06 HAZİRAN 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Hazır olduysak güne
Selam veririz Gül'e
Resulü
Dostluğumuzu gönülden açarız
Cümlenize selam olsun
Her satırdan güzeli bilen alsın 

Yemen’den geldik
Yolumuz düzdür
Selamet diledik
Almayı dilediğimiz tezdir
Gelmeyi dileyen her kuluna sorduk
Dedi ki;
Sırtıma giydiğim bezdir 

Demde güneş göz alır
Her yaprağı söz verir dedi
YUNUS’um sözü aldı
Serin olsun dedi
Akan suya daldı: 

Güller açtı bağımızda
Sular geçti sırtını veren dağımızda
Kayaların sertliği
Toprağın mertliği kaldı huyumuzda dedi
YUNUS’um sözü
KAYGUSUZ’a verdi:

KAYGUSUZ yolun tozunu
Bilgisinden sildi
Elden ele olsun diye
PİR SULTAN ABDAL’a selam verdi

Gayreti bildiğimiz yerde
Bağımsızlığa heves ederiz
Yolun gidişinde dostu sorarız
Demek ki;
Önce dünyaya bağımlı oluyoruz
Çözdüğümüz anda
Kainatta dönüyor dönüyoruz
Pervane olup
Nuru ile yanıyor yanıyoruz
Yeter demese Rabb'im
Doyduğumuz anı asla bulamıyoruz dedi
KAYGUSUZ ile PİR SULTAN ABDAL selamladı

Yemen’den aldık sözü
Dost diye andık sizi
Geldik bulduk
Hak diyen özünüzü dedi
MERYEM sözü aldı: 

Her dala ip bağlasam
Her gelen gidene ağlasam
Birliğin adına gölge verirdim
Saklamadan her günümü
Açtım her sorana gerçek yönümü

Anayı yumuşak bilen
Anada Rabb’in sözünü bulan
Beklediği her günde
Alacağı rahmettir dedi
MERYEM selamladı

Fistan açık giyemem
Ben de gelsem diyemem
Deryayı alsam
İçinde bulsam
Bilirim ki doyamam dedi
HAMZA DOST sözü aldı: 

Yama aldım fistanı dikeceğim
Gönülde güller açtı
Otları sökeceğim
Her ağacın köküne
Deryadan aldığım suyu dökeceğim
Sakındığım her emredilmemişi
Soframızda olanlardan çekeceğim dedi
HAMZA DOST selamladı

MERKEZ’im söz diledi
Kumu aldı eledi
Yaprakları saydı da
Zeytin dalını bilene salladı

Meyveyi bilen alır
Sevgiyi sonsuz görür
Naneyi kaynatırsan
Gönlüne ferahlık verir dedi
MERKEZ’im selamladı

Sevmeyi bilmiyorsak
Kaydımız yok mudur?
Diyenin sorgusunda
Sevginin yeşerdiği görülür
Her dileyenle arasında
Sevgi bağı örülür dedi
Gönülden gönüle
SARI ANA selam verdi
 



Soğuktan beklersen
Sıcaktan saklarsın
Dostluktan beklersen
Küslüğü silersin
Aldığın her lokmayı
Çevrene bölersin
Nerden aldım?
Kime vereyim? demeden
Gerçeği öğren dedi
SARI ANA selamladı 

Söz aldık, atı saldık
Koyun ile keçiyi
Aynı ağıla koyduk dedi
HACI BAYRAM dost  bağından beklediği üzümleri
derdi de cümlenize verdi: 

Yelden selden koruyan Rabb’im
Soframıza dostu gönder
Aldık güldük, diledik geldik
Her niyaz sahibini seyirde gördük
Ya Allah dedik de
Koyun ile keçinin emeğinde ayrı
Emelinde bir olanı bildik dedi
HACI BAYRAM selamladı

(Soru: Koyun ile keçinin anlamını biraz açar mısınız?)
 

Koyunun uyumunda, tevekkülü
Keçinin oyununda, muhabbeti müşahade ettik
Meydan’da;
Bilimli olana alim
Uyumlu olana arif denir
Muhabbet, devamlı münasebeti
Uygulamaya getirir
Tevekkül, dünü günü hayır bitirir dedi
YAHYA (EFENDİ) sözü aldı:  

Her daldan sorduğun konuda
Çok ağaca söz verirsin
Bir daldan aldığını bitir
Onu sofrana getir ki
Tadını alabilesin
Darlığı silebilesin dedi
YAHYA selamladı

SARI SALTUK geldi söze
Dedi oturduk sohbet ile dize
Bayram, seyranı bilenlerin günüdür
Komşuyu komşuda bulanların günüdür
Dumanını sildi isen
Ateşinde yandı isen
Güzelleri bildiğin gündür dedi
SARI SALTUK selamladı

Sürü ile ata çoban olduğum
Her tanede bilgisini bulduğum gerçektir
Dağlardan selam aldım
Yollardan her geçene sordum
Dediler ki;
Bastığın yerde akacak suya selam verirsin
Nasibini öylece görürsün
Uyanmayı dilesem
Uyum vermezdim dedi
RABİA sözü aldı: 

Başımı bağlasam
Sergiyi silemem
Ayağımı bağlasam
Vergiyi bölemem
Sağlığıma niyaz etsem
Çokluğa geçemem
Her anımda
Her yanımda cümleyi gördüm
Rabb’imin sevgisini
Dostlarım ile ördüm dedi
RABİA selamladı

Bir tutam tuz
Bir katım şeker
Bir tadım bal
Bir yudum su
Soframıza gelmeli
Her arayan
Gönlündeki cevheri bulmalı


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah