|
Sözlü Sohbet
Sözleri dize dize
Kulu getirdi yaza
Yaprak idi oldu koza
Rengini alsa gelinir dize
Denilir 'dize'
Allah diye başlanır söze
Çirkin dersem kırılır
Gönül parça parça bölünür
Anlatan ile olalım
Görüleni bilelim
Beraberce hazzına erelim
Dediler ki;
Kozaya girdin mi?
İzin gelmezse kozaya giremem
Bizi gördüler cümlemizi sardılar
Dediler ki;
Ağacın yücesinde toplaştılar
Günden güne dertleştiler
Kah sertleşip kah gülüştüler
Ağacımızın yaprağı oluştular doluştular
Dökülecek değil bükülecekler
Önce kozaya katılacaklar
Ağaç soruldu
MEVLANA denildi
(Soru: Kozadan murat ne?)
Bilgi
Okuyunuz, okuyunuz denildi
(Soru: Bu bilgilerle mücehhez olmak, koza olmak mıdır?)
Eyvallah
(GARİB’e gördüğünü anlatması rica edilir)
Gördüğünü anlat dediler
Malzemeyi versinler
Dokunan kumaşlar
Kumaş diyeyim, anlatayım
Büyük bir çiçek
Dört erenin elinde
Açılıyor açılıyor açılıyor
Pembeden mora geçiliyor
Erenleri görelim
Bir bir adını verelim
Selam olsun YUNUS’a
MEVLANA’ya selam
HAMZA DOST’a selam
KAYGUSUZ’a selam
Dediler ki;
GARİB söze devam
Çiçeği gördüm
Böceği aradım
Dediler ki;
Çiçek dokuduğunuz
İşlediğini sergileriz
Birbirinize sorgularız
Bilenden mi bulandan mı alırlar?
|
(Soru: Bilen kim? Bulan
kim?)
Bilen her zerre
Bulan zerreleri birleyen
Dört erene danıştım:
Anda sözünüz var mı?
MEVLANA dedi;
Kabınız dar mı?
YUNUS dedi;
Harcınız var mı?
HAMZA DOST dedi;
Korkusuz kalın
KAYGUSUZ dedi;
Durmayın el ele verin
MEVLANA dedi;
Hoş görün
YUNUS dedi;
Geçeni silin
HAMZA DOST dedi;
O’nu bilin
O’ndan bilin
O’na gelin
KAYGUSUZ dedi;
Toprakta izin olsun
Sulara sözün olsun
MEVLANA dedi;
Vere vere bitmez
YUNUS dedi;
Demeyin ‘bu çoban gütmez’
HAMZA DOST dedi;
Ne yeri ne göğü bağlamayın
Gönlünüzü kaygu ile eylemeyin
KAYGUSUZ dedi;
Ne arada ne sırada
Bilen için yüce Allah
Hep burada hep burada
DÖRT EREN:
Yerin göğün
Bağı yok ki bağlayasın
Suyu bilmezsen
Gücün yok ki çağlayasın dediler
Çiçeği savurdular
Gitti gitti zerrelere bölündü
(GARİB Yüce Alem ile bağlantıdayken
çiçeğin ipek elyaflarından oluştuğunu,
çok çok büyük olduğunu söylemiştir) |