18 NİSAN 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Mağmum yumağını sarar
Önüne gelene huzur sorar
Huzuru kul kendi bozar

Yoktan var eden
Dünyayı halkeden
ADEM’e can veren
Canından can koparan

Dert edene şaşarım
Ona üzgün bakarım
Ömrünü kısaltır
Gönlünü karartır
Simasını sarartır
Nurunu kaybeder
Çünkü şüpheye düşer

Allah’ım kuluna hayır olanı verir
Yere kurulsa sergi
Sergiden ne alırsın?
Elbet satılanı
Senin serginde de
Ne varsa onu satarsın

Aman dersen
Yolu ararsan bulursun
Olmuşsa yolunun amade kulu
Bulur Allah’ımı
Yumuşak olana mı?
Gönülden uyana mı?
Allah’ım diyene mi? denir. Hepsi.
Siz de dileyin
Cümleye deyin ki;
Makbul dua olsun
Allah’ım tez versin
Dilekler, genişliği nispetinde olumunu bulur
Güneşin ışığı da
Sıcağı da cümleye gelir
Havanın sıcağı da
Soğuğu da cümleyi bulur
Onun için duanız
Genişledikçe makbuldür
Müyesser kulun dileği
Neden tez günde olur?
Olacaktan gayri dilemez de ondan
Yalnız ben demez de ondan
Allah’ımın verişinden
Şüpheye düşmez de ondan

Geldiysen dünyaya
Dönüp bakma arkaya
Geldim giderim
Yundum uyarım
Mümin yumuşak oldum bilirim
Çünkü dünyaya değil
Yaratanıma sığınırım

Yol mu kulu eğitir?
Kul mu yolu eğitir? Deyin.
Yolun kula verdiği
Membaına götürdüğüdür
Kulun yola verecek
Yalnız gönülcüğü vardır
Olmuşsa gönül bağın
Dumanı verse dağın
Yolunun gidişi seni ayıltır
Ben bana münasip yoldan geldim söz ile
Gelsen dedim biz ile
Verdim elim saz ile
Manasını bilin;
Sazın yolu, sözün sonu
Kulun canı kıymetlidir
Kıymetlidir çünkü, olmuş,
Yumuşak söz diler ayağına
Günden, günü gelenden demek
İzinden çıkmaktır
İzinden çıkmak
İsyan etmektir
Mizacıma uymaz
MEVLÂNA Allah’ımın izninden çıkmaz

Eşin eşe sözü geçer
Demeyin senin benim
Ayrılık yok
Ne var ki,
Büyük olana
Büyük söz düşer
Danışını büyüğünden bul
Ben Ulu’yum
Allah’ımla doluyum
Kararım uygun mu? deme
Şüpheye düşme
Allah’ıma sığın, öyle başla
Hayır ise oldurur
Olmayanı döndürür
 



Dünyanın oluşuna
ADEM’in doğuşuna
Şaşmak ne garip
Ol dedi oldurdu
Bir ADEM’e dünyayı uydurdu
ADEM’in yaratılışı
Dünyayı doldurdu
Bu alemde
Var da bir, yok da bir
Hayalin yolundan geçir
Ayna yüze bakar
Gülene güler
Ağlayana ağlar
Hayat da öyledir
Gül ki gülsün
İyi gün seni bulsun
Arama etrafını münasip değil
Bulduğun aldığın karışık değil
Elden çıkmaz
Geri gitmez, uzamaz kalmaz

OMAR der ki;
Elden alma, elden de olma
Elindeki ile kanaat et
Elinde olanın kıymetini bil
Yoldan kuldan bilme
Gelse diye üstüne varma
Günü gelir, Allah’ım izin verir
O seni bulur
Rüzgâr eser, koş tut
Tutamazsın elbet
Bu da öyledir
Olsa olsa, rüzgarın attığı
Eline bıraktığı yaprak gelir
Senin alman değil
Yerden her kul alır
Yelden gelsin ki, eline kalsın

YUNUS’um, geldim
Yumuşak gönüllerde
Allah’ımın yoluna edilen duaları duydum
Ne mutlu dedim
Gönül kaygusunu gönül atmış
Allah’ımın verdiğine
Kader demiş yatmış
Yumuşak olmayan
Yuvasına zehir verir
Dünya nimetine gark etse
Acı ile karışır
Yudumunu alan
Yumuşak olsun
Verdiği lokmayı
Bala bulasın
Tatlı desin, tatlı yesin
Midesine tıkmasın
Müsaade diledim
Niyazımı edeyim diye
Kuyusundan su istedim
Sahibini buldum
Kovası kırık, ipi çürük dedi
Beni atlattı
Kimin atladığı Allah’ımca malum
Su bulunmaz mı?
Allah’ım yol vermez mi?
Ben buldum, yundum
Niyazımı ettim
Kaybım olmadı
Kulun kuyusuna baktım
Kula su vermedi
Suyu kaçmadı
Kuyu çöktü
Demeyin, Kuyu çöker mi? Evet.
İsteyene vermek
Ne büyük sevap
Mümin kulun yoldaşı çok olur
Yumuşak kulun haldaşı çok olur
Olmuş kulun niyazı çok olur
Ne var ki, olmuş kulun dileği
Kendi için değil
Kefili olduğu kulları içindir
Dilekleri onun için makbuldür

MEVLÂNA’yı ananlar
Ona dua edenler
Göç günü gelende
Elimi tutsunlar

Ağlarken coşana
Allah’ına koşana;
Aşık derler
 

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah