15 ŞUBAT 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Hayra dönük sözümüz
Gülden aldık izimiz
Dost ile kurduk soframız
Cümlenize selam olsun
Sebeplerin getirdiği
Her birimizi bulsun

Dizde nasır izi var
Dağlarda örtü oldu kar
Gidiş geliş uymayana zor dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Dünden bu güne geldik
Gelecek güne güldük
Her çiçek yapraklıdır
Kökleri topraklıdır
Rengine bak seversin
Kokusunu översin
Yüce ağaç görünce
Yere oturur sırtını dayarsın
Yapraklar kümelenmiş
Çiçeklerden meyveler erişmiş
Gözlediğim bir andır
Özlediğim sonsuz
Bir anımda ne renkler kainatta dolanır
Kul bilgisi çalışır
Her taneden bellenir dedi
YUNUS’um selamladı

Çiçeğin varlığı ADEM ile buluşursa, diri kalır
Yumuşak toprakta kul eğilirse, dizinin izi kalır
Hay dedik geldik söze
Kumda oturduk dize
Selam dedik özden öze dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Çiğ eti yemezsin, güzellik bulmadığın için
Ermemiş meyve yemezsin, ağzına alamadığın için
Güzeli öv de gör
Dost olsun sana gelsin
Kainatı gör de sev
Seni içine alsın

Çevremde doludizgin koşan atları gördüm
Sürücülerine sordum; Nerden, nereye?
Yolu ararız dediler, koşuya devam ettiler
Allah’ım yardımcı göndersin
Yollarını buldursun
Ben olsam yolu bilmeden doludizgin gitmezdim
Ağzı dili olmayan bu atları yersiz gütmezdim
Önce yolu bilmeli, aramalı sormalı
Sonra atına binip gidişe niyet kurmalı dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Her bulut damla olsa
Damlada kaydını bulsa
Deryanın sesi olmaz
Gelişte yerini bulmazdı
Düzenine bir küçük akıl yetmez
Cümle kulları gelse
Akıllarını bir etse
Kainatın yüzde birini tutmaz
Yüzde birin her katına merdiven koysan
Semaya öyle baksan
Dün ile bugüne nokta koyamazdın dedi
MERYEM eğittiği gönlünü cümlenize payladı

Darlığı sildik
Gürlükte bildik
Her nefeste Resulüne güldük
Senin ile bütündeyiz
Senin ile katındayız
Günümüzde yönümüzde
Resulü hep gönlümüzde dedi
MERYEM dost kapısında dostlarını selamladı

Çağırdım gelsin diye her birini günümde
Sofranı kur, sohbete gir geliriz dediler
Hamur aldım yoğurdum
Yünü  aldım eğirdim
Aşımı sofraya koydum
Kilimi yere serdim
Dostlar gelsin sohbeti kursun
Eyvallah dediler
RABİA’nın sofrasına cümlesi katıldılar
Sağdan soldan selama durdular
Sevgide bütüne vardılar
Sohbet sofrası öyle kurulur
Kin nefret kaygısızlık anında silinir dedi
RABİA cümlenizi selamladı

Yolcuya dur diyemezsin, gemiye geldi ise
Kaptana vur diyemezsin, saygıyı sildi ise
Gönülden gönüle sadece sevgi aktarılır
Sevgiyi sildi isen benim adıma değil
Kendi adına kayguya düş dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

YUNUS misali söz alsak
Yumuşak der gezerler
Yerde çiçek görseler
Yersiz deyip ezerler
Dost adını aldı isem
Tatlı acı söylerim
Çünkü Hak kapısında
Allah derim beklerim
Meydan yolcunun değil
Kainatın sahibinindir
Meydan’a söz geldi ise
Söyleyenden söyleyen sorumludur dedi
BEHLÜL’üm selamladı
 



Kimse kimseyi gütmez
Su gelmeyen toprakta yeşil ot bitmez
Satıcı ne aldı ise tezgahına onu koyar
Sonunda aldığını verdiğini sayar dedi
HACI BAYRAM her öğütten bir söğütün yeşerdiğini söyledi

Açık gelse sözümüz, nasıl kalır izimiz?
Akıl sende, mantık sende, gönül sende
Bir aşkı var bende
Paylaşır dururuz
Yorgun kalmadan sırtımıza dost yükünü vururuz
Almayı dileyenden
Vermeye talip olandan
Allah’ım razı olsun
Amma şu yük var ya, işte o paylaşılsın
 
(Soru: Buradaki ADEM; Hz: ADEM midir?, yokluk mudur?)
İnsan

Meydan insan için kurulur
Gönül insan için var olur
Varlığa söz edene
Nefesi dar gelir dedi
HACI BAYRAM selamladı

Kaptanı sorduk, kimdir?
Denildi ki;
Yol veren
Meydan’a çağıran
Nefsini sil diye bağıran MEVLÂNA
MEVLÂNA çağırır
Hak adına görür gözetir
Ne var ki asla yönetmez
Çünkü kul kendi kendini yönetmekle mükelleftir
(Soru: Uyarmaz da mı?)
Resulünün her sözünü iletmesi
Kur'an'dan her anında söz etmesi yetmez mi?
Akıttığı bunca suda dilenen ot bitmez mi?
Allah’ım açık gönülde birliği buldursun
Her daim Resulünün izinde yürütsün
Kendinden geleni kendine döndürsün

Bir desti su üç öğünde biter
Bir kucak odun bir saate yeter
Yıllar yılı aktık durduk
Ocağımızı yaktık durduk
Sözden sözü iletsinler
Her sözlerini gül etsinler diye
Allah’ım her söze bal katandan razı olsun
Günümüz yönümüz bellidir
Hak ile dostluğumuz gerçek dedi
HAMZA DOST seherden sefere selamını iletti

Adımları sayacağız
Destileri sofranıza koyacağız
Her dileyene sunacağız
Rabb’im izin verirse
Günden günü seveceğiz
Özde sözde birliğe vardık
Gönülden gelen ile
Her dileyenin ocağını yakacağız dedi
HAMZA DOST selamladı

Deste deste gül aldım
Gerçeği buldum
Hayal olanda soldum
Dağlardan izin aldım
Bana yol verin sırtınızdan aşayım
Dilenen gerçeğe sayenizde ulaşayım
Allah Allah dediler, dağlar yolumu açtılar
Gide gide ulaştım
Ulaştığım yerde şaştım
Meğer benden bana selam gelmiş de
Dağın yolunda durmuşum
Elde yumağı sarmışım
Yumak sana sorsaydım
Beni bana söyler miydin?
Sormadın ki dedi
Dost günümü dağı aştıktan sonra bildirdi
Hay KAYGUSUZ hay
Düne dersin vay
Dağdan dağa aşarken çağırırsın hey
Güldüm garip sözüme
Durdum döndüm özüme
Gülünüz cümleniz yüzüme dedi
KAYGUSUZ selamladı

Binbir soru düğümlendi
Bilgimde düğünüm kutlandı
Düğün bana gerçeğin aynasıdır
Seyre geldiğim halde
Cümleyi bulduğum yolda
Dileyen her kulu kolda
Cümlenize selam olsun


ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah


(Resim verildi: MUHİDDİN ARABİ)
MUHİDDİN ile geldik
Muhsin olsun bilgin dedik
Kayguları silsin
Cümlenizde gerçek bilgi kalsın