30 EYLÜL 1982


MEVLÂNA’yım ben!

Konuk gelen her kula
Allah’ımı bildiren her yola
Başımız koyduk
İmanımız ile uyduk
Cümlenize selam olsun
Gördük diyen her kulu
Seyrini öylece bulsun

Kapalı kapı kalmaz bize
Kapalı örtü uymaz söze
Doyduk dedik geldik
Cümlenize hayır diledik
Bağda oluşan ile
Dalda erişeni
Birbirine ekledik
Her sözü her satırı bulacaklar dedik
bekledik
Satır satır okuyana
Halini okuduğu ile dokuyana
Selam olsun dedik

Yaprak yaprak oluştu
YUNUS, MEVLÂNA buluştu
Her söz kulları ile gelişti dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Gözüm sizlerde kaldı
Yaprağı açmadan okuyamazsın
Gönlünü açmadan
Halini dokuyamazsın
Gel alalım bilerek
Söz bulalım gülerek
Geldiğimiz yol bizim
Bulduğunuz yol sizin
Uçan kuşa verdiğin selam
Her kanat çırpışa dağılır
Yoğun çalışma dedik
Olaya oluşma görmedik
Yoğun çalışana
Olaya alışana
Gün gece açılır
Her söz ile aldığı seçilir
Dağdan aşayım
Çoğalıp taşayım dedik
Düz ovaya dağıldık
Güne kadar anıldık dedi
YUNUS’um yürüdü

Demde kaynayan kazan
Elbet bilinir yazan
Olsa olmasa düzeni bozan
Kumda buluşur
Danışan oluşan
Alalım verelim
Her kulda niyazı görelim
Yere kilim serelim
Ne aldı ne verdik soralım

Yoğurt yesem ekşi mi?
Balı bulsam tatlı mı? denmesin
Lokma lokma verilsin dedi
HAMZA selamı ile geldi:

Söz burada öz nurda
Olsun ayağım karda
Az ile çoğu bildiren Hak’tır
Hakk’a uydum diyenin yüreği paktır
Dost kapısına postu serdik
Allah’ım dedik yükün altına girdik
Gücüne inandık Hakk’a dayandık
Elbet götüreceğiz
Güç gelen ile geç kalanı
Birbirine ekleyip bekleyeceğiz

Yolu aştım
Toprağı deştim
Çukur kazdım düştüm
Gördüm ki ne iz kaldı ne diz
Dayandı isem O’na
Buldu isem O’ndan
Gerçek sendedir bendedir O’ndandır
Gerçek bilende bilmeyende
Her yaratılanda
Gerçek gözde sözde özdedir

Ne geldim neyi buldum
Nerde oldum demeden
Yapıya kapı, kapıya kul
Kuldan aldım kulda buldum
Gördüm ki;
Ben beni bulmak için
Ne yapıyı ne kapıyı
Ne de kulluğu beklemezdim
Döne döne emeği eklemezdim
Kulluk O’ndan O’na
Kulluk O’nun ile O’na
Gördüm bildiğim kadar
Sevdim olduğum kadar
Buldum uyduğum kadar dedi
HAMZA yürüdü


(Soru: HAMZA DOST’mu?)
Eyvallah HAMZA DOST

Çok aldım çok verdim
Her olayı rüyam ile gördüm
Kendimi niyaz ile buldum dedi
MERKEZ’im söze girdi:

Dost elini alasıya
Dost sözünü bulasıya
Ben özümle kalasıya kadar
Noktayı bilemedim
Noktayı bildiğim an
Hata nedir göremedim
Çizgi çektim duvara
Otu ektim davara
Samanını cümlesi savura dedim
Hizmetimi dost diyen
Her kuluna devrettim

Bilgi nedir diyene de ki;
Kendine dönme


(Soru: Az evvel ki noktadan murat nedir?)

Yaratılışın birlendiği
Her kulunun erlendiği andır
Er olanın nur ile oluştuğu
Özü ile buluştuğu anda
Zerreler nokta hainle gelir

 



(Soru: O’na varış mı oluyor? O zaman öyle mi diyelim?)

