07 EKİM 1983


MEVLÂNA’yım ben!



Kumdan yol aldık size
Güzel başladık söze
Ayağı vurduk düze
Cümlenize selam olsun
Kapalı gelen her kapı
Niyazımıza açılsın

Güller diken verse de
Kullar düzene hata bulsa da
Yazan yerini bilir
Arayan güzeli bulur
Dost kapısı dedik geldik
Cümlenizde
Hakk’ın nurunu gördük dedi
YUNUS’um söze geldi:

Atı yola süreceğim
Buğday tarlasına gireceğim
Sahibine soracağım
Rahmet mi? Zahmet mi?
Rahmet olmasa
Zahmete gerek kalmazdı
Zahmet rahmetsiz bilinmezdi
Öyleyse;
O verecek
Ben bileceğim
O görecek
Ben soracağım
Böylece kulluğum ile övüneceğim dedi
YUNUS’um selamladı

Eşikte adım sayma
Beşikte yavru soyma
Güzelden güzeli bulacak
Kumda izini verecek
Adım adım gidersen
Ben sürüyü güdersem
Dağılanı toplarım
Hoş geleni katlarım

Sen ben deyip gezeni
Olur olmaz küseni
Dost kapısına getirir
Postuna oturur
Derdine deva ararım dedi
VEYSEL KARANİ sözü aldı:

Her hırka giyen Pir değildir
Allah’ım izin verdiyse
Alanlar kör değildir
Ocağımız yandı ise
Güvercini kondu ise
Bilen bilmeyen kandı ise
Yolun güzeli alışanadır

Dört kapıyı aşındırdım
Her kulunu düşündürdüm diyenin
Çaldığı her kapıya
Bıraktığı ayak izi şahittir
Demde gününü bilen
Gelende dost kapısına duranın
MEVLÂNA yardımındadır dedi
VEYSEL selamladı

Yağından balından aldık
Suyundan bulduk
Haramı sildik
Helal olanda kaldık dersin
Çevrende oluşan çemberi
Zerre zerre yoklarsın

Yanımızda olana
Alamazsam demeyelim
Olamazsa gülmeyelim
Yola çıktık kalmayalım
Gerçeği aradık
Yabandan gelen
Her konuya taradık
Olumsuzluk bizden gelmez
Yazılanı hiçbir güç silmez
Alıştığın varlığı
Dilendiği gibi görürüz
Olmaz diyen bölemez

Gitmeye yönelene de ki;
Gitse gitmese
Sözüm Hak’tandır
Kaygu alıyorsa
Sorgusu çoktandır

( Yanımızda olana
Kaybına değil
Kazandığına yol alacak
Gölgeyi sildi
Hak nurunda kalacak
Çözemem dediği her konuyu
Hay dost desin çağırsın
MEVLÂNA ile
Elele olduğunu bilsin


Üç günde alışacak
Dört yönde buluşacak
Dilediği gelişecek
Ağır gelen çalışacak
Dilersen dile dedik
Konuyu ele dedik
Yolumuza gel
Hele gönlünü birle dedik

MERYEM sözü sazı buldu
Dala baktı bizi buldu
Suya varayım
Testiyi doldurayım dedi
Serde çözüm dileyene
Darlığa üzüm verdi

Üzüm yerini verir
Serde olanı güçlendirir


Suya el koyana
Az yiyim az uyuyayım
Çok göreyim çok bileyim diyene
Darlıktan şikayetçi olana

Yumuşak olsun yolun
Güzele dönsün halin dedi
MERYEM, dost kapısına geleni
Selamladı

Karşıdan gelene

YUNUS’un sözünü verdik
Alacağı kapıyı sorduk
Dediler ki;
Yakın olsa duracağız
Uzak gelse vuracağız
Hep bir olduk
Hak kapısına durduk
Kim gelse dönmez
Aşk uğruna solmaz
Aldığı gibi bulur
Asla bildiğinden kalmaz
 



Geldim söz diledim
Her destede
O’nu saydım diyene
Komşudan öğüt bekleyene
Komşunun vereceği
Her kulunun
Yapıda kapıda göreceğidir
Bilse bilmese
Sevgisiyle saracağıdır
Kayguya yer yok
Üzüm yesin denilir
Yerden gökten
Demde oluşan söylenir
MERYEM sözü bağladı
YAHYA DOST’a götürdü
Sözde özde bitirdi:


Ayağına diken alan
Çıkardığına sevinir
Bağlarsan elini
Yerini bilen nasıl bulunur?
Dağılan toplanacak dedik
Sözün özünü verdik

Adıma desinler diyene sözüm
Ağaya söz bağlasan
Özünü bulur musun?
Ağaca at bağlasan
Dizgini olur musun?
Her gezenin bir düzeni
Her olayın tek yazanı vardır
Uyarsa güzel
Uymazsa dünya kula zordur dedi
YAHYA selamladı

Karşımızda olana

Ayağına bağ vurma
Eklenende değil
Yaprağı dökülen dalı kırma
Beklenende değil
Sevginde gür ol
Katlananda değil
Dost kapısını ara
Sadece Hakk’a eğil dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Derdest olduk
Soruda kaldık
Cümlede bulduk
Selam diyene eğildik
Dedik ki;
Hakk kelamıdır
Yazan O’nun kalemidir


Oymak olacağız
Beyliği bulacağız diyene
Aynaya el verene

Sefer gülene
Seher bilene
Nefes gidene söz verir
Günde dalda olan
Gelende yeşerir
Minareye boy veren kul ise
Kuyuya su veren Hakk’tır
Bilmek gereken gerçek.

Her zerreye hükmünü veriyor isen
Saygı ile eğil
Engel görüyor isen
Kayguyu önce katla
Sonra güzeli ara
Saya saya bitecek
Aldığını satacak dersen
Kendi kendini yersen
Yersiz olaya kuyu açtın derim
Gayreti bildiğim günde ararım dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Akdeve götürecek
EYYÜB SULTAN bitirecek
Gönlümüz köprü kurdu
Dumanı kaldıracak:

Sordum yolum nereye
Dedi ince dereye
İnce dere genişlerde
Akan sular yokuşlarda
İneceğiz deryaya döneceğiz
Suyunu ala ala
Serinine dala dala
Kah o yana kah bu yana
Gönlümüz dola dola

Aldıkmı Hak sözünü
Bildikmi kendimizde olan özünü
İşte çaldık sazını
Dedik; Sildik yozunu
Sevgimizde kozunu

Bildiğimiz olduğumuzdur
Olduğumuz bulduğumuzdur
Oyun değil gelişimiz
Hak adına verdiğimizdir dedi
EYYÜB’üm selamladı

Darlığa verdik üzümü
Denildi gelecek yaza mı?
Hem yaza hem kışa
Sorduk cümle kuşa
Bildin mi yazılanı?
Buldun mu çözüleni?
Sanma sendedir çizileni

Akkuşun kanadına
Yaprağı koysan düşer
Ne var ki cümle kuşlar
Yaprağa koşar dedi
MERKEZ’im sözü cümlemize verdi:

Dost sofrası kuranlar
Benliğini kıranlar
Selam olsun sizlere
MERKEZ daldı sözlere

Damla damla akan suda
Yolumu soranın sesi vardır
Gönülden bağlanana
Düzende sisi vardır
Geçecek,
Günde güneş görülecek dedi
MERKEZ’im selamladı


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
 
 

04ekim1983

SOHBETLER

08ekim1983