|
MEVLÁNA'yım ben!
Güzelliği
yerden semaya gördüm
Sevgimi seven her kulu ile ördüm
Bilgimi
soranlar ile sardım
Cümlenize selam olsun
Güneşten gelen her
renkte
Dost geleni arasın
Dağlara
yaslanamam sert gelir
Gerçekten sıyrılamam dost verir dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Bende
senden nefes var
Düşündüm ki kafes dar
Beklediğim gün güzel
Beklenen yollar kulu için zor
Zorluk verişte değil uyuştadır
Alış yersiz değil doluştadır dedi
YUNUS’um selamladı
Bağladığım
düğümü bilemezsem çözemem
Yazmayı bilmiyorsam bir satırı
çizemem dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
İki desti
elimde
Hak niyazı dilimde
Vardım çeşme başına
Gelenler çoktu,
bekledim
Güneş yüksekte sırtımı yaktı
Destiyi dolduran gitti
Beklemek yetti, doldurdum suyumu
Yetiştim yola, yürüdüm yürüdüm
verdim de mola
Gidişte ayağını taşa vurmuş kula destimin birini
verdim
Aşın var mı? dedim sordum
Rabb’ime niyaz etti benim
elimi tuttu
Diyardan diyara adın bilinsin
Aşkın cümle aleme
bölünsün
Yattığın yerde güller açsın dedi de
Her nefesine
adından nasip verdi
(Soru: Karşılaştığınız kim? Yani,
ayağını taşa vuran?)
Mirasını her bilge ile paylaşan HIZIR
Dayanmayı bildi isen
Dağa taşa değil Rabb’ine dayan
Uyanmayı
diledi isen
Gönlünden Rabb’ine ulaşmaya çalış dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Meydan’da
hep toplandık
Her bilgenin bilgisi ile katlandık
Akan suyu
yabana harcamayalım diye setlendik
Resulleri tarafından
kutlandık dedi
MERYEM sözü aldı:
Korkuyu
silersem
Korkmadığımı severim
Rabb’ime yönelirsem
Her
varettiğine gülerim
TOKTAY’ın, bir yol açan MUSA ile Nil’den
geçen
Günden güne gerçeği seçen ümmetlerin
Varlığına göz atalım,
Güzelliğine dostluğumuzu katalım dedi
MERYEM selamladı
Kapalı
kapıda durmadım
Açık kapıya vurmadım
Kimi kime sormadım
Geldim
geçtim
Renklerden en güzelini seçtim dedi
HAMZA DOST sözü
aldı:
Sihir
merakımıza asla girmedi
Gelecek gidecek kayguyu gönlümüzde
bulmadı
Soymayı denedik, soğuk sıcak kalmadı
Aşkı öyle yüce ki
bizi öksüz koymadı
Sevenler sevilenler emrine uyanlardır
Övenler övülenler hali ile bezenenlerdir dedi
HAMZA DOST selamladı
Sahile
oturdum, deniz taşlarını topladı
Ne güzel olmuşlar
Sivrilerden
kurtulmuşlar
Aşınmışlar taşınmışlar
Hak bilgisi kuşanmışlar
Sorgusuzluk düşünmüşler
Suda almış su ile vermişler dedi
SARI
ANA eteğine aldığı taşları kıyıya saldı
Onlar da aşınsınlar
Bildiklerini düşünsünler diye
Ne kıyı gerçeğin yapısını dağıtır
Ne kum kendinden olmayanı incitir
|
Ayağımı kuma koydum
Gelen
kuşları saydım
Suya dalan balık bulan duyarlığını açar
Kendinden büyük olandan kaçar
Bilgi bilgiyi besler
derlerse
Eyvallah deyiniz
Bilgisizlik bilgiyi besler
derlerse
Gine Eyvallah deyiniz dedi
SARI ANA selamladı
Meyhaneye
gelenlere yol açık
Yerden göğe niyazdayız
Aldık verdik
hizmetteyiz
Sevgi bütündür
Her kulu sevgisi kadar bütüne
yaklaşır
Yorumdan açık gelen her soruda
Dilenenin sordurulduğu
bilinsin
Vaktin düzenini sen yazsan da
Uyduran Allah’ımdır
dedi
MERKEZ’im dost kapısını cümlenize açtı
Gel
güzelden sevelim
Gel güzeli övelim
Yüce dağda gördüğümüz
Gerçek aşka yürüyelim dedi
MERKEZ’im selamladı
Meydan’da
cümle kullar
Her birine açık yollar
Sağdan sola dönenlere
Aşk
adına yananlara
Yanmayı bilmeyip sönenlere
Rabb’im yerden göğe
yardımcı olur
Melekleri dilenen hale seferden gelir
Özümüz
sözümüz birdir, birdedir dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
Var mı
düzende hatalı olan?
Zor mu yazana düzende gezen?
Sezdiğin her
tecellide kayıtsız gözeten?
Ayrı kalmadık, çevrede olanı
bölmedik dedi
HACI BAYRAM selamladı
Suyun
aktığı yerde sadece suya bakarsın
Ocağın başında odun var ise
yakarsın dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:
Odunu
topladık geldik
Soğukta ocağı yaktık
Gönlümüzü pakladık bulduk
Bilgisi ile dolduk
Niyazlarımız ile gerçeğe gönül açtık dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Yaktığınız her ocak
Gönüllere açar kucak
Dost sofrası kurulacak
Hamur açık yoğrulacak
Gölden çıktık deryaya varılacak dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:
Yumruğumun üstüne yumruğumu koydum
Kilimi yere yaydım oturdum
bekledim,
Azığımı sakladım
Gelen geçen bakmadı
Ocak buldu
yakmadı
Ellerimi dize koydum
Azığımı sofraya yaydım
Sağıma
soluma selam verdim
Giden gelen oturdu, azığımı bitirdi
Sohbete
girdikte, hepsi geceyi unuttu
Yandılar geçtiklerine
(Kayıplarına üzülmüşler.) Eyvallah
Geçliğe değil hiçliğe üzülürüz
Gerçeği nerde bulursak orda
alırız dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Dost
eliniz, dost diliniz cümlede olsun
Cümleniz Allah’ımın emanetinde
kalsın
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |