|
MEVLÂNA’yım
ben!
Selam olsun sizlere
Hayır versin sözlere
Almayı dilediğiniz kadar verdik
Dağıtan ile beraber olduk
Konu sadece alıp verme değil elbet
Verecek olan kullarına
Düzeni kurmadır göreviniz
Konu sadece günün konusu değildir
Geleceğin temeline hizmette
Allah’ım cümlenizin yardımcısı olsun
Az gelmedik az vermedik
Hak’tan aldık yoldan verdik dedi
ALİ sözü emanetten aldı
Elbet Resulünden
Alacağız vereceğiz
Yönetimde göreceğiz
Temele katılanlar
Dört er ile güçlenecek
Yönetici ayrıya
Asla izin vermeyecek
Almayı denediğiniz günden
Değerlendirmeye geçiniz
Gemiye gelen
Kendini geminin dışında bilen
Her kuluna yer verecek
Dilerse kaydı için
Niyaz edeceksiniz
Meydan;
Yönetimde olanların emanetindedir
(Ya
Hz. ALİ; almayı denediğiniz gün hususunda bizi aydınlatır mısınız?)
Damla damla gelişen
Gürül gürül akışana döndü
Aldım dediniz
Duman almadan
Suyun akışına katıldınız
Allah’ım her kulunu görür
Aynaya baktığınız gibi
Sayfada okuduğunuz günden veririz
Asla satırlarda
Hakikat dışında olan verilmez
Açık dedik
Önce kendi yapınız hakkında
Şüphenizi kesin siliniz
Katı gelen her olayda
O’nun emrini biliniz
Öylece görevinizin azameti
Dost kapısında
Nasıl gerçekleşir göreceksiniz
Meydan gayret diyenler ile
Hayrete düşenler tarafından
Çeşitlilik gösterir
Katılan emre uyandır
Elbet Hak’kın emrine
Kemerde düğüm olmasın
Herkes bilsin ki
Resulü kamerden değil
Güneşten aldı
Güneşten verdi
Has kullarına Allah’ımın
Görevin O’ndan dedi
Yer verdi sır verdi
Ser verenle yolunu paylaştı
Dedi ki;
O’ndan sana
Dedi ki;
Bizden size
Sizden bize akacak çekecek
Her bilen toprağa diz çökecek
Onun için günde
O’nun kurduğu düzene bakalım
Meydanda aldığınız görev
Danışmaya açık
Her kuluna dilediği malumatı
Verecek halde
Her an bulunacaksınız
Yönetim keşmekeşlikten
Kesin kararlı
Birbirine haberli hale gelsin
İrtibat asla kesilmesin
Bugün yüz, yarın bin
Öbür gün milyon
Sizlerden bekleyecek
Allah’ım bizlerle
Size ekleyecek
Temeli sağlam kurduk
Ekilen ağacın
Meyvesini yiyecek
Ne güzelmiş diyecek
Çekirdeği toprağa atacak
Gün o gündür
Toprağa atılan çekirdeklerin
Verimli günü
O meyveler de yetişecek
Toprağı bakımsız ise
Meyve elbet verimsizdir
Açık geleni açık vereceğiz
Her ay onbirler ile toplanacağız
Aydan aya gelişeni
Gözden geçireceğiz
Bizim için değil elbet
Cümle için
Yolumuz sözden öze
Ulaşmaya yöneldi
Güne kadar gelişeni
Gözden geçiriniz
Gerekli olan nedir? düşününüz
Her soruya açık geleceğim
Olumsuzluk nedir? denildi
Gemiye gelmeyen
Sahibini bilmeyenin arayışıdır
Denizden geçemem
Gemiye binmek için derse
Varsın kayık ile ulaşsın
El veriniz
Gemiye öylece alınız
Umut sizlerde
Müjde bizlerde
Resulünü andık
Selama döndük
Görevliyi yüze tamamladık
Altı geleceği vereceğiz
Günü geldiğinde
Onların görevi nedir? denildi
Her yolun nakil düzeni vardır
Tel ile sal ile
Körük misali araba ile
Tel sözü nakleder
Sal denizde olanı
Toprak yolda gideni
Körük gibi araba götürür
|
Ata eyer vurursan
Yükünü de alırsın
Yükü olana yardımcı da olursun
Nakil, düzden tozdan geçirmektir
Dağdan taştan göçürmektir
Kendinden gayrıya
Maddi manevi hizmet
Mizah diyene de ki;
Dinlersen varlığını izahtır
Ne gülene ne gelene
O’ndan gayrıdan söz yok dedi
ALİ selamını cümleye
Sizler ile iletti
Mevlâna’yım ben!..
Gölgeyi aşabildik şaşmadan
Dağları geçebildik düşmeden
Aşkına dönüştük taşmadan
Şükür diyelim
Az yiyelim
Çok verelim
Dünü günü artık geçelim
Açıklık dönemine giren kainatta
Görevimizin ağırlığına
O’nun aşkı ile katılalım
Bilelim ki;
Az ile çok bulacağız
Samanyolu’nda buluşacağız
Hizmet O’nadır
Himmet O’ndan
Hikmet bizlere
Hayrette kalmazsak
Hakikat çemberine girdik diyelim
YUNUS’un dediği
Resulünün sunduğu
Meyveyi yiyelim
Diyelim ki:
Çok gelmişiz
Arkaya bakmadan
Çok vermişiz
Sayıya düşmeden
Bile bile bilmediğimize yanmışız
Sunulan şerbete
Canlar ile kanmışız
Gayret dedi
YUNUS’um geldi
Ayağına toz mu aldın silersin?
Her bilene koz mu verdin gülersin? dedi
Verdiğinde selam gördü:
Altın yüzük eldedir
Gümüş sözlük dildedir
Aşk ne dinde ne imandadır
Kulun bilmediği zamandadır
Akan suya bakar da
Çöp ile dolu derse
Deme ona akan su kir tutmaz
Kaçan kula bakar da
Derse dinsiz imansız
Ona de ki; Kendini bulsun
Arar kaçtığı yerden tarar
Öyle kulda kin ne arar?
Sıyrıldığı her parça
Ona O’nu buldurur
Yaklaştığı durgun suda
Olumsuz resmini gösterir
O zaman akan suya atılır
Bilmediği ile katılır
Gideceğe yürür
Kendinde olanı görür
Onun için kulun yapısına değil
Kapısına bakınız
Anahtar arayınız
Kapıyı açmaya
Gönlüne geçmeye dedi
YUNUS’um yürüdü
Kara karga öterse
Keyfine gelmez
Yoldan diken batarsa
Canına almaz
Tende kalır
Alacağın yeri vereceğin sözü
Kitaptan okursan
İnandırıcı olmaz
Resulünden aldığın gibi ver
Mevlâna’yım!..
Aynı yerde dilenen günde
Açılacak sohbette
Her görevliden yaptığı yapacağı
Yeniye adım götüreceği alacağız
Beraber elele olacağız
Güne kadar aktık
Günden sonra sizler ile akıtacağız
Dedik ya her çekirdek ağaca dönüşür
Bir çekirdekten orman oluşur
Konu küçük değildir
Uyumayalım
Mevlâna’yım!..
Konuk gelene selam olsun
Allah’ıma emanet olunuz
Her soruya açık kalacağız
Biliniz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
(Her soruya açık kalacağız dendi.
Soruları tüm canlarla birlikte olduğumuz
zaman mı yoksa
özel olarak mı soracağız?)
Görevlilerin sorusu
Yönetim gerekçesi
OMAR der ki,
Yönetime katılan her kul
Bin kul için sorumludur
Mevlâna’yım!..
Görevli olan
Görev verilen her kulu
Aynı sorumluluk içindedir
Bin kulun sevabına da günahına da
Ortak olabilirsiniz
Onun için dedik
Ayaktayız, ayakta olunuz |