|
MEVLÂNA’yım ben!
Koşuya yola çıktık
Gelecek hale baktık
Güzelde karar kıldık
Cümlenize selam olsun
Meyvesini beklediğiniz
Ağaçlar dolsun
Her dileyenin aklında
Resulü kalsın
Söz alsam dile gelsem
Güzelde seni görsem
Ömrümde vergimi sürsem diyene
Olumlu her halde
Verimli her gülde
Elbet Allah’ımın izni vardır
Bağlar üzüm verecek
Kulu yoldan gelecek
Doğruda olan
Bir yapıyı bulana
Selam verecek dedi
YUNUS’um söze geldi:
Dağı aşsam bulamam
Ben ovada kalamam
Demde yolum verilse
Bir vakitte duramam denilmesin
Ham meyve yenilmesin
Yol açıldı gidilecek
Sürü geldi güdülecek
Saf saf durdu arınacak
Yazıya gelende
En güzele sarınacak
Dedi YUNUS’um
Kayguyu siliniz diye
Sorguya verdi;
LOKMAN’dan aldı isek
Kayguyu sildi isek
Selamımızı iletiriz dedi, yürüdü
Mümin olan bilir
Seyre dalan görür
Muhabbet her kuluna geçerlidir
Beklediğiniz gelecek
Değirmende bulacak
Anda selama durdu
Somunu verdi
HAYDAR diye selamladı
Dost yapısının kapıcısı
SOMUNCU söze geldi
Sordu günün güzelini:
Yerden göğe hoşnut olana
Yorumsuz kalacağız
Dost kapısı bulacağız
Lokmam yetti diyene
Elele gelip duracağız
Adına geldik
Özünde bulduk
Alacağı yapıya
Gerçeği getirdik
Yazdan kışa yuvasına gelen
Gelişte suya garkolan
Kendini deryadan ayırmasın
Bildiği yapıdan alacağını bilsin
Adı özden gelene
Kendini aşamadığı günde
Yardımcı olanı düşünsün
Yorganıma sahip çıkayım diyene
Deryaya göz attım
Sofradaki aşa tuz kattım desin
Gönlünü açık tutsun
Konuda gerçeğin verildiğini bilsin
SOMUNCU ile elele
Yapısına aldığını
Kapısında bulsun dedi
SOMUNCU selamladı yürüdü
VEYSEL ile anıldık
Bir sofraya konulduk
Her damlada buluştuk
Alacağına güleceğini ekledik
Bulut geçsin dedik bekledik
Dağılanı katladık
Ekilen biçilecek
Boşluk asla yoktur
Her düzen bekleyen ile
Birliğe erişir dedi
VEYSEL selamladı yürüdü
Kat kat oldu her cümle
Gönül verdi yoluna
LOKMAN girdi koluna
Deryaya uzak kalsın
Nefesi kolay alsın
Yerden değil geçici
Her nefeste uçucu
Geldin yönde buluştun
Evlat ile oluştun
Sıcak soğuk almasın dedi
LOKMAN seferden yolunu çevirdi
Dost sohbetine geldi:
Açılacak kapıda
Anda geçilecek diyene de ki;
Yorumdan uzak kalalım
Her öğünde sarımsak yiyelim
Dilersek ezelim
Dilersek çizelim
Yapıdan değil geçici
Manaya yöneldiği
Maddede bunaldığı
Günden oluşacak
Dilediği halde buluşacak
Her seferde gelecek dedi
LOKMAN selamını iletti, yürüdü
Dönerse yanacağım
Kanarsa dolacağım
Her gönülde bulacağım dedi
HAMZA DOST selam ile geldi:
Var olan varlığına
Güzel gelen
Darlığına çizgi çeker
Güçlü olmayan duvar çöker
Allah’ım kuluna
Yapısının gücünce dayanır
Bildiğin hal güçlü oluşma
Sadece Allah’ıma dayanışına işarettir
Gerçeği açık gördü isek
Açtığınız kapıdandır
Asla şüphede olmayalım
Yerden gökten gelen her nefesi
Yersiz bulmayalım dedi
HAMZA DOST selamladı, yürüdü
Eğri doğru kul ölçüsüdür
Yağmur çamur
Hakk’ın yapısıdır
Yolunu bilirsen
Çamuru silersen
Kulluk görevini yapmış olursun
Rahmetin zahmeti
Çamura yol vermektir
Akan suyun olduğu yerde
Elbet çamur vardır
Düzen senden gelir
Kul güzeli akıl ile bulur dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
|
Binaya talip olsam
Talebimde dost kalsam diyene
Sahurda kalktığında
Sahifeye baktığında
Umduğuna parmak koydun
Gönülden aldığına doydun
Gönül gönülde birleşir
Gönüller hep bir olduğunda korlaşır
Suya bak göreceksin
Renklerden gerçeği bulacaksın
Geyik boynuzunda işaret vardır
Dağılan toplanır
Birbirine eklenir
Dört yönden
Hakk kelamı beklenir dedi
KAYGUSUZ selamladı yürüdü
Dağda bağda arasam
Buğday tarlasını tarasam
Demde oluşan birliğe sarılsam dedi
BAYRAM söze geldi:
Akdeve’ye binen ile
Hak yönüne döneni bileceğiz
Konuya talip olanın yanındayız
Seymene sözümüz gelecek
Değirmen alsam
Değirmenci bulamam
Rüzgara sorsam
Dilinden alamam
Ben talip oldum O’na
Asla ayrı kalamam dersin
Allah’ımdan gelişen
Gönüllerde oluşan
Elbet ayrı kalamayız
Talip olduk duramayız dedi
BAYRAM sözü seymene bağladı;
Dağlar taşlar arada değil
Bağınız kuruldu ise
Uçan kuşlar havada değil
Niyaza varıldı ise
Birliğe talip olduk
Ayrılık olası değil dedi
BAYRAM selamladı yürüdü
Kul isem
O’ndan geldim
Kulluğumu bildi isem
O’na yöneldim
Elbet kutluyum O’nun ile
Elbet mutluyum bilgim ile dedi
PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
Ağaçtan ağaca ipi gerdim
Gelip geçecek yolcuyu gördüm
Hayır oldu olacak
Kul ne hata işlese
Gene de doğruyu bulacak diye sevindim
Sağa sola dönersem
Ben dönene yanarsam
Yazık bana vah dedim
(?) Hakk’ın
Gözümüzün sözümüzün
Hükmünde kalırsın
Dost yapısına talip ol ki
Gelen giden alışsın
Bir kapıda buluşsun
Uykuya dost deme
Tilkiye post verme dediler
Günümde yolumu çizdiler
Uyku bedene geldi ise uyurum
Tilkiye Rabbim akıl verdi ise bilirim
Ne ayrıda kalırım
Ne çobana görünürüm
Ne kuzu postuna sarınırım
Geldiğim günden
Bildiğim güne kadar
Sevgisi ile barınırım dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı yürüdü
Dost sofrası kurana
Dost kapısında
Allah adına helva karana
Selam olsun
Gökler şahit oldu ise
Gönüllerde oluşur
Bilenlerle buluşur dedi
RABİA selamladı
Kapıya gerdim kilim
Gelen geçen duracak
Dilerse el vuracak
Selam olsun
Gölgeyi silen
Kendini bulsun
Sözden gözden dileyen
Olduğu halde kalsın
Adımıza gelecek
Resulünün adı ile bilinene
Günün gelişinde
Gecenin bitişi vardır
Güğüm dolu alacak
Olduğu halde kalacak
Selam olsun
MERYEM söze geldi:
Al elma dalda sevilir
Ele gelirse soyulur
Darda kalan bilinir
Olmayana bölünür
Çevreyi açacağız
Dar yolu geçeceğiz
Yardan yolumuz bildik
Güçlüğü çözeceğiz
Yargıcın eşine
Dağdan aldığın yaprağı
Suda bulduğun gibi gör
Değişen değil
Gelişeni göreceksin
Kapalı kapıda duracaksın
Eğildiğin anda açılacak
Aşacağı mertebedir
Eğilmek şarttır
MERYEM ‘den bildiğini
Oku gör
Allah’ım senden razı
Sen de Allah’ımdan razı ol dedi
MERYEM cümlenizi selamladı, yürüdü
Allah’a ısmarladık
Selam Selam Selam
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |