|
MEVLÁNA'yım ben!
Yerden
göğe huzur ile geliriz
Her bileni hazır deriz görürüz
Hakk’tan
gelir selam veririz
Dost adına selam olsun
YUNUS ile sohbetimiz dile gelsin:
Yol açılır
söz ile
Gün seçilir yaz diye
Güzel günde haz diye
Gelmeyi
dileyenler
Düzeni eleyenler
Her kapıda dururlar
Bir kapıya
vururlar
Olayın en güzelini görürler
Her yolun sözü birdir
Dosttan gelen sohbet gürdür
İnandığın gerçek güzel
Kayguda
olana zordur dedi
YUNUS’um selamladı
Atı aldım
binemem
Sözüm verdim dönemem
Ne derlerse desinler
Şüpheye düşüp
sınamam dedi
MERYEM sözü aldı:
Dağlara ses
verdim
Sesimi geri aldım
Sulara yöneldim
Deryaya öylece daldım
Gönülden gönüle aktardım
Kaygusuz kaldım
Gel eyleme
girelim
Seyirde cümlesini görelim
Bilgimizi taşa toprağa
verelim dedi
TOKTAY yerden göğe
Her yaratılmışa selamını gönderdi
ANA, OĞUL
dediler
Fındık ceviz yediler
Taşı ele aldılar
Özden öze
görgüye düştükten sonra geldiler dedi
MERYEM, TOKTAY’ın selamına
Kendi selamını kattı
Komşuya
güldüğün gün
Seni beni silersin
Yoksulu gördüğün gün
Lokmaları
bölersin
Güneş cümleye doğar
Gece bilmeyeni
boğar dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Ağacı oyar
da
Sincap yuva kurar
Yaprağı döker de
Toprağı çöpü besler
Çiçekleri dilendiğince
Kainatı süsler
Her taş birbiriyle
çatışır
Ufalır toprağa karışır
Hiçbir varedilmiş
Yararından
zarara dönüşmez dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Çözdüğüm
düğümden
Güzeli buldum
Gerçeğin ilminden
Dilediğimce doldum
Sevgimde varedenin
Hikmetini gördüm
Ya Rabb senden sana
sığındım
Ya Rabb büyüklüğün ile korundum
Bilinmeyenin
şerrinden
Niyazına yöneldim dedi
YAHYA (EFENDİ) söze geldi:
Seyre
daldım güzeli
Düşündüğüm ezeli
Senden benden geçtim de
Gördüğüm
düşte
Resulünü seçtim de
Dağlar kadar yüceldim
Gel elele
verelim
Birlik olduk korkumuzu silelim
Dağılan Hakk’ın emri
Düzenine uyalım
Bir elden
aldığına
Dost olandan bulduğuna inandıysak
Bildiğimiz gerçeği
savunduysak
Ne derlerse desinler
Gölgesi asla bize gelmez
dedi
YAHYA selamladı
Dayanmayı
bildiyse
Gönülde olan ile kaldıysa
Şüphesini silsin
Geleceğe
gülsün
|
Değirmenden su gelir
Ekini olan bulur
Çuvalını doldurur
Ergin kulun heybesi
Demde yolu açacak
YUNUS ile yerden geleni
seçecek dedi
MERKEZ’im sözü aldı:
Yeşil
renge donatsınlar
Yemediğini önünden alsınlar
Yumurta, süt, bal
bol versinler
Sevgi ile olumsuzu silsinler dedi
MERKEZ’im
selamladı
Cem ile candan
Birliğin yazısını buldum
Duymayı
dilediğin
Dost ile güldüğün
Dost için ağladığın gerçeğe uydun
Nefesine gelen her nağmeyi
Bilgin ile yuğdun
Alay alay geldiler
Halay deyip güldüler
Selama selam eklediler
Çevrenden
aldıkları her dumanı
Dört duvarın ötesine ittiler
Yumuşak noktada
Sert yoruma düşme
Doğudan
aldığına şaşma
Akan nehir ol taşma
Yol senin, gün senin
Eline
gelen gül senin
Ayna misali pırıl pırıl son senin dedi
HAMZA
DOST selameti
Her dosta selamda buldu, selamladı
Gelse gelmese demesin
Adı ile güzeli bulmuş
Ham meyve
yemesin
Adına yakışanı bilir
Aklında olan ile gerçeği bulur
Dumansız ocak arar
Buluttan rahmeti seçer dedi
HACI BAYRAM söz
ile öz ile
Cümlemizi selamladı
Yemen’den
gelmedik mi?
Serapta gülmedik mi?
Tek düş ile kavuştuk
Bir ömürden bulmadık mı?
Geldik gördük
serdik
Allah aşkın ile dolmadık mı?
Geldik Allah
Gördük
Allah
Aşkın ile yandık Allah
Sebep senden
Seher senden
Sonsuz inayet senden
Yolumuz açıldı da
Köprüden geçildiyse
Yerden göğe himmet senden dedi
VEYSEL’im Dört Kapı’nın
kilidine
Anahtarı getirdi
Her birini açalım
Gölgesiz alemden
geçelim
Sevdik sevmedik diyen
Yaratılmışı seçelim
Bilmem derse anlatırız
Bilen ise bekletiriz
Elden ele
donatırız dedi
VEYSEL’im selamladı
Kırmızı
gül yeşil ile
Beyaz gül elinde olsun
Doğruyu bilen ile
Bilmeyene selam versin dedi
Yemen’den yumuşak yolu
bilen
Dört Kitap’ta adı olan
(Resim verildi: Hz. EBUBEKİR ve TOKTAY)
YUNUS’um
der ki:
TOKTAY’a selam versen
Erdiği günü bilsen
Dağlar taşlar
erirdi
EBUBEKİR’i bilsen
Kar tanesi dolardı
Her kul gönlünü ak
ile belerdi
EBUBEKİR, TOKTAY
Dumandan
uzak kaldık
Her yaratılmışa güldük
Cümlesine selam verdik dediler
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|