21 TEMMUZ 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kuyudan su alacaksak
Korkuyu kuldan bulacaksak
Güvendiğimize nasıl selam veririz?
Nasıl kulunuz deriz?
Dağlara giden yolu
Kuluna gülen hali
Gölgesiz alacağız
Korkuyu sileceğiz
Aldım gönül sesini
Sildim dünya hevesini diyene de ki;
Gönüller güle açık
Güller cümleye verilir
Her bahçede görülür

Gönlümüzün sesini alalım
Dünya hevesini
Hak yolunda bulalım dedi
YUNUS’um söze girdi:

Altın iplik öreceğim
Toprağı ekeyim diye süreceğim
Altın iplik ile diktiğim fistanı
Sergiye koyacağım
Dost düşman demeden
Her geleni duyacağım dedi
YUNUS’um selamladı

Kapı açık gireyim
Kim var kim yok sorayım
Gelen giden toplanırsa
Bir satırda katlanırsa
Sofrayı kuracağız
Yorumda gerçeği bulacağız dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:


Al elma sarı elma
Gönülde sevgi
Cümleye dolma
Bilmeden gelse olur
Bilgide gayrı kalma
Seven sevilen güler
Dost deyip selamını bekler
Aldığı ile verdiğine
Kaygu ile derdiğine
Acı tatlı demeden
Bohçasına koyar
Atalım benliği
Satalım senliği
Tutalım birliği
Silelim körlüğü dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Yaylaya çıktım düzde
Ovada ekin sözde
Akan sular vareder
Cümle alan kâr eder
Diktiğim bağda üzüm
Kurduğum düzende sözüm
Senindir, seninledir dedi
MERYEM sözü aldı:


Kapanmaz kapıda durdum
Dost haline verdim
Bilene bilmeyene sordum
Ne var ki mantığım ile yordum
Güzele güzel diyen her kulu
Özden geleni söyler
Yapıda olan kulu
Özünü cümleye böler dedi
MERYEM selamladı

Yollar açık gidelim
Çoban olup sürüyü güdelim
Dayandığımız ağaç ile
Vergisini bulalım
Can, Canan'a güler de
Canan can ile olmaz mı?
Kainat öyle gönüllere dolmaz mı? dedi
VEYSEL’im sözü aldı:

Bağladığım at yerini bilir
Yerini bilen at yükünü alır
Her hal ile hizmetini verir
Yüklendiği göreve
Çevremde aradıkları ben isem
Rabb’imi bildiğimdendir
Yarattığını sevdiğimdendir dedi
VEYSEL’im her adımına
Niyazını ekledi


Noktaya eklediğim her nokta
Bütünden geliştedir
Dağdaki tozu dahi
Gerçeğin bir zerresi dersen
Bütüne olan inancına
Şahit bulmuş olursun dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

 



Sert gelen her olay
Gül ile yumuşar
Yaprağın bütünlüğü
Kökünden gelen suya bağlıdır
Kulun bilgisi
Gerçeği bilen soya bağlıdır
Doyumsuzluk,
Düzenin uyumsuzluğundandır
Ne kaygu, ne yargı gerekmez dedi
HAMZA DOST selamını
Kum taneleri misali cümlenize iletti

Duvarı öreceğiz
Dost gelsin diye
Kapısını açık göreceğiz
Her gönülde olanın gerçeğini
Kendisince varlığını
Varedenin yapısına diye seveceğiz dedi
SİNA söze geldi:


Kapıyı dar örmeyelim
Yar gelir bulur
Çatıyı kapatırsak
Yerdeki çamur kurur
Aldığımız yolu bildik
Rabb’imiz korur dedi
SİNA selamladı

At alalım koyuna
Selam diyelim soyuna
Uyum ile oluşan huyuna
Geldik sabah yoluna dedi
HACI BAYRAM söze girdi:

Davara yer aradık
Meraya saldık
Dağlardan gelen havayı sevdik
Aldığını bilen ile
Verdiğini sayana
Kayguyu silsin dedik
Ala ala olacağız
Vere vere bulacağız
Seve seve ereceğiz
YAHYA ile söze girdik
Cümle ile konuya gireceğiz

Mevlâna’yım!..


Balık aldım dereden
Ayrı kaldım sorudan
Yolu buldum korudan
Seher vakti duracağım
Güneş ile vereceğim dediler
Mor rengi aşkı diye övdüler
Mor, ulaşılamıyan aşkın bilgisini verir
Akım ile tarif edilir
HACI BAYRAM ile YAHYA
Mor akıma ulaşmış bilgelerdir

Üç öğünde andığımız
Bir ömürde bulduğumuz
Gerçeğe ayna olan her gölge
Bulgumuzun şahididir dedi
SARI ANA ile
KAYGUSUZ sözü aldı:

Çölde deve güdeceğim
Ben Yemen’e gideceğim
Cümleye sözüm verdim
Cümlesini arkama katacağım dedi de
SARI ANA ile KAYGUSUZ
Güller bahçesinden
Gönüller bohçasından
Her birinize
Dost selamı iletti
Dostluğa EYYÜB’üm ile MERKEZ’imi de kattı
Yemen’den gelen selamı
Cümlenize ışık diye tuttu
Selam ile geldiler
Selamlayıp yürüdüler


(Resim verildi: Hz. HÜSEYİN)

Hz. HÜSEYİN:
Gölgeleri silsinler
Her günlerine
Hayır desinler, gülsünler dedi
Cümlenizi selamladı

Hayra açık yolumuz
Hayır verdi kulunuz
Gönüller birlik olsun
Her konu açık gelsin

ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah