19 TEMMUZ 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Dağlara ses verdim geldim
Kullara söz verdim durdum
Her kulunu sevgi ile sardım
Selam olsun
Dumanı silen
Dost geleni bilsin

Ağaçlar dizi oldu
Yaprakları söze geldi
Her dalında gayret kaldı
Yokuşa çıkayım diyen
Meyveyi olgun diye toplayana
Selam olsun dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Eğriye eğri dersem
Eğri dal kırılır mı?
Eğri olan temele
Düz duvar kurulur mu?
Güneşe talip olan
Kar gelse yorulur mu?
Gelmeyi dilediyse
Geçmişte kaybolur mu? dedi
YUNUS’um selamladı

MERYEM ile bir sözde
Dost aradık her gözde
Sevgi olsun gelişsin
Nuru kalsın her yüzde
Dağılanı toplayan
Bir bohçada katlayan
Bilgisine eklerse
Gelişsin diye beklerse
Elbet günün yerini bilir
Olduğu halde kalır dedi
MERYEM selamladı


Dermediğin yaprağı
Görmediğin toprağı
Elbet eleyemezsin
Elindeki ipleri
Her ağaca dolayamazsın dedi
YAHYA EFENDİ sözü aldı:

Her subaşı
Bekleyene güzeldir
Dost arayana özeldir
Sevgi yayılır bölünmez
Değirmene versen öğütülmez
Asla pazarda satılmaz
Öğrenci kul ise
Öğreten gerçeğin bekçisidir
Bağımsız olan
Her gönülden yayılan
Sevginin Hakçasıdır dedi
YAHYA EFENDİ selamladı


Girdim üzüm bağına
Dediler; Düştün sevgi ağına
Çıksam dedim
Bilginin yüce dağına
Dediler;
Gel dost gel
Bilgin ile kal
Yerden göğe büründüğün hal
Dağlardan yücedir dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Bilgi dağı, ulaştırır
Gönül ağı, bulaştırır
Hal ile geleni
Her gönülde dolaştırır
Bil ki O’ndan geldiğini
Bilgine gölge düşmesin
Bil ki O’nun ile olduğunu
Gönlünde oluşan şaşmasın
Bil ki O’na varacağını
Aşkın yerli yersiz taşmasın
Almayı dileyen her kulu
Niyeti ile alır yolu
Düşmediyse akan suya
Dilediği gibi bakar
Bilen soya dedi
HAMZA DOST selamladı

Kapanan kapıda durma
Uluyan ite vurma
Attı ise destiyi
İşe yaramaz diye kırma dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:


Bağlı duran atın
Yerden göğe yapısı
Kendinden olmayana bağlıdır
Çözelim;
Bilgin kendinde olana katılsın
Çevreye uymasa da
Yerini buldukta
Dumanı sildikte
Güzelin en güzeline uyacak dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Güneşten yandım
Gölgede dondum diyene
Düzenden sorumsuz kalana

 



Günün yorumuna girecek
Kayguyu bilgisi ile karacak
Kement attık olaya
Dedik; Hak adına dolaya
Çevirmeyi bilecek
Adına yıldızlar gülecek
Dost aradı
Her dostta
Rabb’ini gördü
Bilene bilmeyene sordu
Bağa mı gireyim?
Ormanda mı yürüyeyim?
Dediler ki;
Bağda dostlar bekleşir
Ormanda sevgi çoklaşır
Her birine seven kulu yaklaşır

Elele olacağız
Kapalı kapıda duracağız
Açılsın diye bekleyecek
Açılmazsa kıracağız dedi
İBN-İ SİNA sözü aldı:


Dost geldi ise kapıya
Talip oldu ise yapıya
Açmayan, kul değildir
Dayandık Yüce’ye
Gücümüz az değildir
Güzel dedik her olaya
Sözümüz sadece haz değildir
Aşı ocağa koyduk
Noksan gelen tuz değildir
Sabır dedik
Niyaz ile bekledik
Her olayı niyaz ile topladık dedi
İBN-İ SİNA selamladı

Mevlâna’yım!..

Avucumda okuduğum
Aklım ile dokuduğum
Bu düzende gelişecek
Seyre daldığın her olay
Bilgin ile yarışacak
Gün gün birbirine karışacak
Asla şüpheye düşme
Demde benden sorulan her çizgide
Artıya artı düzeni ile yerini alacak
Bağlanacak her düğüm
Çevrende düğün sevinci verecek
YUNUS ile aldığımı
Varedene sorduğumu
MEVLÂNA da verecek

Her devirde
Aynaya sırtını veren vardır
Değerlendirirsen
Özden gelene kârdır
Değirmene su gelmezse diyene de ki;
Su olmayan yerde
Değirmen kurulmaz
Akıl değirmeni kurdu isen
Suyum aldığındandır


Meydan cümlenin niyazınadır
Her dileyen gelir
Her dileyen alır
Her dileyen verir
Dost dediğin
Günde değil ömürdedir
Dileyip yakayım dediğin ateş, kömürdedir

ALLAH’ıma emanet olunuz.

Dost kapısı açıktır
Yoldan gelen soracak
Bir bir aldığı ile
Bir binayı kuracak
Ağaçları sayıp da
Bir ağaçta duracak
Diyecek ki;
VEYSEL KARANİ bilir,
Vergisi ile bulur
Benden selam giderse
Sevgisi dolu gelir
Örttük taşlı yolları
Dürttük uyuyan kulları
Açtık susan dilleri
Uyar dedik halleri
Ana baba bir değil
Bilmeyen kul Pir değil
Beklediğimiz her söz
Bilene zor değil dedi
VEYSEL selamladı
.

ALLAH’ıma emanet olunuz
Aşkı ile dolunuz
Rabb’im ile kalınız

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah