14 MAYIS 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Yerden göğe huzur ile geliriz
Her bileni hazır deriz görürüz
Hakk’tan gelir selam veririz
Dost adına selam olsun
YUNUS ile sohbetimiz dile gelsin:

Yol açılır söz ile
Gün seçilir yaz diye
Güzel günde haz diye
Gelmeyi dileyenler
Düzeni eleyenler
Her kapıda dururlar
Bir kapıya vururlar
Olayın en güzelini görürler
Her yolun sözü birdir
Dosttan gelen sohbet gürdür
İnandığın gerçek güzel
Kayguda olana zordur dedi
YUNUS’um selamladı

Atı aldım binemem
Sözüm verdim dönemem
Ne derlerse desinler
Şüpheye düşüp sınamam dedi
MERYEM sözü aldı:

Dağlara ses verdim
Sesimi geri aldım
Sulara yöneldim
Deryaya öylece daldım
Gönülden gönüle aktardım
Kaygusuz kaldım

Gel eyleme girelim
Seyirde cümlesini görelim
Bilgimizi taşa toprağa verelim dedi
TOKTAY yerden göğe
Her yaratılmışa selamını gönderdi

ANA, OĞUL dediler
Fındık ceviz yediler
Taşı ele aldılar
Özden öze görgüye düştükten sonra geldiler dedi
MERYEM, TOKTAY’ın selamına
Kendi selamını kattı

Komşuya güldüğün gün
Seni beni silersin
Yoksulu gördüğün gün
Lokmaları bölersin
Güneş cümleye doğar
Gece bilmeyeni boğar dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Ağacı oyar da
Sincap yuva kurar
Yaprağı döker de
Toprağı çöpü besler
Çiçekleri dilendiğince
Kainatı süsler
Her taş birbiriyle çatışır
Ufalır toprağa karışır
Hiçbir varedilmiş
Yararından zarara dönüşmez dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Çözdüğüm düğümden
Güzeli buldum
Gerçeğin ilminden
Dilediğimce doldum
Sevgimde varedenin
Hikmetini gördüm
Ya Rabb senden sana sığındım
Ya Rabb büyüklüğün ile korundum
Bilinmeyenin şerrinden
Niyazına yöneldim dedi
YAHYA (EFENDİ) söze geldi:

Seyre daldım güzeli
Düşündüğüm ezeli
Senden benden geçtim de
Gördüğüm düşte
Resulünü seçtim de
Dağlar kadar yüceldim

Gel elele verelim
Birlik olduk korkumuzu silelim
Dağılan Hakk’ın emri
Düzenine uyalım

Bir elden aldığına
Dost olandan bulduğuna inandıysak
Bildiğimiz gerçeği savunduysak
Ne derlerse desinler
Gölgesi asla bize gelmez dedi
YAHYA selamladı

Dayanmayı bildiyse
Gönülde olan ile kaldıysa
Şüphesini silsin
Geleceğe gülsün
 



Değirmenden su gelir
Ekini olan bulur
Çuvalını doldurur
Ergin kulun heybesi
Demde yolu açacak
YUNUS ile yerden geleni seçecek dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Yeşil renge donatsınlar
Yemediğini önünden alsınlar
Yumurta, süt, bal bol versinler
Sevgi ile olumsuzu silsinler dedi
MERKEZ’im selamladı

Cem ile candan
Birliğin yazısını buldum
Duymayı dilediğin
Dost ile güldüğün
Dost için ağladığın gerçeğe uydun
Nefesine gelen her nağmeyi
Bilgin ile yuğdun
Alay alay geldiler
Halay deyip güldüler
Selama selam eklediler
Çevrenden aldıkları her dumanı
Dört duvarın ötesine ittiler
Yumuşak noktada
Sert yoruma düşme
Doğudan aldığına şaşma
Akan nehir ol taşma
Yol senin, gün senin
Eline gelen gül senin
Ayna misali pırıl pırıl son senin dedi
HAMZA DOST selameti
Her dosta selamda buldu, selamladı

Gelse gelmese demesin
Adı ile güzeli bulmuş
Ham meyve yemesin
Adına yakışanı bilir
Aklında olan ile gerçeği bulur
Dumansız ocak arar
Buluttan rahmeti seçer dedi
HACI BAYRAM söz ile öz ile
Cümlemizi selamladı

Yemen’den gelmedik mi?
Serapta gülmedik mi?
Tek düş ile kavuştuk
Bir ömürden bulmadık mı?
Geldik gördük serdik
Allah aşkın ile dolmadık mı?
Geldik Allah
Gördük Allah
Aşkın ile yandık Allah
Sebep senden
Seher senden
Sonsuz inayet senden
Yolumuz açıldı da
Köprüden geçildiyse
Yerden göğe himmet senden dedi
VEYSEL’im Dört Kapı’nın kilidine
Anahtarı getirdi
Her birini açalım
Gölgesiz alemden geçelim
Sevdik sevmedik diyen
Yaratılmışı seçelim
Bilmem derse anlatırız
Bilen ise bekletiriz
Elden ele donatırız dedi
VEYSEL’im selamladı

Kırmızı gül yeşil ile
Beyaz gül elinde olsun
Doğruyu bilen ile
Bilmeyene selam versin dedi

Yemen’den yumuşak yolu bilen
Dört Kitap’ta adı olan

(Resim verildi: Hz. EBUBEKİR ve TOKTAY)

YUNUS’um der ki:
TOKTAY’a selam versen
Erdiği günü bilsen
Dağlar taşlar erirdi
EBUBEKİR’i bilsen
Kar tanesi dolardı
Her kul gönlünü ak ile belerdi

EBUBEKİR, TOKTAY
Dumandan uzak kaldık
Her yaratılmışa güldük
Cümlesine selam verdik dediler


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah