06 ŞUBAT 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 
Bildiğim bir güzel
Aldığım ile verdiğim ile bin güzel
Yerden gelen selamdan yolu sordum
Gölgeyi sildim,
Her öğünde nefsimi yendim
Nefesim dar gelmedi
Alan kulu sormadı
Yolda yolcu durmadı
Gelsen dedim sofraya
Her lokmamız Haktandır
Bildik aldık sözünü
Niyazımız çoktandır dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Göl üstünde kuşlar var
Kuşları yaratan var
Gölden öğün beklerler
Alır yuvada saklarlar

Bir adımda varamam
Her kapıya soramam
Geldi isem düzene
Asla gönül kıramam dedi
YUNUS’um selamladı

Kalem defter yazana
Elde çanta gezene
Emekten sezmekten kaçmadıkça
YUNUS ile geleni seçmedikçe
Bilemem deme dedi
SARI ANA sözü aldı:

Başıma örtü koysam
Fistanı dikene sorsam
Yerde kalsın diyecek
Sonra kimin elinde somunu varsa yiyecek
Gelmem vermem diyene
Gönlünden attığını söyleyecek

SARI ANA yaprak olmaz
Yaprağı elinde solmaz
Gönlünde kalan
Değişeni silmez dedi
SARI ANA selamladı
Ömründeki bir yaprak
Olumluyu da, olumsuzu da yazan

Mevlana'yım !..

Adak verdim, niyaza girdim diyene
YUNUS’a selam verene dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Dost, yolun sevgisidir
Dost, yolun bilgisidir
Yaprak değil çevresidir

Dağdan dağa ses verdim
Dağdan dağa dostu gördüm
Gönüllere postu serdim
Yaprağı dileyene verdim
Alsın okusun, bilgisinde dokusun diye

HACI BEKTAŞ sesini ünledi
Gönülden geleni dinledi
Dalmayı diledik deryaya
Huydan geleni peyledi
Ak ile karaya gözün değmez mi?
Gölgeden güneşten sözün yetmez mi?
Alıştık veriştik bilgi bitmez mi?

Gözümde kainat birdir, birde kalacak
Dileyen her kula sözümüz yetecek
Rabb’im gün ile güneşi birbirine katacak dedi
HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ selamlaştı, selamet diledi

 



Sürüye baş olayım diyen değil
Sürüye yol vermeyi bilen çobandır
Bilmediği olaya çoban olayım diyen, yabandır dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Bildiğin her olayın gerçeği açıktır
Dağdan sormayı bilirsem
Taşlar ile dostum demektir
Suda yüzmeyi biliyor isem
Derya dostum demektir
Aldığımı verebiliyor isem
Kainat postum demektir dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Hay dedik geldik yola
Huy nedir? sorduk kula
Almak, vermek, görmek, bilmek dedi
Sevgide somut gerçeği buldu
HAMZA DOST yoğurt ile sütten nasibini alsın dedi

Kayıt varsa söz okunur
Kumaş varsa fistan dikilir
Su varsa destiye dökülür
Muhabbet varsa gül yakaya takılır
Hata aramadan geçelim yoldan
Kayguya düşmeden tutalım elden
Sözümüzü pişirip düşürelim dilden
Akan suya barajı kuralım koruyalım selden dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı

İğne ile iplik eksiği tamamlar, açığı kapatır
MERYEM’den söz alsalar, dileyene iletir
Gelsin gülsün, nanede en güzeli bulsun
Gittiği her handa kayguyu silsin dedi
MERYEM yol için yola
Kul için hale niyaz etti, selamladı

Böceğin kanadına benekler koymuş
Gittiği yerde verene uymuş
Dilediğini duymuş, dilediğini silmiş
Güzelden güzele gönlünü vermiş dedi
KAYGUSUZ her niyaza aydın girdi:

Kement attığın olayda
Tutacağın güçlüdür
Yıldırmasın, kayda geçeni sildirmesin
Dumansız ocak olmaz
Duman olmadan ateş yanmaz
Ocağın yanacak
Bacası tütecek
Yeter ki baca tıkalı olmasın
Duman içerde kalmasın
Elden ele verdik kaygu gelmez dedi
KAYGUSUZ selamladı

Özgür olan gönlümüze kayıt düşmeyelim
Uysa uymasa örtünün altını deşmeyelim dedi
MERKEZ’im sözü aldı
YAHYA ile aynı sofraya durdu
Örtünün altında dostun elini gördü

Soyunduğum gerçek
Dostluğa adımımdır
İlk söz bilelim ki ADEM’indir
Rabb’im ilk sözü ADEM’e verdi
Kainatı kul ömrüne ADEM ile serdi dedi
YAHYA EFENDİ,  MERKEZ’im ile selamladı


ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah