|
MEVLÁNA'yım ben!
Bildiğim bir
güzel
Aldığım ile verdiğim ile bin güzel
Yerden gelen selamdan
yolu sordum
Gölgeyi sildim,
Her öğünde nefsimi yendim
Nefesim
dar gelmedi
Alan kulu sormadı
Yolda yolcu durmadı
Gelsen dedim
sofraya
Her lokmamız Haktandır
Bildik aldık sözünü
Niyazımız
çoktandır dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Göl üstünde
kuşlar var
Kuşları yaratan var
Gölden öğün beklerler
Alır yuvada saklarlar
Bir
adımda varamam
Her kapıya soramam
Geldi isem düzene
Asla gönül
kıramam dedi
YUNUS’um selamladı
Kalem
defter yazana
Elde çanta gezene
Emekten sezmekten kaçmadıkça
YUNUS ile geleni seçmedikçe
Bilemem deme dedi
SARI ANA
sözü aldı:
Başıma örtü
koysam
Fistanı dikene sorsam
Yerde kalsın diyecek
Sonra
kimin elinde somunu varsa yiyecek
Gelmem vermem diyene
Gönlünden attığını söyleyecek
SARI
ANA yaprak olmaz
Yaprağı elinde solmaz
Gönlünde kalan
Değişeni
silmez dedi
SARI ANA selamladı
Ömründeki bir yaprak
Olumluyu da, olumsuzu da yazan
Mevlana'yım !..
Adak
verdim, niyaza girdim diyene
YUNUS’a selam verene dedi
HACI
BAYRAM sözü aldı:
Dost, yolun
sevgisidir
Dost, yolun bilgisidir
Yaprak değil çevresidir
Dağdan
dağa ses verdim
Dağdan dağa dostu gördüm
Gönüllere postu serdim
Yaprağı dileyene verdim
Alsın okusun, bilgisinde dokusun diye
HACI
BEKTAŞ sesini ünledi
Gönülden geleni dinledi
Dalmayı diledik
deryaya
Huydan geleni peyledi
Ak ile karaya gözün değmez mi?
Gölgeden güneşten sözün yetmez mi?
Alıştık veriştik bilgi bitmez mi?
Gözümde
kainat birdir, birde kalacak
Dileyen her kula sözümüz yetecek
Rabb’im gün ile güneşi birbirine katacak dedi
HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ selamlaştı, selamet diledi
|
Sürüye
baş olayım diyen değil
Sürüye yol vermeyi bilen çobandır
Bilmediği olaya çoban olayım diyen, yabandır dedi
BEHLÜL’üm
sözü aldı:
Bildiğin
her olayın gerçeği açıktır
Dağdan sormayı bilirsem
Taşlar ile
dostum demektir
Suda yüzmeyi biliyor isem
Derya dostum demektir
Aldığımı verebiliyor isem
Kainat postum demektir dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Hay dedik
geldik yola
Huy nedir? sorduk kula
Almak, vermek, görmek,
bilmek dedi
Sevgide somut gerçeği buldu
HAMZA DOST yoğurt ile sütten nasibini alsın dedi
Kayıt
varsa söz okunur
Kumaş varsa fistan dikilir
Su varsa destiye
dökülür
Muhabbet varsa gül yakaya takılır
Hata aramadan geçelim
yoldan
Kayguya düşmeden tutalım elden
Sözümüzü pişirip düşürelim
dilden
Akan suya barajı kuralım koruyalım selden dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı
İğne ile
iplik eksiği tamamlar, açığı kapatır
MERYEM’den söz alsalar,
dileyene iletir
Gelsin gülsün, nanede en güzeli bulsun
Gittiği
her handa kayguyu silsin dedi
MERYEM yol için yola
Kul için hale niyaz etti, selamladı
Böceğin
kanadına benekler koymuş
Gittiği yerde verene uymuş
Dilediğini
duymuş, dilediğini silmiş
Güzelden güzele gönlünü vermiş dedi
KAYGUSUZ her niyaza aydın girdi:
Kement
attığın olayda
Tutacağın güçlüdür
Yıldırmasın, kayda geçeni
sildirmesin
Dumansız ocak olmaz
Duman olmadan ateş yanmaz
Ocağın yanacak
Bacası tütecek
Yeter ki baca tıkalı olmasın
Duman içerde kalmasın
Elden ele verdik kaygu gelmez dedi
KAYGUSUZ selamladı
Özgür
olan gönlümüze kayıt düşmeyelim
Uysa uymasa örtünün altını
deşmeyelim dedi
MERKEZ’im sözü aldı
YAHYA ile aynı sofraya
durdu
Örtünün altında dostun elini gördü
Soyunduğum gerçek
Dostluğa adımımdır
İlk söz bilelim ki
ADEM’indir
Rabb’im ilk sözü ADEM’e verdi
Kainatı kul ömrüne ADEM
ile serdi dedi
YAHYA EFENDİ, MERKEZ’im ile selamladı
ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |