23 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Hazır olduk her konuya
Kim geldi bu kanıya?
Selam dedik oturduk
Dost sofrasında
Kötü sözü bitirdik
Gel diyenle söyleştik
Sev diyenle paylaştık
Gerçek güne söz verdik
Her yaprakta adını okuduk

Gedik açsak dağ yolunda
Duvar çeksek dost evinde
Kim alır, kim gelirdi?
Kimde yolu kalırdı? dedi
YUNUS’um söze geldi:

Ayağım set üstünde
Uyduğum her katında
Saydığım yerden göğe
Bulutlarla söyleşeyim
Rahmetini cümle ile paylaşayım dersem
Bulutlar güler bana
Rahmet, kayıtsız şartsız
Her varolana gelendir
Kimden aldın?
Kim ile paylaştın? der de
Beni zorda koyar
Cümlenin olan, paylaşılmaz
Paylaşılan;
Eldekidir, dildekidir
Gönüldekidir, bağındakidir dedi
YUNUS’um her satırda
Yerden göğe aldığınız
Her seferde
Yeniden sorduğunuz konudan
Ayna misali
Kendinize dönmenizi
Rabb’imden niyaz ile diledi, selamladı

Ayıkladım pirincin taşını
Okşadım yetimin başını
Elden ayaktan gelse
Cümle ile konuya girse
Yüce’nin selamına
Selam dururdu
Kendinden kendine
Niyaz ederdi dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:


Her emekte istek var ise
Tadı bütündür
Değişen desteyi elden atan
Dayandığı desteği yerde bırakandır
Gelmeyi dileyen her yolcu
Kendine sorsun;
Bağladığımı çözmeye mi niyetliyim?
Yoksa ömrümü çizmeye mi?
Koşuya gideceğim
Atlara dilediğimce yükleneceğim diyene sözüm;
Her at dilenen yükü almaz
Her at dilenen yolda kalmaz
Her at dilenen kapıyı bulmaz
Dilediğin, Rabb’inden istediğin olsun dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Kuşlardan yolu sordum
Uçtu da gidiverdi
Kaplumbağaya yolu sordum
Gitti de duruverdi
Kuluna yolu sordum
Hem söyledi
Hem de Neden? diye soruverdi
Kimden alayım Rabb’im? dedim
Niyaza durdum
NİYAZİ söze geldi de gülüverdi
(Soru: NİYAZİ EL MISRİ mi?) Eyvallah

Yeşil yaprak sallandıkça
Çiçekler bollandıkça
Her nefeste kendinden kendine
Gerçek olanı kullandıkça
Ehil sözü alırsın
Yemen’den aldığını bilirsin
Sen güzel, ben güzel
Benden öte Dost güzel
Dostu dost ile birleyen güzel
Gafleti çizen güzel
Nefsini eğitip çözen güzel
Boşlukta varolana
Varlığını duyuran güzel dedi
NİYAZİ selamladı

Varettiğin bizlerle
Senden güzel sözlerle
Dağlar taşlar eğilir
Her damla su
Deryaya varmaya çalışır
 



Damla suya eremezsem
Güzelliğini görmezsem
Vah bana, eyvah bana diyelim
Bir damla sudan ibret alalım
Alalım da
Damla damla dolalım
Kar tanesinde
Arılığı bilelim dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Yolda giden her kulu
Özgür olduğu halde
Duymayı dener
Kendi ile kendini sınar
Az bildiğini toprağa
Çok bildiğini
Yaprağa sunar dedi
KAYGUSUZ selamladı


Selam verdim ağaya
Baksın dedim doğaya
Ovada koşan boğaya
Aman demeden alsın
Zamandan bildiğini
Cümleye salsın
VEYSEL ile yoruma gelsin
(Soru: VEYSEL KARANİ Hazretleri mi?) Eyvallah
Her yorumda
Karıncanın sözü vardır, kartala kadar
Kelebeğin süsü vardır, bülbüle kadar
Her yaratılanın yorumunda
Gerçek büyür daha büyür
Ya Allah dedik de
Sözünü aldık
Her sohbette
Yoruma daldık
Dedik ki;
Ufuktan öteye geçelim
Kendi kendimizden kaçalım
O öz var ya
Sende bende olan
Nereye kaçsan
Seni anında bulan
Dön VEYSEL kendine bak dedim
Kendinde olana
Güzeli kat
Kat da, aradığın gerçeği
Kendin kadar yorasın
Özün bittiği yerde durasın dedi
VEYSEL’im selamladı

Çaylardan geldim geçtim
Elimle suyu içtim
Ocak başına düştüm
Odunlar sıra sıra
Suyu gitmiş dura dura
Çerağ aldım
Ocağa daldım
Dileyen gelsin dizini koysun
Binbir kelam ile
Gönlünü yunsun dedi
MERKEZ’im her dileyeni
Ocağına çağırdı

Yapraklara söz geçse
Her kulu özenirdi
Dallar güller ile bezenirdi
Rabb’im, gülün güzelliğini
Dikenlerle belirtti
Sürünün yeterini
Çobanlarla bildirdi dedi
MERKEZ’im selamladı

Mevlâna’yım!..


Her okuduğunu yazma
Her dumandan
Rahmet sezme
Bacanın dumanı zahmettir
Dost kapısında dur da
Kimseye emretme diyene de ki;
Varedenin emrine
Asla karşı koyamam
Baca dumanı gelse
Aman nedir diyemem
Zahmetin rahmetine
Hayır dedik katıldık
Sözden söze adım attık
Selam dedik
Her nefeste dostluğu güttük


ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah