24 MAYIS 1983


MEVLÂNA’yım ben!
 


Koşuya gelen bilir
Her arayan bulur
Cümlenize selam olsun
Aldığımız nefesler
Dünyada kalsın

Cama gözün dayarsan
Masaya örtü koyarsan
Güzele adım attım dersin
Aldığını seve seve yersin dedi
YUNUS’um söze geldi:

Her alan bilir gölgede
Güneşten yanan kalır
Açacağım perdeyi
Geçeceğim gerçeği
Diyeceğim ki;
Güzele talip olmaktan değil
Nefesime galip gelmekten gönendim

Doydum, adına doydum dersem
Benden sana bilgi gelir
Değişene talip isen
Oluşanı düşün
Hiçbir el öbüründen üstün değildir
Ayrıya geleni Allah’ım vermez
Ayrıda görülüyor ise
Hatayı kendinde ara

Düz ovaya çalı çırpı ekersen
Yüce dağda keten kenevir bükersen
Deryaya kova kova su dökersen
Düzenin hatası diyemezsin
Dost kapısında tatlı aşı yiyemezsin

Dostun diyeceği
Verginden her kulun güleceğidir
Meydan’da senden benden
Gayrısı olmaz
Cümlenin birlikten
Gelişinden kaygusu kalmaz dedi
YUNUS’um selamladı yürüdü

Aldığım her mendile
Adını yazdım
Eli ele olana
Selam diye gelene
Soğuktan sakınsın dedim
Aldığı kadar verdi
Her damladan
Hakk’ın rahmetini sordu dedi
SARI ANA selam ile geldi:

Çevreye dağılmadan
Kuluna eğilmeden düzen kuralım
Dost kapısı kapanmaz
Kapatanın kapısını kıralım
Aç gezen Dost aramaz diyene de ki;
Dost aç ile, tok ile beraberdir

Gönülden bağladığın
Satır satır okuduğun
Günü gelende
Dokuduğun olacak dedi
SARI ANA selamladı yürüdü

Öğüt verdim ozana
Kağıt verdim yazana
Allah dedim bozana
Dört kapıya durursan
Her birine vurursan
Gelene uyacaksın dedi
MERKEZ’im söze geldi:

Her çaldığın kapıdan
Alacağın söz birdir
Birinden öbürüne giderken
Aldığın hiçbir sözü unutma
Bir sonra aldığın
Bir evvelkini silmez
Dört kapı
Asla birbirini bölmez dedi
MERKEZ’im selamladı yürüdü

Ocak başında dursam
Eğilene bir vursam
Yapısına uyacak
Aldığına doyacak dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Her ocak
Kaynayacak tencere bekler
Kul aşı içine ekler
Canlardan can alanlar
Canlardan can verenler
Benden senden öte değil
Allah’ım bildiğinden güzeldir
Katı değil
Beden sana emanettir
Ruh asla değil
Gölgede kalan mı güzel?
Kainata dalan mı?
Yoksa hakikat aleminde
Güzelden güzele doyan mı?
Öz ile verdiğini
Özden alan O’dur ebedi

Ne var ki
Sözü silen de O’dur
Bedendeki katıyı alan da
Arttıran da O’dur dedi
BEHLÜL’üm her damladan
Oluşanı sordu


Resim verilir: SARI ANA yavrusu ile

Yazdık çizdik konuyu
Sildik olumsuz kanıyı
YUNUS’a söz veren de
BEHLÜL’e yol gösteren de
Cümle ile sohbeti kuran da
O’ndan
Bilen O’nun ile oluşandır
Söz edilen
Yeni ile gelişendir dedi
BEHLÜL’üm resimden sorana
SARI ANA yavrusu ile


Yavruyu doğuran değil
Doyurandır ana

Her dileyen yavrusu olur
Kimine 'oğul'
Kimine 'oğulcuk' der dedi
BEHLÜL’üm selamı selamladı

Yemen’den geldik söze
Durmadık sorduk size
Olacağız
Düzlükte bulacağız
Cümlenizi aradık
Gönülleri taradık
Sohbet topluca kuracağız
Geldi, gelmedi denilmesin
Yemen’den verilen her söze
Nokta koyulsun
 



HACI BAYRAM’dan
Aldığınız selam ile
HACI BEKTAŞ’a
Verdiğiniz selam ayrı değildir
Değirmenden verdiği buğdayı
Ayrı almazsın elbet
Un olur sana öyle gelir


Olandan mı
Bilenden mi demeyin
Her kelimenin
Bilginize anahtar olduğunu düşünün
Boşuna yağmayan yağmur
Boşuna verilmeyen her satır
Gün gelir tarlada yeşeren bitki gibi
Bilgin de yeşeren
Düzenli algıyı gösterir

Çalışmak değil
Alışmak ve oluşmak gereklidir
Biliyorum diyen her kulu
Sadece kendini sınasın

Bilgi kimden? denilir
Daha önce dedik
Yemen’den
Teraziye koyduğun her bilgide
Ağırlığı olana çevir
Yerden göğe dolsan
Yapıya kapı kalsan
Gene alacaklısın

Olumsuzluğu sildik
Her olayda güzeli bulduk dedi
HAMZA DOST söze geldi:

Kuşlar gibi olamam
İnce dala konamam denirse de
Yoğun alıştığın
Kendin ile buluştuğun günde
İnce dala bile gerek yok
Dediğimi unutma
Dal ne kadar ince olursa olsun
Maddedir
Maddeyi geçti isek
Manayı seçti isek
Ne dal gereklidir
Ne gövde
Kulu en güzel çağda
Verimine yardımdayız dedi
HAMZA DOST yürüdü

Kim ile olduk?
Kim ile kaldık?
Kimden kimi bulduk? dedi
RABİA söze geldi:

Altın tabak aşına
Gümüş tabak başına
Oturalım yolun taşına
O yana bu yana
Uyduk güzel oyuna
Seni beni sarsınlar
Sofranızı kursunlar
Dost kapısı desinler
Azdan çoktan yesinler dedi
RABİA selamladı

Tepsiye talip oldun
Hepsinde (hep sin’de) günü sordun
Yünden çile doldurdun
Düğüm düğüm olandan
Yaprağa renk verenden
Kaderini okudun
Okumak yeterli değil
Dokumak gerektir
Yumuşak düzen bulalım
Her düğüm çözülür bilelim
Çünkü;
Elimiz dilimiz gönlümüz
Bilendendir dedi
EYYÜB’üm selamladı

Güçlüğü yeneceğiz
Olaylara güleceğiz
Gitsin gelsin
Bulsun bilsin diyeceğiz
Her adımda
Selam alacağız, vereceğiz dedi
BAYRAM gölgeden güneşi verdi:

Sağdan geleni soldan alacağız
Her seferde doğan güneşe
Seheri soracağız
Senden mi? Sana mı? diye
Yoksa cümleniz O’na mı? 
Her günüm ayan beyan
Her günüm yol üstünde yayan
Her günüm aş ile tok ile dayan
Senden benden silinip
O’ndan olan
İşte doğan güneş
Her kulunda O’dur
Ne senden esirger
Ne benden sakınır
Ne çok alandan yakınır dedi
HACI BAYRAM selamladı yürüdü

Bastığım yer çamur değil
Çünkü düzeni buldum
Hizmetine talip oldum
Bilinmeyene sordum
Bilineni sardım dedi
KAYGUSUZ her adıma sahip oldu
Hizmete sahip olmak
Adımına sahip olmaktır
Gerçeğe nokta koyarsan
Yazılana uymuş olursun
Cümle kayguyu silmiş olursun
Allah’ım razı olsun dedi
KAYGUSUZ selamladı

Az güldük çok verdik
Çok gülelim çok bilelim
O’nun ile O’nu bulalım
Kahırdan uzak kalalım
Diyelim ki;
Kahır güzeli siler
Ömrünü böler
O ne dediyse olacaktır
Elbet bilen bulacaktır

Elele olduk
Her güzele uyduk
Selamladı zerreleri
Selam alacağız
Aldığımız her selam ile
Selameti bulacağız

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

24mayıs1983(1)

SOHBETLER

31mayıs1983