|
MEVLÂNA’yım ben!
Hasretini alanla
Kaderine uyan birdir
Kudretini bilince
Gelen
gider deyince
Her yol bir gidiştedir
Gidişi görüştedir
Gelenin selamı
var
Dönenin kelamı var
Kahır ile, kaybına
Yersizdir demeyen
Kazancını
görür
Saman çöpü ile gelmez
Gelse de yer doldurmaz
Ağırlık vermez
Tavan niye örtülür?
Dört duvarı dengelesin diye
Görgü niye sevilir?
Kula yardımcı olur diye
Bende hepsi var diyen
Kendini hazır görendir
Camın yapılışı
Çamın dikilişine uymaz
Çamın verdiği havayı
Cam ardından
alma
Cam ne kadar gerekli ise
Çam ile bağdaşmaz
Senin zararlı gibi
gördüğün her şey
Aslında gereklidir. Yaratılamaz.
Aymak, ne çamın
havasından
Ne camın yasasından
Çam dikilir, kendi halinde büyür
Cam
kapıya takılır
Kulu kendine vazifeli kılar
Kendine beni esir etti
demeyin
Kula söz söylemeyin
Cam ve çam misali
Sen ona hizmet edersin
Amma o da senin dört duvarının geçidi olur
Kolun vergisi
Kulun kaygusı
olmasın
Sarnıca balık atsan
Beslensin desen
Ölüsünü bulursun
Sudur?
dersen
Balığa dünya olacak su değil
Atın verimi alışından değildir, görgüsündendir
Yuvayı yapan dişi kuş ise de
Çatıyı örten erkek kuştur
Yuvanın temeli
denmesi budur
Kadına söz edilmez, bilinsin
Duvar olmasa çatı vurulmaz
Ne
var ki çatıya levha konmaz
Duvara çakılır, sıvası dökülür. Olay budur
Çatıyı zayıf görürsen
Ortaya çatma koyarsın
Kadın, her dünya gününde
Fedakarlığını gösterir
Fedakarlık, kula yersiz
Fedakarlığın tarifini
bilmeyince
Söz söze çatışır
Fedakarlığın tarifi;
Sevmeyeni sevdin mi?
Sevgiden mahrum kaldın mı?
Kaldığın dünya kulu
Aldığın Yüce’nin yolu
Fedakarlık yine yok
Kazanç çok
Söz bağlandı
Gelen kimdi bilir misiniz?
Söz ciddiye bağlananda
Gelen
Hz.ÖMER olur
|
Gümüş yolun açısı
Altın yolun kapısı olsun
Kabın içine
konan yağ ile su
Sebze ile et karışır, pişer
Ne pişerse pişsin
Kaşığına
gelsin
Mideye girsin
Söz edilmesin
Böyle olsa denilmesin
Kulu
terbiye edeyim diyen
Yıkanmış çamaşıra ütü vurandır
Çok kızgın ütü
vurursan, sararır
Yakandan olma, tutandan ol. Ütüyü derim.
Kasıt ile
yapılan kaideyi bozar
Çatıyı çemberinden çıkarır
Neden erkekten
dersiniz
Binayı olduğu gibi almazsınız
Kulunun aldığını
Allah’ım verir
Kulunu, esirgeyen görür
Çamın gövdesi
Yuvaya sırt verse de
Sen yine
duvarını koru
Dıştan gelen desteğe güvenme
Gecede söz yetsin
Sunduğum bilinsin
Baktığın yerde ne görsen
Sevgini
alsın
Azlıkla yerinme
Çoklukla gerinme
Güzelliğe güvendiğin gün
Kaybına
imza atmış olursun
Evvel O'ndan aldığım
Son nefesin verdiğim
Dünya
deyip gördüğüm
Hep O'nun nuru idi
Nuru gönülde kaldı
Nardan gelmesen
Nurunu bilemezsin
Nazına katlanmasan
Nazanı bulamazsın
Dünya yaşantısı
nazıdır
Dünyada ne görürsen
Nelere katlanırsan
Dünyanın sana nazıdır
Güçlük, duman dağılıncaya kadardır
Nasıl ki ocağı yakarsın
Dumanı tüter,
Dumanı geçer kor olur
Beklemeyi yol bil
Kalırım deme, gününü sorma
Güğümün boş iken
Verdiği ses gürültüdür
Dolsun dersen
Kaderinin
yoludur
Eğer kaderinin güzelliğini
Güğümün boşluğuna
Veya doluluğuna
bağlarsan, yanılırsın
Bir lokma ekmeği
Bir ömre harcarsın
Yavaş yavaş
bellenir
Ahiret kapısı beklenir. Amin.
Kaderin kapadığı yerde ömür biter
Ağaç yaprağının dökülmesini diler
mi?
Yumuşak yolun yolcusuna
Yumuşak söz edilir
Ne var ki naz ettiği
görülür
Naz, nazana yapılır
Nazan da sevgilidir
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|