12 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Hak adına söze geldik
Dört duvarı gördük bildik
Er kuluna sorduk bulduk
Cümlenize selam olsun
Her niyazda kul kendini bulsun

Varedenin birliğine
Güzel günün gürlüğüne
Her kulu şahit olur
Dileyen yoluna gelir

Varlığına büründük
Nur olduk göründük
Kum yolunda süründük
Selam olsun er kuluna
Selam olsun dost yoluna

Benden seni sorarlarsa
Diyeceğim; Bir noktada
Cümlede beni sararlarsa
Diyeceğim; Her zerrede

Canım dedim oluştum
Canan ile buluştum
Yar yolunda söyleştim
Kuru dalda yaprak oldu
Her yaprakta gülü buldu

Bağladım çemberini
Bekledim memberimi
Dar gelen yoldan
Zor bilen kuldan
Ne alan güler, ne veren
YUNUS’um adı ile
Hak yolunda andı ile
Güllerin ahengine
Güzelin her rengine
Gönül verir
Gününü bilir
Gölgeyi siler
Dağlar yol verir diye bekler
Beklediğim her güne
Yüce Allah’ım
Gönlümde açan ile
Gayreti katar
Dağılan her taneyi
Toprağa atar
Güneşin verdiğine
Kul nazar eder
Dumanın örttüğüne
Gönlünden katılanı zor eder
Ne dumanı alalım
Ne uzak diye
Gurbette olana söz edelim dedi
YUNUS’um selamladı

Altı atlı her yöne
Yol bulursa döne döne
Varlığını uyduğuna
Kar var ise kaydığına
Sözü ile gelecek
PİR SULTAN ABDAL
Yerden göğe gülecek:

Güller rengini verir
Bülbül ile söyleşir
Gelen geçen her varlık
Ne der? diye bekleşir
Bekleme gönül
Al atına bin de yürü
Atın gittiği yerde
Sen de bilgini sürü
Gelen gelir
Gelmese de bulur
Rabb’im her kulunun
Gönlünde kalır
Bağlara girmeyenler
Üzüm tadını bilmez
Bostana girmeyenler
Karpuz kavunu görmez
Kimi dalda oluşur
Kimi kumda buluşur
Her varolan
Halince halleşir dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Dağ yolunda yürüdüm
Çalılardan eteğimi çevirdim
Yük vereni devirdim
Çekirdeğini kavurdum
Gayreti elde
Hayreti dilde buldum
Sağda solda
Niyaza erdim dedi
RABİA HATUN sözü aldı:

 



Binbir Tevhid ile
Günümü okudum
Salavat ile
Ömrümü dokudum
Sevgili dedim
Hak adına şakıdım
Ben bir tövbeyi
Binbir günde bitirdim
Güzel bahtım güzelsin
Dünyada sen gazelsin
Güzel tahtım güzelsin
Hak dediysen özelsin dedi
RABİA HATUN selamladı

YUNUS ile söyleşelim
Sohbetinizi paylaşalım
Oymayı yerden bilene
Elde olanı saralım
Diledi isek gerçek günü
Niyaz ile ocağı kuralım
Dilenen helvayı karalım
Ne kıralım, ne kırılalım
Ne korku ile arkadaş olalım
Hak dostu isek
Hakk’ı bilelim
Senden benden
Yargıyı silelim
Nasibimiz diyelim
Eşitlere bölelim
Kainatta güzeli
Çeşitte arayalım
Arayalım ki;
Güzellik çeşittedir dedi
YUNUS’um her niyaz ile
Niyazda olan ile
Birliği bulduğunu
Birlikte kaldığını söyledi, selamladı


Doğduk bilsek bilmesek denilmesin
Doğduk özümüzdeki gerçek ile
Gölgeyi silmeyi diliyor isek
Özümüzdeki gerçeğe dönelim
Her yaratılmışta
Varolduğu günden
Gerçek güne
Uyandığı güne kadar
Yer yer açılan bilgi
Övgünde ayna misali
Kendini gösterir
Ne güzel gün der o gün

Mevlâna’yım!..

Adım adım gidersek
Bilinen sürüyü güdersek
Ne dağılan olur
Ne eğilen kalır
Her seferde
Gölge tek tek silinir
Ağaçtan ağaca ip gerersen
Çamaşır yıkayıp serersen
İki dost ile hallenmiş olursun
Doğan ile ölenin farkı
Biri gerçeği bilmeye
Öbürü gerçekte olmaya ilk adımdır
Paylaştığın her konuda
Gerçek dışı bir harf
Seni gölgesine alır
Allah’ıma emanet olunuz
Çevrede güzelin varlığını biliniz

Ne tenden geçtik
Ne zannı seçtik
Olanı olduğu yerde
Bileni gördüğü kadar sevdik
Bağlı olanı çözdük
Her fidanı
Bağ kenarına dizdik
Toz gelse yetersiz kalır
Her zerrede
Bilgiyi birbirine ekler
Dumansız gök
Toprağı kurak bırakır


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah