|
MEVLÂNA’yım ben!
Kapalı her kapı açılır dedik
Yerden göğe
Cümlenizi selamladık
Her kapıda duralım
Dizi yere vuralım
Kendimizi görelim
Cümlemize diyelim
Selam olsun erlere
Selam olsun
Yumuşak hale
gelenlere
Selam olsun
Her zerreye
Ak oldu yollar
Güneş buldu haller
Yerden aldık
Cümlemiz sizler ile olduk
Aklandı kainat
Paklandı her zerre
El verdi cümlemiz
Gönüldeki sırra
Aldım dilden
Buldum halden dedim
Kimden? diyerek geldi
YUNUS’um söze girdi:
Kendime döndüğüm
Kendimde kaldığım eşit değildir
Çünkü kendine dönen
Kendinde kalırsa
Zerreler kalıplaşır
Genişlemek gereklidir
Kesin sevgi nedir? denilir
Sevgide kesin kaide yoktur
Çünkü her var olan
Sevgiliyi kendi bildiğince
yorumlar
Senden benden oluşmaz
Bir kapıda kalışmaz
Araya gelen varsa
Dert bu diye savaşmaz dedi
YUNUS’um her akım alanın
Yaratılış biçiminde
Hizmete girdiği bilinir
Onun için önce yoğun çalışalım
Nefiste dilenen hale alışalım
O zaman gelen akımın
Yorumunda hataya düşmeyiz
Ne gelirse gelsin şaşmayız
Kendini bildi isen
Dikenini sıyırdı isen
Çam misali oldu isen
Aldığın akımı olumlu iletirsin
Dilenen yerde
Denenmiş halde
Şüpheni silersin
Akım her kulda vardır
Kanat açan
Gökte uçan kuşta dahi
Alıcı olduğunuz
Aldığınız trafoyu bildiğiniz gün
Sileceğiniz her gölge
Dayandığınıza ulaştırır
Gelsem gölgeden
Bulsam halkadan diyene de ki;
Gel diyene uyarsan
Kapı açıktır dedi
YUNUS’um sözü
MERKEZİ’me verdi:
Okudum yazımı
Bekledim sözünü
Dinlersem sazını
Elden gelir diyeceğim
Doğruya kalem tutacağım
Satır satır okunan
Her dilekte dokunan görevdesin
Esmer, sarı demeden
Aşı elinden yemeden
Gülmeyi gönülden silmeden
Her adımını atasın
Elma alıp nar satasın
Dilese dilemese
Her garibin elinden tutasın dedi
Hasta aşı
Hasta yoldaşına
Selam verdi yürüdü
Oluk akanı bekler
Güzele söz edersen
Odun yakanı bekler
Seç elinde olanı
Seç gönülde kalanı
Geç gölgeyi vereni
Ak yazı kara yazı
Söyler kulu bazı bazı
Ne yerimiz karadır
Ne dilimiz yaradır
Ne vergimiz paradır
Kanal gelir aka aka
Kulu gelir baka baka
Ne verirsen aça toka
Nasibince alır
Kendi dilinde olanı bilir
Her yaprak söyleşir
Dalında titreşir
Dost olmuşsak her zerreye
Sesini kulunun her zerresi alır
Gelişin değerini buluş arttırır
Kulunu varışta bulduğu tarttırır
Akdeve dize geldi
HAMZA DOST söze girdi
Her kulu gönülden sardı:
Selam ile geldim
Her zerreyi aşk ile
Sergide buldum
Zikrine her ağacın
Yaprağı ile katıldım dedi
Açan gülden, geçen kuldan
Allah’ım rahmetini esirgemesin diye
Niyaza vardı
Cümlemiz duralım anda
Helvayı karalım günde
Her kulunu saralım
Her zerremize soralım
Aldık mı?
Dolduk mu?
Gördüğümüze uyduk mu?
Uyalım Allah’ım
Kapılara geldik
Girelim Allah’ım
Seherde yaprağa selam verelim
Her yapraktan
Selamını alalım Allah’ım
|
Düze geldi zerreler
Söze geldi zirveler
Konu açık verildi
Korku cümlede silindi
Can ile oluştum
Canan ile buluştum
Cümleye yol açtım
Cümleye kol açtım
Sanılmasın kul seçtim
Gönüller birliğe erdikte
Birliği cümle ile kurdukta
Ayrı yoktur
Bardakta su olaydım
Kuluna hizmette kalaydım
Deryayı kulu ile bulaydım diyen
Suyun hizmetine
Ortak olmaya çalışan her evliya
Deryayı kendinden uzak bilmez
Ne var ki
Hizmetten kalmayı
Asla dilemez dedi
HAMZA DOST er ile erliğe giyinen
Körden hizmetini esirgemeyen
kullara
Yardımcı olacağını söyledi
yürüdü
Destime su alaydım
Kainatta zerre zerre sayaydım
Ne akılda dağılan
Ne fikirde eksilen olurdu dedi
YUNUS’um yeniden söze geldi:
Koştuk geldik ay da yok
Söz diledik pay da yok
Ay dedik yanıldık
Hay demeyi denedik
Hay diye diye bulduk
Açacağım kapıyı
Geçeceğim eşiği
Alacağım kaşığı dersen
Yerden göğe katılırsın
Eğilmeden atılırsın
Dinle yeşil yaprağı
Kokla veren toprağı
Sakla aldığın sırrı
Gelecek verecek
ALİ günde görecek
Aldık selam sizlerden
Her an gördük gözlerden
Nuruna gözden girdik
Gözde saklanmayanı verdik
Konuya açık girdik
Seçilen yol biçilen hal oldu
Her birinizde hatasız kaldı
Sağdan sola eğildikte
Her zerrede dağılma görüldü
Birbiri ile eğilme görüldü
Dilenen her varlık anda geldi
Buluşma anda oldu
Her zerrenizin
Paklandığı
söylendi
Gelenler elbet sevgililer idi
YAHYA da geldi mi? denilir
Cümlesi geldi
Cümleniz ile anda kaynaştı
Her zerrenizin paklanması
İşte o anda gerçekleşti
Olduğunuz gibi kalınız
Dünyayı Yazana bırakınız
O ne yazdığını bilir
O her kulu için hayır olanı verir
Almayı dilersen
Olduğun gibi kal
Kendinden kendini sil
Her zerreni kainata böl
Dilediğin kenet olsun dedi
ALİ sesteki titreşimin uyguladığı hali
Satır satır
okudu
Kir ne giyside
Ne göğsüde
olmasın
Komşuya tozun dahi varmasın
O zaman aldığın sesi
cevaplayabilirsin
Niyazdır dillerde
Namazdır hallerde
Güller gizlidir gönüllerde dedi
ALİ yürüdü
Mevlâna’yım!..
Yol verdim
Akan suya sel dedim
Gerçek aşık olana
Gözde yaşı sil dedim
Yumuşak hale geldik
YUNUS’u yolda gördük
Saya saya alacak
Soya soya bulacak dedi
Her çiçeğe ip bağladı
Neden yerini vermez
Neden dalında durmaz diye
Köküne direk koydu
Dallar eğik olmasın
Eğri, çiçekte dahi kalmasın dedi
YUNUS adına niyaza gelenleri selamladı
At ile dolaştım
Sofraya ulaştım
Kal dediler
Her dileyenle söyleştim
Elim elde olacak
Güzel hali bulacak
Yoğurt versen yiyecek
(Resim verilir:
Hz. MEVLÂNA)
Alacağım vereceğim
Cümlenizi niyazda göreceğim
Resim dilenene geldim
Adım ile verdim; MEVLÂNA
Çerağ yaktık ayakta baktık
Selam olsun
Her gelenin selamı
Sizlerde kalsın
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |