17 ARALIK 1982(2)

17 ARALIK 1982


MEVLÂNA’yım ben!

Konakladık bu yerde
Şifa dedik her derde
Ne oldu ne geldi
Güne kadar ne kaldı sende
Cümlenize selam olsun
Kumdan deryaya
Her kulu adım atsın

Aldım verdim
İki duvara ipi gerdim dedi
YUNUS’um söze girdi:

Sarı elma yiyesin
Al fistanı giyesin
Cilde zeytinyağı süresin dedi
YUNUS’um yanımızda olana
Selam verdi

Kapalı kapıyı açtığın günde
Alacağın sana gelir
Seçilene değil
Saçılana gönül koyarsın
Gerçeği bildiğini
Almaktan sakındığını düşünene de ki;
Kamara değil gönül ölçüsüdür
Yara değil dökülenin alçısıdır

Olamaz diyene sözüm
Günün yorumunda
Yanımızda olana söyleriz

Çağrıda olana eğriyi sileriz
Doğruya geleni cümlemiz severiz
Senden düzeni sorana de ki;
Kendimi düzenden ayıramam
Ak olanın yanında
Yeşili koruyamam
Sebepsiz uçar diye
Kuşun kanadını kıramam
Kırana el veremem
Düzen benden bekliyor ise
Asla ayrı duramam

Konuşan diline
Dolaşan dizine güvenir
Akıl mantığı çalıştırıyor ise
Düzende her kulu yerini bulur
Sahibiz ona buna
Sahibiz direğine
Yarına sahip olamayız
Çünkü olacağı bilemeyiz
Direğine sahibiz denilen
Yazılan sahifede okunulandır
Okunmayana sahip olunamaz


Dost diye geldik söze
Selam dedik cümlenize
Nokta koyduk kaygunuza
At aldım, ot yoldum diyene de ki;

Sana güldüm diyene
Sen de gülesin
Toprakta gülü göresin
Her yaprağı okunur
Kökü bilgi ile dokunur
Sorunun değerinde
Adının eğerinde
Andığın bulunur
Sanma gül alınırsa yolunur
Sözden sazdan eğilen
Günden güne dağılan
Topraktaki gül misali
Baharda açılacak
Güzel ne güzel diye seçilecek

Doğduğun güne dönsen
Doğandan halini sorsan
Alacağın sözedir
Bulacağın gözedir dedi
PİR SULTAN ABDAL
Söze girdi:

Mendil aldım oyalı
Yastık gördüm boyalı
Her adım sayılı

Can dedim canım verdim
Her kulda Hakk’ı gördüm
Bilse bilmese sardım
Meydan'da helva kardım
Gelen yesin seven bilsin
Her kulu görsün
Ezelde bildiğini
Ebede götürsün diye

Dost dediğin her kapıyı
Düşünmeden vur gir
Yanan her ocakta kor gör
Saydığın adımları
Sevince götürür unutma

Sazımız bir çalar
Sözümüz birde
Nasibimiz gürde
Yol ehli olduk
Sanılmasın yolda kaldık
Bitinceye kadar gideceğiz
Oldu denilende kavuşacağız
 



Er olduk dizi dizi
Davar dedik kuzu kuzu
Ne durduk ne oturduk
Su peşinde tazı tazı
Dedik; Çalacağız sazı
Yolda buluşacağız
Handa konuşacağız
Demde sözümüz söylenir
Üç öğüt hepinizde hallenir:

Sana bana değil bize diyelim
Her kuluna selam ile söze girelim
Hak adına hatırını soralım
Hizmetiniz gerekiyor ise
Elele verelim
Sadece salonlarda değil
Her halimizde birlikte olalım
Öylece yağa bala el değer
Satı satır okunursa
Dost güler
El söverse denilmesin
Asla dil varmaz
Allah’ım O’nun ile olana izin vermez
Allah’ım cümlenizden razı olsun

Selam dedi,
PİR SULTAN ABDAL yürüdü

Benden söze bağlamaz diyene
Yemen’den alıp geldik
Gönülde olanı gelip bulduk
Yaprağı yeşil diye söyledik

Kapı kapı gezdiğin
Gönülde bilmeden ezdiğin
Kayguyu silesin
Dün geçti
Olaydan ayrı kalasın dedi
HAMZA DOST yapıya taşı koydu

Dağlar taşlar aşılacak
Görülene şaşılacak
Düzde oluşan ile buluşacak
Er olsa geç gelse
Kayguya düşme
Ne oldu, ne verdi diye deşme
Her olayda düzen yerini bulur
Alan bilir veren kalır dedi
HAMZA DOST selamladı yürüdü

Ayrı değil hep beraberiz
Soydan gelen ile

Sayfayı çevirdimi
Kolayı devirdimi
Güçlüğü yenecek
Dost ile postuna
Kuş misali konacaksın

Komşu komşuyu arar
Dost cümlesini sarar
Bildiğin günde gelse
YAHYA konuyu verse
Yapısına itiraz etmeden sarar



Eyvallah
YAHYA EFENDİ

Mevlâna’yım!..

Yolunuz bellidir
Kulunuz hallidir
Kulluğunuz gönüllüdür


Çevir denilene değil
Doyur denilene uyalım
Kahır etmeden
Sefere yönelelim
Komşuya değil
Konuya değer verirsen
Her kulu yerini alır
Allah’ıma emanet olunuz
İçtiğiniz suda
O’nu bulunuz
Deyiniz ki;
Sana senin ile yöneldik
Yolumuzu yolun diye belledik
Geleni gideni kolladık
Bilmem diyeni yolladık
Yollamaktan maksat
Kovmak değil yolunu göstermek

Dağlar aşına aşına
Kumu getirir
Denizler taşına taşına
Kumu götürür
Kulu düşüne düşüne
Tasayı bitirir


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah 

 

17aralık(1)1982

SOHBETLER

24aralık1982