|
Soru 1:
28/10/1972 tarihli tebliğde 111 rakamı veriliyor. Bunun 26/5/1981 deki
101’lerle ilgisi var mı?
Soru 2: Berat Kandili tebliğinde canlara namaz
önerilmekte, yuvamızın merkez olacağı bildirilmektedir.
Yorumumuz doğru mu?
MEVLÂNA’yım ben!
Kucak dolusu selam ile
geldik
Cümlenize güldük
Gülü ile bir olsunlar dedik
Niyazımız kainatta cümleyi
bulur
Her gelen kendi dilediği
gibi alır
Namaz Müslüman kullarına
Resulü ile verilir
Gerektiği değil şartıdır
Gerçeğin açıklığı
Düzenden
bilinir
Verenden sorulur
Bildiğiniz gölgeden çıkayım
diyene
Gerçeği vermektir
Gerekeni ben bilirim diyen
Veren ile kendi irtibatını
kesendir
Özünü silip bedenine
küsendir
Bilgimize bilgi eklemek
Hak’tan geleni beklemektir
Kumun vergisi denildi
Daha önce verildi
111de mana aleminin düzeni
vardır
Yuvadaki düzende
Verilen ve alınan isimler
vardır
Görevli denilir
Gönülden çıktık yola
Bakındık her bir kula
Dedik; Allah adıdır dayandığı
Ağaç olalım cümlesine
Niyaz ettiği kadar verelim
dedi
YUNUS’um söze girdi:
Dağdan attığın adım
Yola götürür
Taş ile vursa da
Dilediğini buldurur
Gözün gördüğü kadar genişler
Özün sevdiği kadar genişler
Yerden göğe alırız
Cümlede hayır görürüz
Dayandığımız ağacı
bilendensek
Yakın yerde
suyun olduğuna
inanırız dedi
YUNUS’um yürüdü
Az aşın sözü olur
Sert taşın izi kalır
Gelenin dostluğunda
Cümlenin gönlü kalır
(Gelen
kimdir?)
Aşamam dediği dağdan
Koşa koşa gelen
Kendini Hak sofrasında bulan
Güzele ömür boyu doyan
AKŞEMSETTİN
Sayman diyelim
Sayıya yer verelim
Kaydını öyle düşelim
Ek ekte barınamaz
Yük yüke vurulamaz
Kulu kendine döndü
Kulu kendinde söndü
Aklına gelenden
Yakın
kalamaz
Yaprak oldu sayacak
Kendini nefisten soyacak
Güneşe döndü buzdan kayacak
Sevgiliye gönlünce, ömrünce
Bağlı kalacak
Elbet sevgili Hak’tır
Sevgi halkta dedi
AKŞEMSETTİN yürüdü
Kapıları açana
Nefis yapısından kaçana
Selam olsun
Kuma adım attı
Kendine dönsün
Andığımız sevdiğimiz
Adı ile umduğumuz
Resulüne gönülden
yönelttiğimiz
Niyazlarımızdan elbet
Şefaatini bulacağız
Akan sular götürür
Nefsi bedende bitirir
Şüpheleri kaldırır
Çünkü Hak ile bir olduğuna inandırır
İnananlar O’nundur, O’nadır
İnandı isen O’ndandır
Soğuk sıcak verecek
Güzel çirkin görecek
Tatlı acı yiyecek
Hepsi güzel diyecek
O zaman kulluğunu bilecek
Umut nedir? denildi
Verdiğini değil
Vereceğini
beklemek
Vermezse kaderine küsmek
Vereceği değil
Verdiğidir
güzel olan
Kaderinde vereceği yoktur
Sadece verdiği vardır
|
Dost kapısına duran bilir
Dost yapısına gelen görür
Uyum güzelliğin aynasıdır
Yoğun çalışalım dedik
Sayfayı öyle açtık
Yoğun çalışmada
Defter açmak
değil
Zerrelerde O’nun verdiğini
Dosdoğru görmek
Görmezse göstermek
Önce her kulunun
Birbiri ile uyum sağlaması
Ne denirse densin
Kim ne yerse yesin
Sadece Hak’kın verdiği
vardır desin
Hata ararsan hataya düşersin
Sende senden gidene şaşarsın
Bilenin bilmeyenden
üstünlüğü
Yerine nokta koymasıdır
Noktayı silersen
Bilmeyenin haline düşersin
Bayrak alsam elime
Yumuşak söz versem dilime
Uyarlar mı halime? dedi
KUMANDAN MUSTAFA söze girdi:
Altın yazı yazacağım
Her sorandan bileceğim
Bilmeyeni sileceğim
Umulan günde geleceğim dedi
Selamladı yürüdü
(Umulan
günden murat nedir?)
Kement atan her yolcu
Duracak hanı arar
Hancıdan günü sorar
Hancı yolcudan alır
Yolcu kendinden bilir
Ne yolcu ne hancı
Sayfadaki sırları bilemezler
Okunan satırlarda
Noktayı koyamazlar
Bilirsem bana değil sanadır
Bilirsen sende değil
bendedir
Ne aradım ne sordum
Her hali hayra yordum
Baktım yolum açılmış
Dileyenle geçilmiş
En güzeli seçilmiş
Şükür Allah’ım dedim
Adımı cümlenize verdim
Yoğun konuk geleydi
Hepsi benden alaydı
Sevincim çok çok olur
Sevgileri bende kalırdı dedi
SEYYİT ÖMER yürüdü
Öncü olayım dersen
yanılırsın
Bir kenara konulursun
Kainatta her zerre
Birbirinin hizmetinde
Öyle ise ne öncü ne şah
olamaz
Allah’ımdan başka kimse
veremez
Şeytanı aklından silmeyen
Kendinde olanı bulamaz
O’ndan geldik
O’ndan bulduk
O’ndan başka güçte
Sorgumuz olamaz
Çünkü yaratan O’dur
Ne varsa O’nundur
O’nun olan
O’ndan gelene söz edemez
Sözü var ise kendine desin
Kendinde olanı bulsun
Şükür Allah’ım desin
Secdeye başını koysun
SEYYİT ÖMER kim? denildi
Resulünün üçüncü kuşak
torunu
Kendine değil yuvaya geldi
Yuvada cümle ile GARİB’i
selamladı
El elde söz dilde olacak
Günden sonra söz ile verecek
Her sözde SEYYİT ÖMER
gelecek
Sırtında nefesini verecek
Öyle güzellik kainatta
kalacak
Gördüm derse gördüğündendir
Şüphesi asla olmayacak
Allah’ıma emanet olunuz
SEYYİT ÖMER ile ALİ
Söz ile diğer görevlilerin
adını
Gün gün verecek
(Sözlü mü
verecek?)
Eyvallah
Konuk gelenin selamını aldık
(Yuvaya ilk
kez katılan konuk için)
Açılacak;
Yerden nane toplarken
Çözülecek;
Kendinde olanı katlarken
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür
Resulullah |