Hak ile Hak oluş
Hak ile Hakk’a birleniş
Çokluk birliğin temelidir
Hak denilir ise
Nar ile verdiğimiz odur


(Soru: Nar o zaman vahdeti mi simgeliyor?)
Eyvallah

Söz ile öz bir olmazsa
Kul kendi özünü bulmazsa
Noktayı defterde bulur
Kalemde sanır
Güzellik tarife değil
Arife gerçeği buldurur
Yoğun çalışalım denilende
Gerçeğin özü verilir
Yapı çalışma ile geliştirilir
Koşuşma ile değil

Oluştuk buluştuk
MERKEZ’im ile söyleştik
Sorguya gelenin sözünde birleştik
Denildi ki;
Çevreyi arasın
Kapalı kalan örtüyü aralasın
Niyazda gördüğü gibi olur
MERKEZ’i ansın
Dediği hale uysun


(Soru: Kim?)
Yeniye ayağını veren

Yenide hal ile eren


Mümin yolunu bilendir
Doydum dediği yerde gülendir
Kapı kapı aşmadı
Dağda geleni deşmedi
Doğru bildiğinden şaşmadı
Duralı yerini değil
Durak marka


(Tebliğe katılanlardan biri: ‘Tuğra’dan geliyor ‘Dura’ )
Eyvallah

Kimse ile değişmedi
Elele olacak
Dilediği her halde bulacak
Yeniye el verdi
Eskiyi bilecek
Yağın balın çokluğundan değil

Arıya asmaya selamından
Her yaratılan ile kelamındandır


Konuk değil aynayı bilir
Cümlesi ile hemhal olur
Aynası oluşundan
Cümleyi buluşundandır


Eşine aşına
Dünyada ahrette yoldaşına
Selam olsun
Açtığı her kapıda
Allah’ım desin dursun
Üç söz ömrüne mihenk dursun;
Yolun açıktır
Asla kapalı diyene dönme
İşin ile yapını birleme
Oluşundan gelişeni körleme
Eşinin verdiğini asla unutma

Görgü yerini bulur
Her kulu birbiri ile imtihana tutulur
Aç gelenin doyuranı
Tok gelenin uyaranı olasın
Duman alan her kulunu
Sohbetin ile rahatlatasın dedi
LOKMAN eşine selamını iletti


(Tebliğin bu yerinde ilkindi ezanı duyulmaya başlamıştır )

Gülen gülene uyar
Seven sohbeti duyar
Selam olsun sesine
Cümle uysun sözüne
Hak çağırdı özüne

(Ezan sesine söylüyorlar)
Eyvallah

Allah’ıma emanet olasınız


(Soru: 25/5/1982 tarihli Dört Er tebliğinde
Hz. MEVLANA “Görevimi aldım, noktası ile teslim ettim.
Sizler de
aynı görev ile yüklüsünüz” demektedir.
Bu konuyu biraz daha açmanızı diliyoruz)


Konuya girdiğimiz
Her konuyu ördüğümüz
Bilinen gerçektir
Allah’ım vermeden gelmeyiz
Görevimiz bitmeden dönmeyiz
Kulunun yargısı ile olmayız
Her konuyu verenden alır
Dileyene iletiriz
Her kulunun aldığı
Verdiği bulduğu
Noktası ile
Allah’ımın bilgisindedir
Ne var ki ararsa
Kulunun ilgisindedir
Elbet kul ararsa
Allah’ım her an
Her kulu ile beraberdir
Özdedir sözdedir gözdedir
Kul kulluğunu bilirse ilgisindedir

Özledik gözledik sözledik
Gönlümüzü O’nun ile birledik
Birliğine talip olduk
Senin ile seni bulalım Allah’ım
Her an senin ile olalım Allah’ım dedik
Niyaza durduk
Sevgisi ile helvayı kardık
Sohbeti kurduk
Cümlenize selam olsun

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammeden Resulullah

12eylül1982

SOHBETLER

06ekim1982