31 MAYIS 1983


MEVLÂNA’yım ben!
 


Ne kusurdan söz ettik
Ne yapıdan gayrıya göz attık
Her dileyene ocağına vardık
Aşına tuz kattık
Selam olsun
Her bilen bilmeyenle
Kendini bulsun

Geçtiğin yolda bulduğun
Adım adım olduğundur
Doğurana el versem
Gününde gönlüne girsem dedi
MERYEM sözü aldı:

Soyunduk söze öze
Yorumda dedik düze
Güleceğiz bileceğiz
Sözümüz var geleceğiz

Ay doğduysa
Gece aydın olur
Kulun gönlü huzur bulur
Gölgeler silinsin
Seherde güne bakılır bilinsin dedi
MERYEM, TOKTAY’ın selamını
Cümlenize iletti

Yapıya uyan gelir
Çağırdık duyan bulur
Yumuşak dedik geldik
Meyvenin tadına
Sevdik sevildik
Zorda olanı kolaya çağırdık
Ganimet yerini bilene verilir
Paylaşan kendinden aldığını değil
Kendinden verdiğine sevinir dedi
MERYEM selamladı yürüdü

Esen yelden haber sordum
Fırtınayı kötüye yordum
Yerden gökten beklemeden
Sözü sohbete eklemeden
Aradım gördüm ki;
Ne yelden cevap gelir
Ne fırtına olmayanı haber verir
Her olayın düzeni vardır
Düzenin de yazanı
Ne öylesi ne böylesi
Bitti gönül kavgası dedi
KAYGUSUZ söze geldi:

Suya bakarsan
Yüzünü göreceksin
Öylece nuruna ereceksin
Varsın taşlar yığılı dursun
Gönülde eğitim kendine kalsın
Aldığın her damla
Sende bende oluşur
Her güzel
Gölgeleri silerse buluşur dedi
KAYGUSUZ
YUNUS ile söyleşti

Düşün bir kaşık aşı
Nasıl bitirir taşı
Acı ile tatlı ile
Ekşi ile tuzlu ile
Bileşir bütünleşir
Bir tek kapta bulursun
Tadına varamazsın
Yemezsen duramazsın

Her birine söz ettik
YUNUS MEVLÂNA dedik
Her satıra göz attık
Demde oluşan halde
Cümlenize katıldık

Kaşığımız sofra oldu
Cümlemiz adınıza geldi
Sunulandan aldınız
Allah’ım ne güzel dediniz
Nerde nasıl denilir


Oylarınız sevgililer ile
Sevgililer elbet cümlenin dedi
YUNUS ile KAYGUSUZ
Açık olan her düğümü bağladı

Ne ayrıdayız
Ne sizlerden gayrıdayız
Yüzünüzde peçe varsa
Elbet biz de kaygudayız


(SORU: Peçe nedir?)
Şüphe

Senden benden gelişmez
Şüphe bizlerde buluşmaz
Dediler yürüdüler

Yere düştü desteğim
Ağır geldi kösteğim
Diyene de ki;
Hakk’a dayandı isem
Ne desteğim düşer
Ne kösteğim taşar
Kul aldığına şaşar dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Değirmen taşı mısın?
Dertlilerin başı mısın?
Aldım verdim
Her sorguda seni buldum
Dersen de
Kayalardan atlasan da
Bildiğini katlasan da
Olacaksın bulacaksın
Olduğun gibi kalacaksın
Yapının emrine uyacaksın

Aynı gün birbirini kovalamaz
Her an bile
Birbirine uymaz
Gölde avlanan balık
Deryadan söz getirmez
Getirse bile
Verdiğini bitirmez dedi
BEHLÜL’üm her sözünün özünde
Senin ile oluşturduğu yapında
Uyum sağlanan akımı
Buluşturduğunu söyledi
Selamladı yürüdü

Çağırdın mı bileni?
Ayırdın mı geleni?
Satır satır okunanı? dedi
PİR SULTAN ABDAL söze girdi:

