|
MEVLÂNA'yım ben!
Kuyudan su alacaksak
Korkuyu kuldan bulacaksak
Güvendiğimize
nasıl selam veririz?
Nasıl kulunuz deriz?
Dağlara giden yolu
Kuluna gülen hali
Gölgesiz alacağız
Korkuyu sileceğiz
Aldım
gönül sesini
Sildim dünya hevesini diyene de ki;
Gönüller
güle açık
Güller cümleye verilir
Her bahçede görülür
Gönlümüzün sesini alalım
Dünya hevesini
Hak yolunda bulalım
dedi
YUNUS’um söze girdi:
Altın iplik öreceğim
Toprağı ekeyim diye süreceğim
Altın iplik
ile diktiğim fistanı
Sergiye koyacağım
Dost düşman demeden
Her
geleni duyacağım dedi
YUNUS’um selamladı
Kapı açık gireyim
Kim var kim yok sorayım
Gelen giden
toplanırsa
Bir satırda katlanırsa
Sofrayı kuracağız
Yorumda
gerçeği bulacağız dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
Al elma sarı elma
Gönülde sevgi
Cümleye dolma
Bilmeden gelse
olur
Bilgide gayrı kalma
Seven sevilen güler
Dost deyip
selamını bekler
Aldığı ile verdiğine
Kaygu ile derdiğine
Acı
tatlı demeden
Bohçasına koyar
Atalım benliği
Satalım senliği
Tutalım birliği
Silelim körlüğü dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Yaylaya çıktım düzde
Ovada ekin sözde
Akan sular vareder
Cümle
alan kâr eder
Diktiğim bağda üzüm
Kurduğum düzende sözüm
Senindir, seninledir dedi
MERYEM sözü aldı:
Kapanmaz kapıda durdum
Dost haline verdim
Bilene bilmeyene
sordum
Ne var ki mantığım ile yordum
Güzele güzel diyen her
kulu
Özden geleni söyler
Yapıda olan kulu
Özünü cümleye
böler dedi
MERYEM selamladı
Yollar açık gidelim
Çoban olup sürüyü güdelim
Dayandığımız ağaç
ile
Vergisini bulalım
Can, Canan'a güler de
Canan can ile olmaz
mı?
Kainat öyle gönüllere dolmaz mı? dedi
VEYSEL’im sözü aldı:
Bağladığım at yerini bilir
Yerini bilen at yükünü alır
Her hal
ile hizmetini verir
Yüklendiği göreve
Çevremde aradıkları ben
isem
Rabb’imi bildiğimdendir
Yarattığını sevdiğimdendir dedi
VEYSEL’im her adımına
Niyazını ekledi
Noktaya eklediğim her nokta
Bütünden geliştedir
Dağdaki tozu
dahi
Gerçeğin bir zerresi dersen
Bütüne olan inancına
Şahit
bulmuş olursun dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
|
Sert gelen her olay
Gül ile yumuşar
Yaprağın bütünlüğü
Kökünden
gelen suya bağlıdır
Kulun bilgisi
Gerçeği bilen soya bağlıdır
Doyumsuzluk,
Düzenin uyumsuzluğundandır
Ne
kaygu, ne yargı gerekmez dedi
HAMZA DOST selamını
Kum taneleri misali cümlenize iletti
Duvarı öreceğiz
Dost gelsin diye
Kapısını açık göreceğiz
Her
gönülde olanın gerçeğini
Kendisince varlığını
Varedenin
yapısına diye seveceğiz dedi
SİNA söze geldi:
Kapıyı dar örmeyelim
Yar gelir bulur
Çatıyı kapatırsak
Yerdeki
çamur kurur
Aldığımız yolu bildik
Rabb’imiz korur dedi
SİNA selamladı
At alalım koyuna
Selam diyelim soyuna
Uyum ile oluşan huyuna
Geldik sabah yoluna dedi
HACI BAYRAM söze girdi:
Davara yer aradık
Meraya saldık
Dağlardan gelen havayı sevdik
Aldığını bilen ile
Verdiğini sayana
Kayguyu silsin dedik
Ala
ala olacağız
Vere vere bulacağız
Seve seve ereceğiz
YAHYA ile
söze girdik
Cümle ile konuya gireceğiz
Mevlâna’yım!..
Balık aldım dereden
Ayrı kaldım sorudan
Yolu buldum korudan
Seher vakti duracağım
Güneş ile vereceğim dediler
Mor rengi
aşkı diye övdüler
Mor, ulaşılamıyan aşkın bilgisini verir
Akım
ile tarif edilir
HACI BAYRAM ile YAHYA
Mor akıma ulaşmış
bilgelerdir
Üç öğünde andığımız
Bir ömürde bulduğumuz
Gerçeğe ayna olan her
gölge
Bulgumuzun şahididir dedi
SARI ANA ile
KAYGUSUZ sözü
aldı:
Çölde deve güdeceğim
Ben Yemen’e gideceğim
Cümleye sözüm verdim
Cümlesini arkama katacağım dedi de
SARI ANA ile KAYGUSUZ
Güller
bahçesinden
Gönüller bohçasından
Her birinize
Dost selamı
iletti
Dostluğa EYYÜB’üm ile MERKEZ’imi de kattı
Yemen’den
gelen selamı
Cümlenize ışık diye tuttu
Selam ile geldiler
Selamlayıp yürüdüler
(Resim verildi: Hz. HÜSEYİN)
Hz. HÜSEYİN:
Gölgeleri silsinler
Her günlerine
Hayır desinler, gülsünler
dedi
Cümlenizi selamladı
Hayra açık yolumuz
Hayır verdi kulunuz
Gönüller birlik olsun
Her konu açık gelsin
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|