26 AĞUSTOS 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yolumuzu alana
Yerimizi bulana desem yersiz
Yolumuz da gönlümüz gibi
Her gelene açık
Denmesin gidene
Hak denilsin kuluna
Can bedende oldukça
Dünya güzel dendikçe
Gezmek görmek helaldir
Hak elden gitmez
Hak’tan uyan yanılmaz
Yanlış gibi gelse de
Arabanın tekerleği fırlasa da
Yol aynen gider
Kul yoluna devam eder
Aşını yersin
Ne tatlı dersin
Tadını vermek için
Acı biber de koyarsın
Hayatın tadı
Acı karıştıkça bilinir
Gürleyen suyun akımı çoktur
Yıkımı olsa bile
Yediğin sende kalsın
Dediğin benden olsun
Sohbet soframız kurulsun
Çorbaya kaşık atılsın
Çorba kaynarsa
Kapak oynar ses verir
Yumuşak kaynayan
Geç pişse de ses vermez

Asmayı yerinde gör
Duanı serinde ver
Ateş yansın kor olsun
Duman bacadan gitsin
Ahdini, güdüme değil
Verime harca
Tutana değil satana
Ahd ile baht beraber olmaz
Dileğine uymaz
Ne var ki,
Uymasa da hayırdır, uysa da
Aşağı inen, dönüşü düşünür
Aştığı yeri sayar
Yukarı çıkan
Bastığını sayar
Bir tepsi aşı sofraya sunarım
Yolun gidişi, kulun görüşü
Benden sorulmasın
Bildiğinizden ayrı değil
Hususiyet olmadı
Bildiğiniz yerde
Bildiğiniz kadar kalsın

Uykudan kalkarsın
Bahaneyi;
Ne havaya ne bedene yormayın
Akan suyun gürültüsüdür uyutmayan
Uykudan şikayetçi olan
İbadet ile geçirsin
Gününü boş harcamasın
Ne var ki,
Uykusuzluktan şikayet eden her kul
Aynı yolu tutsa
Boşluğu doldurur
Allah’ım cümleden razı olsun



Uzaklık sizin gözünüzde
Sevdiklerimiz bizim gönlümüzde
Sofra kurulur, aş konur
Hangi kul gelmez?
Aşa el atmaz?
Meğer ki hasta olsun
Tatlı aşa küskün gelsin

Gemiye kaptan olsan
Dilediğini alsan
Alır mı? diye düşünme
Alabildiğince dolar
Gönlünü hoş tut, gayeni boş
Yuvanı boş etsen
Günün hoş olmaz
Kumun ettiği değil
Güttüğüdür asıl olan
Kum, rüzgar ile eser
Gözüne kaçar
Canını yakar
Kum kötü müdür?
Sebep rüzgardır
Rüzgar kötü müdür?
Olacak, gelecekten sorumsuzdur
Gelecek, gidecekten sorumsuzdur
Akacak nehir, depoya konmaz
Akmasın diye saklanmaz
Akacak, duracaktan sorumsuzdur
Olacağa uyalım
Sert geldi demeyelim
Sorumlu kılmayalım
Şeker alırsın yersin
Sert olanı da seversin
Yumuşağı da
Dendiği gibi dişinle ezmezsin
Diş kırıldı demezsin
Şekeri ye, suyu iç
Oh ne tatlı imiş de
Güçlüğü sen kaldıramazsın
Ağır yük dersen
Dediğini nasıl kardırırsın?
Tutan anlar, tadan bilir
Tatlı idi der içine sindirir
Yol adınla açılır
Taş adımla geçilir
El verirsen tutulur
Gayret gösteren
Kuvvet bulur
Yumuşak duran
Muradını alır
İki taş çarparsa kırılır

ALLAH’ıma emanet olasınız

Gayretini görendenim
Almasını bilendenim
Taç giyen diklenmesin
Taht gören yere inmesin
Sunduğum gönülden çıkmasın
Merakını kenara ayır
Beden olsa da
Sana gelse de
Kul ayırma, taç giydirme
Her kul birdir

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah