16 NİSAN 1982


MEVLÂNA’yım ben!


Koştuk geldik yuvaya
Güzel dedik havaya
Allah’ım razı olsun
Her rahmet sizleri bulsun

Gölge etmedim bilene
Dalı kırıp vermedim sorana
Alsın almasın
Demedim durana dedi
YUNUS’um durmadan söze girdi:

Dal kırılmaz eğme ile
Kul darılmaz dövme ile
Güzellik yerini olduğu gibi bilene
Allah’ım senden geldi diyene
Tuttuğum her elde yaprak vardır
Konuk gelse gelmese
Kulun gönlü kordur dedi
YUNUS’um her yol sorana sesledi:

Geldik cümlemiz
Gök yer bir olasıya
Verdik cümlemiz
Her kul Pir olasıya
Yoğun verdik her sergiye
Yoğun gördük
Yumuşak olan ile
Sert geleni kardık dedi
YUNUS’um sözü
Suyun akışından
Komşuya bakışından
Her dert olanı
Kendine çekişinden
Dost kapısında
Tespihi alışından bilinen
VEYSEL KARANİ’ye verdi:

Kapılar açıldığı gibi bilinir
Kul geçitte yoklanır
Dayandığı her halde paklanır
Desti bağda satılmaz
Sepet elde bükülmez
Dost kapısı açıktır
Hiç kimseye kapanmaz dedi
VEYSEL KARANİ yürüdü

Eyledim gönlümü viran
Bekledim dünyadan her an
Dert dedim Hak’tan
Diledim derman
Kendimi kendime sattım
Kendimi kayadan aşağı attım
Öylece kırılmayan dalı tuttum
Mananın tadını
Bir anda tattım dedi
BEHLÜL söze geldi:

Dağdan taştan dökülen
Her ağaca takılan
Boş tarlaya ekilen
Elbet görecek alacak
Bulduğu kadar bilecek
Alabildiğince sevecek
Dar gelse fistan yırtılır
Bol gelse takılır
Eski ile bükülür
Dünya hali yamandır
Bilemezsen dumandır
Erişecek zamandır dedi
BEHLÜL’üm cümlenizin
Uyduğu zamandan
Dumanın silinmesi için
Niyaza durdu
Söz gelene
Saz bilene
Kainat gülene güzeldir
Doyum olmaz güzelliğe denilir
Her yaratılan
Öyle tanımlanır dedi
BEHLÜL sözü
KOMUTAN’a verdi:

Doldum taşamadım
Gördüm aşamadım diyen ile
Asla olmadım
Mana ile maddeyi
Birbirine katmadım
Uçan kuşu yakalayıp
Kanadını kırmadım
Var olanı varlığında bıraktım
Dar geleni genişliğe attım
Selam olsun
Selameti Allah Allah diyen bulsun

Dört yerde anıldım
Dünyada bilindim
Kavga benden değil
Yazandan elbet
Kement demde sorulur
Gelişen yapıya sorgu değil
Yargı gereklidir
Kement elde
Selam dilde olsun
Gönülden geçene
Her kulu katılsın
Saydığım her hale
Cümleniz uysun;

Gerçek her kulun bildiği değil
Allah’ın yazdığıdır
Gerçek umulan değil uyulandır
Gerçek her zerrede duyulandır
Gerçek silinendir
Her zerrede duyulan nedir?
Kul Allah’ımı seviyor ise
Yarattıklarını da sever
Yarattıklarını seviyor ise
Tüm kinini hıncını siler
Gerçekler uyuma tabidir
Söze değil

Tetkik tatbiki gerektirir
Karakterime uymuyor dediğin
her olayda
Önce kendini sına
Sonra karşındakini kına
Her olayda göreceksin ki
Karşındaki kadar
Kendin de suçlusun
Ne var ki
Sırtını Hakk’a dayadı isen güçlüsün
Allah’a dayanan her kulunda
Ahlak dilenen düzeye gelmiştir
 



Seyrettim gelmeyi dileyenleri
Seyrettim gelmemi isteyenleri
Yer bize değil
Sizlere gölge verir
Kamuya hizmet et ki
Konuda kendini bulasın
Kendinden verdiğini
Cümlede göresin dedi
Varlığına niyaz eden cümle kullarına
Birliği müjdeledi
Yetmişbin sefere
Bir seher yetebilir
Bir alemden bir aleme
Cümleyi güdebilir dedi
KUMANDAN selamını bıraktı gitti

Her ağacın dilinden
Her kulunun elinden
Selama selam kattık
Sofraya tuzu kattık dedi
SARI ANA söze geldi:

Bakla topladım sözü sakladım
Yerden aldım rafta denkledim
Sarı fistan mı giydin?
Sarı destan mı dedin? dediler
Benden kaldığım yeri sordular
Kalasıya değilim ya
Ha şuracıktayım
Yolda damda
Dağda, bağdayım
Yuvan nerde? derlerse
Gönüllerde görürüm
Postumu dilenen
Her yere sürürüm
Gelen bilir haneyi
Alan bilir taneyi dedi
SARI ANA seyre dalın diye
Selamını iletti

Her dal alır getirir
Yar diyenler bitirir dedi
HAMZA DOST söze geldi:

Adım adım gelişene
Hak adına buluşana
Selamımız olsun
Satır satır okunsun
Duman artık dağılsın
Her kulu verilene eğilsin
Duvar boyumca olsun
Zahmet etmeden
Kul görsün dersiniz
Duvar kiminde dar
Kiminde geniştir
Kimi boyunca
Kimi daha yüksektir
Zulüm değil rahmettir

Yağdan elimi çekmem
Baldan dilimi bükmem dersen
Yazanın yazdığını
İnkar etmiş olursun dedi
HAMZA DOST her çağrıya geldiğini
Kulu ile bir olduğunu söyledi
Selamladı yürüdü

Bayram bizlere gelir
Bayramı cümleniz ile bulur
Dört kitabın yazdığını
Dört kutupta verir
Beklenen günde
Kaygular silinir dedi
ALİ sözü aldı:

At ile gelen bilir
TOKTAY’a veren görür
Saydığımız her yerde
Sevdiğimiz her kulda
Serdiğimiz Yuvadadır
Gök İlmi dediler
Her yıldıza sordular
Birbiri ile sardılar
Ne at buldular
Ne ot verdiler
Dünyaya öylece döndüler
Hayal diye aldığımız
Sadece hava ile verdiğimizdir
Dünyayı biliniz yeter
Kendinizi bulunuz biter
Her kulu
Kendinde ne var ise
Onu satar
Elmacı pamuk satmaz
Çorbacı çarık satmaz
Satanı sattığı ile bırakın
Ustası yerini bilsin
Yerinde olana versin dedi ALİ
Dört Er’e yerden göğe niyaza duracağım
Ne var ki
Hizmetten kalanın yerine
Dördüncü eri vereceğim dedi
Selamını cümlenize
Cümlenizden alarak iletti

Allah’ım cümlenizden razı olsun
Kapıların açıldığı günden
Her kulu gelişe uysun
Allah’ıma emanet olunuz

LOKMAN’a sorulan soruya
Demet demet yediği
Yetmedi Allah’ım dediği bilinir
Duran değil genişleyen yerde
Gözün açıldığı görülür
Allah’ıma niyaz ediniz topluca
Seyreden durmaz
Kahreden görmez
Kahrı silelim
Derman diyelim


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

10nisan1982

SOHBETLER

21nisan1982