07 ŞUBAT 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 
Güzelliği yerden semaya gördüm
Sevgimi seven her kulu ile ördüm
Bilgimi soranlar ile sardım
Cümlenize selam olsun
Güneşten gelen her renkte
Dost geleni arasın

Dağlara yaslanamam sert gelir
Gerçekten sıyrılamam dost verir dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Bende senden nefes var
Düşündüm ki kafes dar
Beklediğim gün güzel
Beklenen yollar kulu için zor
Zorluk verişte değil uyuştadır
Alış yersiz değil doluştadır dedi
YUNUS’um selamladı

Bağladığım düğümü bilemezsem çözemem
Yazmayı bilmiyorsam bir satırı çizemem dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

İki desti elimde
Hak niyazı dilimde
Vardım çeşme başına
Gelenler çoktu, bekledim
Güneş yüksekte sırtımı yaktı
Destiyi dolduran gitti
Beklemek yetti, doldurdum suyumu
Yetiştim yola, yürüdüm yürüdüm verdim de mola
Gidişte ayağını taşa vurmuş kula destimin birini verdim
Aşın var mı? dedim sordum
Rabb’ime niyaz etti benim elimi tuttu
Diyardan diyara adın bilinsin
Aşkın cümle aleme bölünsün
Yattığın yerde güller açsın dedi de
Her nefesine adından nasip verdi
(Soru: Karşılaştığınız kim? Yani, ayağını taşa vuran?)
Mirasını her bilge ile paylaşan HIZIR

Dayanmayı bildi isen
Dağa taşa değil Rabb’ine dayan
Uyanmayı diledi isen
Gönlünden Rabb’ine ulaşmaya çalış dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Meydan’da hep toplandık
Her bilgenin bilgisi ile katlandık
Akan suyu yabana harcamayalım diye setlendik
Resulleri tarafından kutlandık dedi
MERYEM sözü aldı:

Korkuyu silersem
Korkmadığımı severim
Rabb’ime yönelirsem
Her varettiğine gülerim
TOKTAY’ın, bir yol açan MUSA ile Nil’den geçen
Günden güne gerçeği seçen ümmetlerin
Varlığına göz atalım,
Güzelliğine dostluğumuzu katalım dedi
MERYEM selamladı

Kapalı kapıda durmadım
Açık kapıya vurmadım
Kimi kime sormadım
Geldim geçtim
Renklerden en güzelini seçtim dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Sihir merakımıza asla girmedi
Gelecek gidecek kayguyu gönlümüzde bulmadı
Soymayı denedik, soğuk sıcak kalmadı
Aşkı öyle yüce ki bizi öksüz koymadı
Sevenler sevilenler emrine uyanlardır
Övenler övülenler hali ile bezenenlerdir dedi
HAMZA DOST selamladı

Sahile oturdum, deniz taşlarını topladı
Ne güzel olmuşlar
Sivrilerden kurtulmuşlar
Aşınmışlar taşınmışlar
Hak bilgisi kuşanmışlar
Sorgusuzluk düşünmüşler
Suda almış su ile vermişler dedi
SARI ANA eteğine aldığı taşları kıyıya saldı
Onlar da aşınsınlar
Bildiklerini düşünsünler diye
Ne kıyı gerçeğin yapısını dağıtır
Ne kum kendinden olmayanı incitir

 



Ayağımı kuma koydum
Gelen kuşları saydım
Suya dalan balık bulan duyarlığını açar
Kendinden büyük olandan kaçar
Bilgi bilgiyi besler derlerse
Eyvallah deyiniz
Bilgisizlik bilgiyi besler derlerse
Gine Eyvallah deyiniz dedi
SARI ANA selamladı

Meyhaneye gelenlere yol açık
Yerden göğe niyazdayız
Aldık verdik hizmetteyiz
Sevgi bütündür
Her kulu sevgisi kadar bütüne yaklaşır
Yorumdan açık gelen her soruda
Dilenenin sordurulduğu bilinsin
Vaktin düzenini sen yazsan da
Uyduran Allah’ımdır dedi
MERKEZ’im dost kapısını cümlenize açtı

Gel güzelden sevelim
Gel güzeli övelim
Yüce dağda gördüğümüz
Gerçek aşka yürüyelim dedi
MERKEZ’im selamladı

Meydan’da cümle kullar
Her birine açık yollar
Sağdan sola dönenlere
Aşk adına yananlara
Yanmayı bilmeyip sönenlere
Rabb’im yerden göğe yardımcı olur
Melekleri dilenen hale seferden gelir
Özümüz sözümüz birdir, birdedir dedi
HACI BAYRAM söze geldi:

Var mı düzende hatalı olan?
Zor mu yazana düzende gezen?
Sezdiğin her tecellide kayıtsız gözeten?
Ayrı kalmadık, çevrede olanı bölmedik dedi
HACI BAYRAM selamladı

Suyun aktığı yerde sadece suya bakarsın
Ocağın başında odun var ise yakarsın dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:

Odunu topladık geldik
Soğukta ocağı yaktık
Gönlümüzü pakladık bulduk
Bilgisi ile dolduk
Niyazlarımız ile gerçeğe gönül açtık dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Yaktığınız her ocak
Gönüllere açar kucak
Dost sofrası kurulacak
Hamur açık yoğrulacak
Gölden çıktık deryaya varılacak dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Yumruğumun üstüne yumruğumu koydum
Kilimi yere yaydım oturdum bekledim,
Azığımı sakladım
Gelen geçen bakmadı
Ocak buldu yakmadı
Ellerimi dize koydum
Azığımı sofraya yaydım
Sağıma soluma selam verdim
Giden gelen oturdu, azığımı bitirdi
Sohbete girdikte, hepsi geceyi unuttu
Yandılar geçtiklerine (Kayıplarına üzülmüşler.) Eyvallah
Geçliğe değil hiçliğe üzülürüz
Gerçeği nerde bulursak orda alırız dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Dost eliniz, dost diliniz cümlede olsun
Cümleniz Allah’ımın emanetinde kalsın

ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah