13 ŞUBAT 1981


Soru1: Birkaç can özel bir muhasebe konusu için çözüm rica ederler.
Soru2: Meryem Ana’nın mezarını araştırmak üzere girişimde bulunanlara yardımcı olabilir miyiz?
Soru3: Yeşil renge alerjisi olan bir can özellikle yeşil rengin yoğun olduğu yerlerde bayılmaktadır. Bununla ilgili şifa rica ediyoruz.
Soru4: İnsanlardaki 6. Hissin açıklamasını yapar mısınız?


MEVLÂNA’yım ben!

Gölgeler silindikçe
Olaylar bölündükçe
Yudum yudum alındıkça
Gelen alan mutlu kalır
Dilenen güzellikler
Gözlerde açılır
Cümlenize selam olsun
Her kayıt gününde okunsun

Güldüm selam diyene
Geldim YUNUS diyene
Hayırda kalacaktır
Hesapta bulacaktır
Alınan değil atlayan vardır
Duman dağılsın


(Hesap yanlışlığı mı efendim?)
Kayıtta aransın
Eyvallah

YUNUS’un her sözünde
Denilmesin öfke vardır özünde
Olanı olduğu gibi vermeyi denedik
Adımıza uyana eyvallah dedik

OMAR der ki;
Attan söz eden
Taya göz eder
Aynayı eline alan
Kendine dönendir
Dört günden ötesi aransın
Gerçek değişmez
Bilmeyen alışmaz
Olmayan çalışmaz
Dünden güne gelişen
Aldığı gibi oluşandır dedi
OMAR yürüdü

Yerde buldum aynayı
Kendim sordum yuğmayı
Elden mi, ayaktan mı,
Bilmezsem dayaktan mı korkarım?
Ne elden ne ayaktan
Ne gelecek dayaktan
Kulluğu bilmemekten korkarım
Özlediğim her günü
O’nun için gönülde
Çerağ yakarım dedi
YUNUS’um yürüdü

Ağacın yeşiline döndüm
Dökülene yandım dersem
Beni benden ayırırım
Ne yaprağı ne dalı
Çokluğu silmez
Ağacın dalı
Yaprağı varken
Tekliği bilmez
Gene de köküm gövdem
Dalım yaprağım diye
Kendinden bölmez

Darda olana
El verelim
Sırda olana
Kulak verelim
Serden geleni
Hepimiz bulalım
Yaprağı bilsin
Yeşile dönsün
Ak ile hemhal olsun
Nane kaynatılıp içirilsin
Köprüden öyle geçirilsin

Kuru yaprak yeridir
Dağın süsü karıdır
Dost elini alalım
Dostu yuvamızda bulalım
Olduğu gibi kalalım
Senden benden
Sorguya düşmeyelim
Verilen her görevde
Manevi hazzı alalım

Bağdan geldim ovaya
Güzel dedim havaya
Aktı nehrin suları
Tuttum attan yuları
Sefer dedim
Seheri bekledim dedi
SARI SALTUK geldi:
 



Her dağda adımız var
Her yolda gönlümüz var
Ne var ki ömrümüz dar dedi, yürüdü

Kalem tutsa elimiz
Ağaç bulsa belimiz
Derde deva mı oluruz?
Yüce’nin emrindedir
Dediği günde
Yazdığı yönde
Verdiği kulda olur
Kulun kendi kendini bildiği yerde
Aldığı kadar kalır
Dağılan yolda değil eldedir
Dayanan kulu ile beraber güldedir
Kulu kendini bilirse haldedir
Hal dilde değil gönüldedir
Sen yazdığını silersin
Kulsun hataya düşersin
Allah’ım asla yazdığını silmez
Çünkü hataya düşmez
Silinen hatadandır
Değişti kaderim diyene de ki;
Yazılanı okudun mu?
Ömrünü yeniden dokudun mu?

Koruk yerini bilene verir
Üzüm tadını sevene bildirir
Şarap kendini arayana buldurur
Gel bulalım
Gel alalım
Gel cümleyle elele olalım
Yandım Allah diyelim
Yangını gözyaşı ile söndürelim
Aydın güne açılır
Bilen ile geçilir
YUNUS’um yeniden söze talip olur:

Gördüm
dost kapısını
Sordum nerde yapısını
Dediler; Cümle burada
Dediler; Soran her kulda
Adına gelen vardır
Adın ile bulan her kula kardır
Dedim; O’nu bilmeyen kördür
YUNUS elini versin
Dostu dileyene gülsün
Her kulu O’ nu görsün

Gördüm dost kapısını
Sordum nerde yapısını
Dediler; Burada sen sofranı kur da
Dosta dostluk gerekir
Dost ile bir olalım
Cümlemiz birde bulalım
Olanı olduğu gibi
Bileni bulduğu gibi alalım
Her satırda O’nun adını analım
Veren O’dur
Verilen sizler
Gerçek açıktır
Gelen gelsin
Dilediği yerde arasın
Aydın güne açılacak kapıdayız
Bilen kulları ile aynı yapıdayız
Alıştık söyleştik
Gün gibi geceyi aydınlattık dedi
Her elde her dilde
O’nun adına niyaza verdi

Söylenen değil
Dinlenen güzeldir
Yazılan kadar okunan güzeldir
Okunan kadar dokunan güzeldir
Dokunan kadar giyilen güzeldir dedi
YUNUS’um yürüdü


(Giyinmekten murat hal edinmek mi?)
Eyvallah

Aldığını bilmezsen
Bildiğini giymezsen
Yüzün karaya gelir
Aynaya dönük ol ki
Giydiğini bilesin
Ne giyersen göresin


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

08şubat1981

SOHBETLER

27şubat1981