Elbet geldim çağrıya
Dağlar bana yol verdi
Eğildim dar geçitte
Yollar bana su verdi
Yoksul dediler güldüler
Ağaçlar meyve verdi
Bilse bilmese
Gönülden aldığına yansa
Elbet o kulu erdi
 



Kayık aldımsa
Suya öyle daldımsa
Gölden beklenenden değil
Göle eklenendendir dedi
PİR SULTAN ABDAL
Selamladı yürüdü

Ayrana göz attığı günde
Sütü arayan
Elbet alıştığı hale uyar


Sağır oldum sözüm yok
Dünya yetti gözüm yok diyene
HACI BAYRAM selamını iletti
Allah’ıma gönlünü kul etti
Her dileyene postunu yol etti
Dedi ki;
Ne dünya yeter
Ne sevgi biter
Her yuvanın ocağı tüter

Sevindik sevineceğiz
Kuluyuz övüneceğiz
Kaygu dersek dövüneceğiz
Her zerreden selam aldık
Sevginizi yayınlayacağız dedi
HACI BAYRAM oluşanı buluşanı kutladı
Selamladı yürüdü

Dert arasan çok gelir
Sanma Allah’ım yük verir
Sen senden ayrı kalma
Seni beni ayrı bulma
Seni beni sileceğiz
O’nun ile kalacağız dedi
RABİA söze geldi:

Her kaya eriyecek
Sevgin sende oldukça
Bataklar kuruyacak
Aşkın cümleye yayıldıkça

Aydın olsun gönüller
Bin defa yayılsın övgüler
Bitsin artık kavgalar
Ne kavgası dediler
Senden benden yorumu dedi
RABİA her nefeste
Ya Rabbi denilsin diye
Niyaza durdu
Geçirdik konuları
Alacağız niyaz ile kokuları dedi
RABİA selamladı yürüdü

Bastığın her adımda
O’nun ile oluştun
O’nun aşkı ile buluştun
Seyre geldin
Sevgidir diye konuştun
O günde gördüğüne
Gelen günde katılacaksın
Görevinde bildiğine değil
Bilmediğine atılacaksın

Alan sözü sazı bilir
Kışı geçti
Yazı bulur
Her gönülde yası sildi
Sevgi ile saray kurdu
Gerçeğe öyle girdi
DOST HAMZA sayfayı verir
Resulü ile bulduğuna
Yemin ile erdiğine
HAMZA DOST şahittir

Danıştık yazana
Gönüllerde gezene
Dediler ki:
Görev zorlu da olsa başarır
Her zorun mükafatı büyüktür
Asla şüpheye düşülmesin
Görülür ki görev zorludur
Kolaylayıcı çoktur
Görüntü kula zor gelir
Çevreden değil
Devredendir görevin
Yerden gelmez
Çevre yakın görüntüdür
Devre noktadan noktaya dedi
HAMZA DOST her an
Yanında olduğunu bildirdi
Sen ne kolaymış diyeceksin
Her anında
Ermiş meyve yiyeceksin dedi
Selamladı yürüdü

Her birimiz sizler gibi
Göreve soyunduk
Dedik ki:
Bilenden isek
Bildiğiniz hale uyacağız
Sevilmeyeni sileceğiz
Aldığınız her satırı
Döne döne okuyunuz
Kendi bilginiz ile dokuyunuz
Göreceksiniz ki;
Noktadan noktaya
Devreye uymuşsunuz
Devreye getiren kim? denilir
Zerrende halkalar sayılır
Ayrı ayrı demezseniz
Bütünde arayın
Yüce Allah’ımın emrini tarayın
Allah
Muhammed
Ve cümle erenler
Verdiler verecekler
Her dileyene
Devreyi bulduracaklar

Allah’ım sebepsiz
Bir satır yazmaz
O’nun emri ile geldi isek
Dediğini verdi isek
Görevde katkılarınızdandır
Ne azdan ne çoktan yakınmayın
Neden diye bakınmayın


Resim verilir: HAMZA DOST

Selam dedi
HAMZA DOST resmini verdi


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

S
elam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

24mayıs1983(2)

SOHBETLER

04haziran1983