirlerine uymuş olarak bulacaksınız dedi
ALİ yürüdü

Hepimiz mi? denilir,
O, O’ndan, O’na diyen her kulu
Sen ben diye ayırırsan
Menekşeyi dikenden kayırırsan
O’ndan dememiş olursun
Dost adına her kulu pay dilesin
Hay desin
Konuya öyle girsin
Görevin azı çoğu değil
Yapılanı önemlidir
Katılan her kulu görevlidir
İstese istemese

Mevlâna’yım!..

Kendini değil
Kendinden geleni bilesin
Kendinden gideni silesin
Allah’ım 'O’na' diyen kulunu
'O’ndan' diyen kulu kadar sever
Allah’ım yarattığını
Kendinden kendine sever
Kendinde kalırsan
Çiçeğin solar
Kaygu etme
Yeni baharda
Yeni çiçekler açar


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
 

19ekim1981(2)

SOHBETLER

23ekim1981(2)