|
MEVLÂNA'yım ben!
Dağlara ses verdim geldim
Kullara söz verdim durdum
Her kulunu
sevgi ile sardım
Selam olsun
Dumanı silen
Dost geleni bilsin
Ağaçlar dizi oldu
Yaprakları söze geldi
Her dalında gayret
kaldı
Yokuşa çıkayım diyen
Meyveyi olgun diye toplayana
Selam
olsun dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Eğriye eğri dersem
Eğri dal kırılır mı?
Eğri olan temele
Düz
duvar kurulur mu?
Güneşe talip olan
Kar gelse yorulur mu?
Gelmeyi
dilediyse
Geçmişte kaybolur mu? dedi
YUNUS’um selamladı
MERYEM ile bir sözde
Dost aradık her gözde
Sevgi olsun gelişsin
Nuru kalsın her yüzde
Dağılanı toplayan
Bir bohçada katlayan
Bilgisine eklerse
Gelişsin diye beklerse
Elbet günün yerini
bilir
Olduğu halde kalır dedi
MERYEM selamladı
Dermediğin yaprağı
Görmediğin toprağı
Elbet eleyemezsin
Elindeki ipleri
Her ağaca dolayamazsın dedi
YAHYA EFENDİ sözü
aldı:
Her subaşı
Bekleyene güzeldir
Dost arayana özeldir
Sevgi
yayılır bölünmez
Değirmene versen öğütülmez
Asla pazarda
satılmaz
Öğrenci kul ise
Öğreten gerçeğin bekçisidir
Bağımsız
olan
Her gönülden yayılan
Sevginin Hakçasıdır dedi
YAHYA
EFENDİ selamladı
Girdim üzüm bağına
Dediler; Düştün sevgi ağına
Çıksam dedim
Bilginin yüce dağına
Dediler;
Gel dost gel
Bilgin ile kal
Yerden göğe büründüğün hal
Dağlardan yücedir dedi
HAMZA DOST
sözü aldı:
Bilgi dağı, ulaştırır
Gönül ağı, bulaştırır
Hal ile geleni
Her
gönülde dolaştırır
Bil ki O’ndan geldiğini
Bilgine gölge
düşmesin
Bil ki O’nun ile olduğunu
Gönlünde oluşan şaşmasın
Bil
ki O’na varacağını
Aşkın yerli yersiz taşmasın
Almayı dileyen
her kulu
Niyeti ile alır yolu
Düşmediyse akan suya
Dilediği
gibi bakar
Bilen soya dedi
HAMZA DOST selamladı
Kapanan kapıda durma
Uluyan ite vurma
Attı ise destiyi
İşe
yaramaz diye kırma dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
Bağlı duran atın
Yerden göğe yapısı
Kendinden olmayana bağlıdır
Çözelim;
Bilgin kendinde olana katılsın
Çevreye uymasa da
Yerini buldukta
Dumanı sildikte
Güzelin en güzeline uyacak
dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Güneşten yandım
Gölgede dondum diyene
Düzenden sorumsuz
kalana
|
Günün yorumuna girecek
Kayguyu bilgisi ile karacak
Kement attık olaya
Dedik; Hak adına dolaya
Çevirmeyi bilecek
Adına yıldızlar gülecek
Dost aradı
Her dostta
Rabb’ini gördü
Bilene bilmeyene sordu
Bağa mı gireyim?
Ormanda mı yürüyeyim?
Dediler ki;
Bağda dostlar bekleşir
Ormanda sevgi çoklaşır
Her
birine seven kulu yaklaşır
Elele olacağız
Kapalı kapıda duracağız
Açılsın diye bekleyecek
Açılmazsa kıracağız dedi
İBN-İ SİNA sözü aldı:
Dost geldi ise kapıya
Talip oldu ise yapıya
Açmayan, kul
değildir
Dayandık Yüce’ye
Gücümüz az değildir
Güzel dedik her
olaya
Sözümüz sadece haz değildir
Aşı ocağa koyduk
Noksan
gelen tuz değildir
Sabır dedik
Niyaz ile bekledik
Her olayı
niyaz ile topladık dedi
İBN-İ SİNA selamladı
Mevlâna’yım!..
Avucumda okuduğum
Aklım ile dokuduğum
Bu düzende gelişecek
Seyre daldığın her olay
Bilgin ile yarışacak
Gün gün birbirine
karışacak
Asla şüpheye düşme
Demde benden sorulan
her çizgide
Artıya artı düzeni ile
yerini alacak
Bağlanacak her düğüm
Çevrende düğün sevinci verecek
YUNUS ile aldığımı
Varedene
sorduğumu
MEVLÂNA da verecek
Her devirde
Aynaya sırtını veren vardır
Değerlendirirsen
Özden
gelene kârdır
Değirmene su gelmezse diyene de ki;
Su
olmayan yerde
Değirmen kurulmaz
Akıl değirmeni kurdu isen
Suyum
aldığındandır
Meydan cümlenin niyazınadır
Her dileyen gelir
Her dileyen alır
Her dileyen verir
Dost dediğin
Günde değil ömürdedir
Dileyip
yakayım dediğin ateş,
kömürdedir
ALLAH’ıma emanet olunuz.
Dost kapısı açıktır
Yoldan gelen soracak
Bir bir aldığı ile
Bir
binayı kuracak
Ağaçları sayıp da
Bir ağaçta duracak
Diyecek ki;
VEYSEL KARANİ bilir,
Vergisi ile bulur
Benden selam giderse
Sevgisi dolu gelir
Örttük taşlı yolları
Dürttük uyuyan kulları
Açtık susan dilleri
Uyar dedik halleri
Ana baba bir değil
Bilmeyen kul Pir değil
Beklediğimiz her söz
Bilene zor değil
dedi
VEYSEL selamladı
.
ALLAH’ıma emanet olunuz
Aşkı ile dolunuz
Rabb’im ile kalınız
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|