01 ŞUBAT 1985

İki yıldan beri geçmiş yıllara nazaran Yuva’ca uygulanan yeni bir çalışma tarzımız var.
Bu çalışma tarzı üzerine Yüce mertebelerin nasıl değerlendirdikleri hususunda bize bilgi istiraham ediyoruz


MEVLÁNA'yım ben!
 

Meydan’da toplandığımız
Sevgi ile katlandığımız her an her gün
Hakk'ın rahmetine nail oluruz
Dost kapısında kendimizi buluruz
Senden benden aldığımız ile
Her zerrede gerçek yapıyı bina ederiz
Cümlenize selam olsun
Her kulu tövbede şifa bulsun

Gemiye yol veren kaptan
Güverteye göz atmazsa
Ambarda oluşan düzensizliğe söz etmezse
Seferde noksan vardır
Rahmet de zahmet de gidişin selametinedir
Seyirde olan geminin her neferi
Önce kendinden
Sonra gemiden sorumludur
Dost kapısı arayım
Her varolana sorayım
Demde oluşan kervana katılayım dedik
Dünden bugüne geldik
Selam olsun dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Arabaya talip oldum, atını alamadım
Meraya sahip çıktım, sürüyü salamadım
Elde sürü olmadan meraya talip olma dediler de
Gayretin yerini söylemediler
Ara da bul
Sevgi ile dol
Sen de varedeni bil
Yollar bana düzlendi
Gerçek halde gizlendi
Seyre vardım düzeni
Yerden aldığım tozlandı
Ayrı gelmez dost bize
Sırdan vermez Hak size
Gölden çölden aldı isek
Akıl silmez bedende dedi
YUNUS’um selamladı

HAMZA DOST’tan soralım
Sofrayı öyle kuralım
Kinimizi kıralım
Bağımsız gönlümüzü
Gülizara salalım
Senden gelen sorguya
Allah Allah dedik de geldik
Her sohbette Rabb’imin rızası ile verdik
Okunan her satırda cümlemiz birlik olduk
Pervane misali döndük döndük
Yedi rengi cümlenize
Kur’an adına sunduk dedi
HAMZA DOST selamladı

Rabb’im derman dileyen kulunu yanındadır
Rabb’im aşkına niyazda olanın gönlündedir
Rabb’im O’nu dileyenin ömründedir
Gel dedik her kuluna
Gül dedik er kuluna
Sana bana düşmeyen
Gönüldeki aşkı deşmeyen
Aldığını bilemez
Dost adına veremez
Önce bilgisini alalım
Rızasını dileyelim
Dost adını peyleyelim
Sonra her dileyene paylayalım
Paylamaktan maksat; pay etmektir

Yerden ektiğimi biçerim
Gönül ile akan sudan geçerim
Toprak yeşil çimende
Yaprak ağaç dalında
Güzelden güzele şaşarım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

YUNUS gibi söylesem
MEVLÂNA’nın halini eylesem
Bilgini kotaramam
Sözünü bitiremem
Yaratılmış öyle güzel ki
Güzelliğine saygım öyle büyük ki
Dizim yerde, gözüm sin’de
Meydan her kulunun aklında
Varlığına yerden göğe inandım
Allah’ım! dedim de YESEVİ’den söz aldım
Dedi ki;
Tevazu bilginin ölçüsünü verir
Sevgi ilginin terazisidir
Dost edindiğin her zerren
Ömrünün kemâlidir
Almayı dilersen daldan
Bil ki bulursun halden
Hay Allah dedim, zikrine vardım
Dost kapısında durdum
Cümle gelsin, çağırdım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü YESEVİ ile bitirdi, selamladı

 



(Soru: Yedi renk YEDİ MELEK midir?)

Gerçeğin varettiği
Bilmeyene zor ettiği
Bilimleri dilimler
Derman dileyenlere
Ferman okuyanlara
Rengi ile hükmeder
Gölgeleri renkler siler
Şüpheleri renkler böler
Gölden çölden uzak tutar dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:

Bir dalda dört beş yaprak
Ağaca düzen vermez
Kökün ne halde? diye sormaz
Dallar yapraklandıkça güzelliği artacak
Yapraklar dökülse de
Sanılmasın ağacı dürtecek dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Yazdan kıştan sorumlu sen değilsin
Soğukta fistan giymediysen
Sorumlu ben değilim dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Yumuşak geldi söze
Gönüller doldu size
Bir bir aldık her satırı
Olsun dedik kul hatırı
Eğmek güzel başımızı
Sevmek güzel aşımızı
Ufalttıysak taşımızı
Mutluyuz Rabb’im deriz
Kulluk gururuna giyinir
Nefis giysisinden soyunuruz dedi
KAYGUSUZ sözü SARI ANA’ya verdi:

Bin dalda gölgeyi buldum
Güneş’ten aldığım ile doldum
Dost gelirse bulur dedim
Bakır tası kuyuya saldım
Su soğusun, gelen bulsun diye
Dört nala gelen ata
Soğuk suyu veremem
Toprağı hazırladım
Altına kilim seremem
Öğüt aldım Resulünden
Asla aykırı diyemem dedi
SARI ANA selamladı

Yollar açıldığı gün, selden geçeriz
Gerçek bilindiği gün, sırdan seçeriz
Benden değil Rabb’imden
Sondan değil ömründen dedi
MERYEM sözü aldı:

Üç tas aldım elime
Biri altın, biri gümüş, biri de bakır idi
Yumuşak yolu bilene altın tası ver dedi, TOKTAY
Elde altın tas ile dolandım durdum
Sonunda altın tası uçan kuşlara verdim
Yumuşak yolu kuşlar mı bilir? dediler
Kuldan esirgediğimi sandılar
Kuş kanadına tası alamaz
Yerde kalır, giden gelen alır dedim

Gümüş tası bilgisini sunanlara ver dedi, TOKTAY
Aradım taradım en son balıklara sundum
Balıktan başka veren yok mu? dediler
Her yaratılan kendinden kendine saklar
Balık derya içinde deryaya geleni bekler dedim

Bakır tas elde kaldı
Gelen suya tas ile daldı
Giden, tası eline aldı
Doğruya talip oldu isek
Önce havaya suya
Sonra çehrede aynaya bakalım
Ve ocağımızı cümle için yakalım
Bacamız olsun tütelim
Dost soframıza
Dostluğumuzu katalım dedi
MERYEM selamladı

Aldık verdik sevgimizi
Geldik gördük cümlenizi
Dağlar taşlar söyleşti
Selamları bekleşti
Gelenden güdenden
Allah'ım razı olsun


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah