|
MEVLÁNA'yım ben!
Sevgide yolumuzu bulduk
Görgüde kaygumuzu sildik
Yargıdan uzak
kaldık
Cümlenize selam olsun
Her ağacın çiçeğinde
Gelen giden güzelliğini bulsun
Sonsuza gönül versem
Görgüme rengi açar
Soğuktan her kulu
kaçar
Doğandan olduk
Bildiğimiz her doğan göçer
Dostluğumuz
bakidir
Dostluğunu sunan sakidir
Soyluyu yolda görsem
Ayağına kilim sersem çok mudur?
Suyun aktığı
yeri bilmeyen yok mudur? dedi
YUNUS’um sözü aldı;
Yolda taşlar
var dedi
Ayıklayım diye kaldı
Kalmaktan maksat;
Güzele göz atmak, gerçekten söz etmek
Elden ayaktan aldık
Gönülde olanı sonsuza saldık dedi
YUNUS’um her taşa adını verdi
Yolcular gelsin bulsun
YUNUS adını ansın diye
Saymaktan yorulmadım
Doymayı denemedim
Hiçbir olayı
kınamadım dedi
BEHLÜL’üm sözü ağaçtan ağaca bağladı
Her gelen
geçen bağladığı söze
Dilediğini ekledi
Dilemeyeni kendine sakladı
Ağaçtan ağaca Hak bilgisi iletilir
Niyaz ile yüceltilir
Dostluğunu iki ağaca bağlamış
Her geleni beklemiş
Dileyen
gelsin, dilediğini sunsun diye dedi
BEHLÜL’üm güzelden aldığı kadar güzele sundu, selamladı
Dokudum tezgahta bezi
Sakındım gelmesin diye tozu
Aşıma
gerektiği kadar koydum tuzu dedi
RABİA söze geldi:
Ayağım taş ile incindi
Dermanım Dost ile beslendi
Aşımı
pişirdim
Suyumu sofraya getirdim
Sevgin ile Rabb’im dileyene
kotardım
Aşımdan kim yediyse
Yolundan kim geldiyse
Varlığına
söz almaz
Kayguya sofra kurmaz dedi
RABİA selamladı
Demde soframızda olan
Eyvallah
Çiçekleri ayırmam
Böcekleri kayırmam
Büktüm eldeki yünü
Gölgesiz dedim gelecek günü
Sarı fistan giydiysem
Sarı çiçek
derdiysem
Sarı bilim serdiysem
Gerçeğe özlemimdendir dedi
SARI ANA söze geldi:
Çevreme güller taktım
Dağlara çıktım deryaya baktım
Gelen bulutlara ocağı yaktım
Soğuk olmadan sıcağı özlemezsin
Sıcak gelmeden ocağı gizlemezsin
Toprağım hazırdır gelsin bulsunlar
Ekeceğim, dilediğim ağacı
dikeceğim dedi
SARI ANA selamladı
Nehirler taşmasın
Topraklar şaşmasın
Taşlar yola düşmesin diye
Yollarınızı bilir de geliriz
Dileyenleri görür de
buluruz
Resulünün selamı ile gölgeleri sileriz dedi
HAMZA
DOST sözü aldı:
Sema dedik hudut çizmedik
Toprak dedik her tanesini çözmedik
Gel dostluğu kuralım
Önce kendimizle barışık kalalım
Sonra
kainatta olan her bilgeye soralım
Bir bir oluşan gerçekte
Binbir
güzeli görelim dedi
HAMZA DOST selamladı
Değirmene su geldi, rahmeti boldur
Rahmetine nail olan
uyumlu kuldur
Emeğini verdi ise gayrette olan koldur dedi
MERYEM sözü aldı:
Su ile dönüyorsa değirmen
Çevresinde güller vardır
Yel ile
dönüyorsa, çevresindeki haller
Bilene bilmeyene çok güzel gelen
günler
Dostluktan geleni verir
Doğuştan alanı Rabb’im kulundan
önce görür dedi
MERYEM selamladı
(Resim verildi: RABİA HATUN)
RABİA sözüne geldi
Dileyene resmini verdi
Çevrede; Okuduğu Ayet-el Kürsi onu koruyan
(Resmin izahı)
Sergiye, her kulu bilgisinde eğittiğini bırakır
Gelenden
gidenden miyarını alır
Sudan aklığını sorsan
Her renge
bürünürüm der
Nerde olursa olsun
Toprakta sürünürüm der
Yorgunluğu bilmez, yılgınlığa düşmez
Ne gelirse gelsin şaşmaz
Her dileyenle gider dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
|
Geldiğim günü bilmem
Bulduğum güne şaşmam
Aradığım yolu
buldum
Taş olsa da düşmem
Adım adım giderim koşmam
Beslediğim
her zerrem ile
Taşkınlığa yer vermem
Yollar gideni götürür
Sevgi kayguyu bitirir
Elden aldık niyazın
Dileyen alan götürür
dedi
HACI BAYRAM sözü
HACI BEKTAŞ’a verdi:
Altı atlı yola düşmüş
Yolda yayan gidenlere şaşmış
Hey yolcu gelsen sen de bizimle
Eylesen hepimizi sözünle
Yolcunun
nefesine
Bedendeki hevesine
Görgüde yargıya düşmüşler
Yol,
yolcunun dedik ya
Dileyen atla gider, dileyen ayakla
Varacağı yer bir değil mi? dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Daha önce varayım
Meydan’da yer alayım diyenler
Ayak ile
gidenler
Kainatı temaşada
Gönüllerini, akıllarını, mantıklarını
eğitenlerdir
YUNUS altı atlıya isim verirken
Altı yolun
bilgesi der
Ya Allah diyelim
Gittiğimiz yolda güttüğümüz
niyetimizi bilelim
Bilge olandan bilgisini alalım
Ata binmiş
gidiyor ise
Nasıl bulup soralım
Bilgisini yeterli bulmuş ise
Yolumuz Haktandır O’na sığınalım dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Serçenin gücü yetmez ağaç dalını kırmaya
Balığın gücü yetmez
elimdeki destiye vurmaya
Dal kırıldıysa, desti düştüyse
Hatayı
kendimde aramalıyım
Yetmeyen bilgiden kendimi sorumlu
tutmalıyım dedi
KAYGUSUZ selamladı
Dumandan kaygu alan
Bacasını temizler
Sevgisini bütünler
Öylece katına talip olur
Bilgisi ile galip gelir dedi
PİR
SULTAN ABDAL söze geldi:
Her çiçeğin önünde durdum
Önce Yüce’ye selam verdim
Sonra
çiçeğe sordum
Yaprağın ile bütün müsün?
Dedi ki;
Köküm ile,
dalım ile, kainat ile birdeyim
Dalımı kıran ile zordayım
Allah Allah Eyvallah dedim
Çiçeği selamladım
Karıncanın yuvasına vardım
Önce Yüce’ye selam verdim
Sonra
karıncaya sordum
Emeğin ile bütün müsün?
Dedi ki;
Görgüm ile
zordayım
Allah Allah Eyvallah dedim
Karıncayı
selamladım
Rabb’imden af diledim
Allah’ım!
Yerdeki karıncadan,
Çiçeğinden, böceğinden bilgimi tazeledim
Benliğimden noksan olan
bilgimi tamamladım
Affına sığındım
Noksanımdan utandım
Güzelden güzele niyet ettim sığındım dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Sözden sazdan aldığımız
LALELİ ile geldiğimiz
Gerçeği soframızda gördüğümüzü bildirelim dedi
MERKEZ’im ile LALELİ
sözü aldı:
Dokuduğum bezde
Okuduğum sözde
Hak gerçeğini buldum
Niyaz ile
geldim
Seyre LALELİ ile daldım
Göklere selam veren bulutları saydım
Dört duvar örtülecek
Bir kapı açılacak
Cümle ile geçilecek
LALELİ yorumda bilgisi ile katılacak
Seherden aldığı ile
Güneşten bulduğunu bağlayacak dedi
MERKEZ’im sözü LALELİ’ye verdi:
Çivi çaktım duvara
Samanı verdim davara
Yerden aldılar suyu
Yumuşak verdiler huyu
Kuyuya dalmadılar
Dar bilgide kalmadılar
Nerden? Niye? sormadılar dedi
LALELİ, MERKEZ’im ile selamladı
Bağlarda olacağız,
Sularda bulacağız
Hak sofrasına cümlemiz
geleceğiz
Cümlenize selam olsun
ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|