|
MEVLÁNA'yım ben!
Miyar diye aldığımız
Gönülden bildiğimizdir
Yolun gidişine
uyduğumuz
Dost adına gelişimizdir
Cümlenize selam olsun
Her
kararda kul
Rabb’inden geleni bilsin
Sevgiden aldığımız
Saygı ile bulduğumuz her konu
Bize bizden
anıdır
Rabb’imden gelene kanıdır dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Her kuyu içindeki su kadar derindedir
Her kulu gönlünden
geleni
Bilgisine aktardığı kadar serindedir
Ağaçlarda her yaprağı topladım
Dostluk dedim birbirine katladım
Yaprak yaprağa karıştı ama
Kökler kendi bilgisince toprağa
ulaştı
Gölgesinde güneşten yanan dolaştı
Günden güne alışalım
Dostluk çevresinde buluşalım
Onun için, senin için, benim için
çalışalım
Diyelim ki;
Birliğinde bütün olduk
Bilgin ile dünden
dolduk
Gelenden gidenden çevreyi sorduk
Her alan güzeli bilir mi? dediler
Almayı bilen elbet güzeli
görendir
Akan su ile deryaya varandır
Akan suda değirmen suya
dayanır
Esen yelde değirmen huya dayanır
Güzel ahlak çevresine
ışık saçar
Her dileyene kucağını açar
Akan su nasıl olsa
götürür
Soysuzluğu anında bitirir
Soğan saydım dizi ile
Toprağa yaydım sözü ile
Cümle alan gözü ile
Görsün, soğan ile şifaya ersin dedi
YUNUS’um selamladı
Mayayı ele aldık
Niyaza cümlemiz durduk
Her yaratılmışı sevgi
ile sardık
Sunduğumuz bilgiye
Yuva’nın emanetini söyledik
Dağlar esen yelden ulaştırır
Bağlar sergisinde üzüm tadını
ağızda bulaştırır
Sayman seyirde ise
Yazmayı dilediği her satır
Gözünde olanı dolaştırır dedi
MERYEM söze geldi:
Binbir anıt dikseler
Bir hamlede bir ağacı sökseler
Anıtlar
yığılırdı, toprağa yayılırdı
Meyve veren bir ağaç dikseler
Büyüdükçe adları anılırdı, anıtları dikilirdi
Söyleştiğimiz her günde
Kaynaştığımız her yönde
Adımızı ananlarla oluruz
Sayman diye
anılana sevgimizi iletiriz dedi
MERYEM selamladı
Dumansız olmaktan
Güzeli görmekten
Dost olalım diye sakındık
Seyre gelen her güzelle
Gönlümüzce bakındık dedi
HACI BEKTAŞ
söze geldi:
Daldığım her rüyada
Solgun çiçek gördüm de
Somun dileyene aşımı
verdim
Çiçeklerin rengine nokta koydum
Rabb’ime sığındım
Varettiğin her sîneden
Birliğine soyundum
Sen varlığın ile
cümlede bütünsün
Attığım her adıma
Bildim ki yapına ulaşmaya
talibim
Gel dedim, dost adına postu serelim
Cümle ile bir
olalım sohbet kuralım
Soğan alıp taşta kıralım
Ne güzeldir
deyip öyle yiyelim dedi
HACI BEKTAŞ sözü HACI BAYRAM’a verdi:
Her dilimde dizdiğim yapraklara göz attım
Vergisine şükredip,
yargısına söz ettim
Allah’ım yargı senen, sorgu senden, sevgi senden
Övgü benden, saygı benden
Dostluk cümlemizden
dedim
Çevremde gelişen güzelliği gördüm
Ben seni sevebiliyor isem
Sen beni
övebiliyor isen
Bu sadece bağlantıdır
Gönülden gönüle oluşan
Kökler gibi bilişen
Gövdelerde oluşan
Birbirine aktaracak öyle
bilgiler bulur ki
Senden sana, sen ile cümleye durmadan aktarır
Dilimizden, elimizden, gönlümüzden alır alır
Ve her dileyene
dilediğince verir dedi
HACI BAYRAM selamladı
|
Kapalı olmayan kapıya her dileyen girer
Her dileyen gönlünce
yorar
Her dileyen dilediği sofrayı kurar dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı
Kayguda olana selam verdi
Durduğun taşın altında yılan arama
Saçım süpürge diye tarama
Almayı dilediğin sohbette
Kaybına gelenden dem vurma
Ahengine
geldin, ahenk ile dönesin
Doğduk bile bile değil
Duman
sofranızda olamaz
Her kapıda dileyen dilediği kadar kalamaz
Setre gelmedik, gönülden gelene uyduk
Dost sözünde dostu bulduk
Dağları aşmadan da aradığın bizimle
Sularla taşmadan da
Rabb’imiz
izinle adımlarınızı attırır
Değirmene taş koymadık ki kırılsın
Yoluna darı dizmedik ki yorulsun
Seyrine güzel dedik sarıldık
Dört yönde yapıya işçi olduk gerildik
Sen ile ben dedik
birlikte kaldık dedi
BEHLÜL’üm selamladı
İndiğim yokuştan bileğim incinmesin dedim
Mendilimi sardım
KAYGUSUZ adını Sevgili’ye sordum
Dedi ki;
Kendinden kendini
sorana
Kendini cümle ile yorana KAYGUSUZ derler
Kendini bilen,
kendinden cümleyi bölen
Kayguya düşmez de, olana şaşmaz da
Dağlardan akan su ile taşmaz da
KAYGUSUZ adını alır dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ayağımın bastığı yerde
Lale, papatya gözümün gördüğü kadar
Yeşillik çevremde dolduğu kadar
Mavi gök bende yedi rengin
yorumunu buldu
Aldığı her renk ile sevgi ile doldu
Taşlara baktı
da hiç birine uymaz dedi
HAMZA DOST sevgiden öte aşka düştü
Taştan rengi sorarsan
Birliğe vardık der
Maviden yeşile
bilgisinde hükmeder
Konuya günün yorumunda yer verilmesin
Çünkü
gelene açıktır
Konunun açıklığı kainatın açıklığına denktir
Ne
var ki taşların rengi cümlesine ahenktir
Her bir taşta yedi
rengin mevcudiyeti bağlıdır
Dağların gücünde kayanın sesi
vardır
Onun için her yorum yetersiz kalır dedi
HAMZA DOST selamladı
Saymaya doğduğumuz gün başlarız
Duyduğumuz gün gerçeğin
aynasından bakarız
İşte o zaman, o an gerçeğe doğuştur
Kendine
soracağın nedir;
Neden geldim?
Neyi buldum?
Nereye gideceğim?
Gönülden aldığın seste
Gerçeğe Gerçeğe Gerçeğe diye
çağrı varsa
Mutlusun umutlusun dedi
AHMET YESEVİ sözden
aldığını
Öz ile verdi cümlenizi selamladı
Birden bine, binden bire hep döneriz
Aşkına düştük, yanar
yanarız
Bir ömür gider de, boşa sanırız
Bir sözden, bir gözden
Binbir umut dalına konarız
İşte o dal bize neler verir
Bizi
nerden alır nereye götürür
Kayguyu nerde bitirir
Yaz dostum yaz,
yaz..
Seni de bilenler bulur
Bulduğu her konuda dostunu görür
Gezdiğin yollarda bekleyenler var
Gönülden gönüle ekleyenler var
Gerçeğe açılan kapıda durmadan geçelim
Saymayı bildi isek
dostluğu seçelim dedi
YESEVİ selamladı
Aydan yıldızdan sorduk;
Sevgide bütünlük mü gerçeği aydınlatır?
Elbet dediler
Bir güneşten birbirinin aldıklarını söylediler
Her biri binbire iletir
(Soru: Birbirinin
katı mıdır?) Eyvallah
HACI BEKTAŞ
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|